I. Dünya Savaşının ortasında, 1916 yılında Ortadoğudaki İngiliz yetkili Sykes ile Fransız yetkili Picot aralarında anlaşarak kazanacaklarından emin oldukları savaşın ardından bölgeyi nasıl paylaşacaklarına dair bir harita çizerler. Her iki devlet tarafından da uygun görülen anlaşmaya göre Anadolu'nun doğusunda bir büyük Ermenistan, onun güneyinde İngiliz ve Fransız işgal bölgeleri, daha güneyde Suriye, Irak, Lübnan ve Transjordan isimli kukla devletler kurulacaktı.
Bunlardan Ermeni devleti hiç kurulamadı. Nuri Paşa ve Kazım Paşa komutasındaki Türk orduları Hazar Denizi kıyılarına kadar ilerleyerek Ermenileri silip süpürdü. Bu arada Ermeniler de kendi aralarında ihtilafa düştüler. Sonunda komünist yanlısı Ermeniler Sovyet Ordusunun da yardımıyla bugünkü Ermenistan toprakları üzerine Ermenistan Sovyet Cumhuriyetini kurdular. Sovyetler Birliği ile Ankara Hükümeti arasındaki anlaşma ile de doğu sınırlarımız kesinleşti ve Ermenistan sorunu ortadan kalktı.
Güneyde ise halkın direnişi karşısında zaten pek de istekli olmayan Fransızlar Anadolu'dan çekildiler ve yaptığımız Ankara anlaşması ile bugünkü Suriye sınırı oluşturuldu. Güneyimizde kalan eski Osmanlı toprakları ise o kadar talihli değildi. İngilizler daha savaş öncesi hırslı ama akılsız bir adam olan Mekke Emiri Şerif Hüseyini "Seni Arabistan Kralı yapacağız" diye kandırmışlar, o da emrindeki Bedevileri Osmanlı Ordusu üzerine sürerek İngilizlerin tüm Filistin ve Mezopotamyayı işgal etmelerine yardımcı olmuştu. Savaş bitince Emir Hüseyin'e kusura bakma, daha zamanı değil diyerek kapıyı gösterdiler. Böylece planladıkları kukla devletler Fransa ve İngiltere'nin güdümünde kuruldu.
Doğuda ise kendisini Kürt Kralı olarak ilan eden Mahmut Berzenci İngilizlerden bağımsız bir Kürt devleti kurmak için çok uğraştıysa da başaramadı ve İngilizler tarafından yakalanarak idam edildi. Güneyde, Filistinde İngilizlere karşı kahramanca direnen eski Osmanlı Subayı Şeyh İzzettin Kassam da bir kısım başarılar elde etmesine rağmen sonunda İngilizlere mağlup olarak idama yollandı.
Bu sırada Anadolu'da yeni kurulan Türk devleti Yunan işgali ile uğraşıyordu. İngilizler savaştan sonra Türklerin toparlanarak kaybettikleri Ortadoğu topraklarını yeniden ele geçirmek için harekete geçeceğini biliyordu. Bu nedenle Yunanlıları silahlandırarak Anadolu üzerine saldılar. Amaçları Türklerin elinde kalan son gücü de tüketerek hareketsiz kılmak idi. Bu konuda da başarılı oldular. her ne kadar Yunanlılar yenilip ülkeden kovulmuşsa da milletin varı yoğu tükenmiş, hareket edecek gücü kalmamıştı. Sonunda Lozan anlaşmasına istedikleri gibi bir madde koydurdular ; madde şöyle diyordu
"Madde 27 — Türkiye Hükümeti ya da Türkiye makamlarınca, Türkiye toprakları dışımla, işbu Andlaşmayı imzalayan öteki Devletlerin egemenliği altında ya da koruyuculuğunda bulunan toprakların yurttaşları ile Türkiye’den ayrılan toprakların yurttaşları üzerinde siyasal, yasama ya da yönetimsel konularda, her ne nedenle olursa olsun, hiçbir yetki ya da yargı hakkı kullanılmayacaktır.
Şurası da kararlaştırılmıştır ki, İslam dini makamlarının dinsel yetkilerine bir zarar gelmemektedir. "
Bu maddeye göre Türk Devleti I. Dünya Savaşında kaybettiği topraklar üzerinde hiçbir hak iddia edemeyecekti. Bu madde Osmanlı devletinin yok oluşunun belgesiydi. İngilizler ve Fransızlar II. Dünya Savaşı sonrasına kadar Orta Doğu'yu ellerindeki kukla devletçiklerle istedikleri gibi yönettiler. 1948 de ise oyuna yeni bir aktör katıldı. Milyonlarca Filistinliyi yerlerinden yurtlarından ederek dünyanın dört bir köşesinden getirdikleri Yahudilerii buraya yerleştirip İsrail Devletini kurdurdular. Amaçlar Araplarla İsraili sürekli çatışma halinde tutup bölgeye egemen olmaktı.
1970 lerde bir başka oyuncu, Kürtler PKK eliyle oyuna yerleştirildi. PKK, her ne kadar adı Kürdistan İşçi Partisi olsa da aşırı ırkçı Kürt milliyetçisiydi. Bir başka özelliği de İslama karşı oluşuydu. Böylelikle Kürtleri Müslüman Arap ve Türklerden ayırma oyunu da başlamış oldu. Aynı oyunlar Türkler ve Araplar üzerinde de oynandı. Kendilerine çağdaş ve laik sıfatı yakıştıran gruplar bir taraftan Arapların kulağına "Osmanlı sizi yıllar boyu sömürdü" diye fısıldıyor, öte yandan Türklerin kulağına da "Araplar I.Dünya Savaşında size ihanet etti" yalanını dolduruyorlardı. Bir arada olurlarsa Ortadoğuda ses getirecek olan yaklaşık 200 milyonluk bir kitleyi böylece etkisiz hale getireceklerini düşünüyorlardı.
Şimdi işler değişti. Türkiye 1923 Türkiyesinden çok farklı bir yerde. Siyasi, askeri ve ekonomik bakımdan çok daha güçlü. İsmi Rusya, Çin ve ABD ile birlikte anılmaya başladı. Batının kendisine koymuş olduğu ve o tarihlerde zorunlu olarak kabul ettiği sınırlamaları aşacak güçte. Yanı başındaki Suriye'yi bataklıktan kurtarıp desteğini sağlamış. Bir de Batının durumuna bakalım, Batı Trump ile karşıtları arasında bölünmüş durumda, ne yapacağını şaşırmış bir halde oraya buraya yalpalıyor. Bir de Trump'ın ağzından dinleyelim. Trump son İran-İsrail savaşı sürerken kendisine Şaha destek vermesi konusunda öneride bulunanlara şöyle diyor "Şimdi Şahı işe sokmanın zamanı değil. O zaman işler karışır. İran 100 milyon nüfuslu bir ülke, ayrıca bol miktarda petrolu de var. işimize bakalım". Trump'ın Ankara büyükelçisi ve Ortadoğu temsilcisi Tom Barrack da aynı şeyleri söylüyor. Rojava'daki PYD yönetimine özerkliğe karşı olduğunu özellikle hatırlatıyor.
İşte Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın üstüne basa basa söylediği Türk, Kürt ve Arap birlikteliğini İslam şemsiyesi altında ve Türkiye'nin önderliğinde gerçekleştirmenin tam zamanı.
Serap'la Tatlı Sert
“Muğla’nın Mimarisini Korumak Hepimizin Sorumluluğu”
Akın Tezel
Yılan Aynı Delikten İki Kere Sokmazmış
Serdar Cemal Hoca
Ortaca’da Bir Annenin Çığlığı: Mevzuat mı, Vicdan mı?
Cemal Demirtaş
BEŞ SAAT BEŞ SANİYE
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...