İçişleri Bakanımızın iktidara yakın bir kısım medyanın da desteklediği köpek toplama kampanyası son bulmak üzere. Bakanımızın anlattığına göre köpeklerin %97 si toplanmış. Demek ki bu iş bitiyor. Epeyi ilginç olmuştu. Süslü teyzelerle devlet gereksiz yere karşı karşıya gelmiş, belediyeler bu kavganın arasında kalmıştı. Bazı belediyeler işi ciddi tuttular; bir sürü gereksiz masraf yapıp köpekler için barınaklar inşa ettiler. Bir kısmı işi kestirmeden aldı, topladıkları köpekleri ıssız, dağlık bir yere bıraktılar. Bir kısmı ise daha acımasızdı, topladıkları köpekleri öldürüp hastalanıp da öldü diye rapor tuttular. Bu işten tek yararlanan mama imalatçıları oldu. Her sokak köşesi kedi köpek mamalarıyla doldu.
Şimdi köpekler bitti; birileri boşta gezen tavuklar konusunu yetkililerin aklına sokmazsa hayvanatla uğraşmayacağız demektir. Önümüzde daha önemli bir konu var: Öğretmenler önlük giymeli mi, giymemeli mi? Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı bir genelgeyle bu yıldan itibaren okullarda uygulanacak yeni kuralları duyurdu. Bu kuralların amacı okullarda disiplini sağlamak diye düşünüyoruz. Kanımızca yetmez ama evet. Bazıları profesyonel eleştiri gerektirmekle beraber biz bu kurallara olumlu bakıyoruz. Bize göre yüksek öğrenimin yerleştirme sorunları, zorunlu lise uygulaması, sınav odaklı eğitimin açmazları öncelikle ele alınması gereken konular.
Ama dediğimiz gibi genelgeye olumlu bakıyoruz. Bu genelgeye göre öğretmenler sınıfa girerken önlük giyecek. Çok doğru bir karar. Hiç olmaza adamın öğretmen olduğu belli olacak. Bazı bayan öğretmenler açık saçık giyinip öğrenciler önünde defile yapma fırsatı bulamayacaklar. Önlük de bir çeşit üniformadır. Yalnız askerlikte değil, birçok meslek gruplarında ve işyerlerinde o işe ait üniforma giyme zorunluluğu vardır. Bir insan üniforma giydi diye kişiliğinden, onurundan bir şey kaybetmez. Üniforma hem tanınmak, hem de düzenli ve dengeli çalışmak için önemli bir araçtır, o kadar.
Şimdi kendilerine solcu diyen ama gerçekte ülkede huzursuzluk çıkarmağı görev edinmiş bir kısım meslek kuruluşları önlük kararnamesine karşı çıkıyorlar. Bildiriler yayınlayıp öğretmenlerin kişilik haklarına ve özgürlüklerine tecavüz edildiği iddiasını ortaya atıyorlar. Bu günlerde hukuki bir süreç başlatmak amacındalar, belki bu işi mahkemede çözeriz diye düşünüyorlardır. Ama eminim yakında mahkeme başvurusu da bunları kesmeyecek sokaklara dökülecekler "öğretmene kılık kıyafet özgürlüğü" diye bağırıp çağırmaya başlayacaklar. Ö kendimize örnek almayı bir türlü bırakamadığımız Avrupa'nın kuruluşları da bunlara destek çıkarak "Türkiye'de öğretmenler faşist, dinci iktidarın baskısı altında" diye yayınlar yapacaklar.
Serdar Cemal Hoca
“Ticaret Odalarında Neden Vizyon Yok?”
Akın Tezel
Önlüklü Mü İstersiniz, Önlüksüz Mü?
Serap'la Tatlı Sert
Bir Sonraki Yangını Bugün Önleyebiliriz
Ayfer Kurt
Paspatur’da Geceye Karışmak
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR