Bundan birkaç yıl önce iktidara yakın bazı medyada sokak köpeklerinin zararları hakkında yayınlar başladı. Bu yayınlar giderek artarak köpeklere karşı medya aracılığı ile yapılan nefret söyleminin boyutları da artarak şiddetlendi. Dişlerinden kan damlayan canavar köpek suretleri medyayı işgal etti. Hergün gerçek olup olmadığını bilmediğimiz bir köpek saldırısı haberi bizlere iletildi. Bu haberler yapılırken yalana başvurulmaktan da çekinilmedi. Şöyle ki kişiler hakkında yalan haber yapsanız o insanı mutlaka koruyan ve kollayan birisi çıkar ve sizden bir şekilde hesap sorar. Falanca kişinin filanca kişiyi sokakta görüp dayak attığı konusunda bir yalan haber yazsanız, dayak attığı iddia edilen kişi olmasa bile yakınları karşınıza dikilir. Ama zavallı sokak köpeklerinin böyle bir imkânı yoktur. Hele bu hayvan sokağın köşesinde uslu uslu pinekleyin bir garipse olaydan haberi bile olmaz. Ama bir gün insanlar gelir onu yerinden kaldırır, alıp bir bilinmeze götürür.
Ortalık biraz kızışınca devreye yetkililer girdi. Yeni bir yönetmelik çıkarılarak sokaktaki bütün sahipsiz köpeklerin toplanıp barınaklara götürülmesi kararlaştırıldı. Başta bir kısım belediyeler bu işi ağırdan aldılar. Hem barınakları yoktu, hem de bu köpekleri besleyecek gelirleri. İktidara yakın bazı belediyeler ise yangına körükle gitti. İş sonunda iktidar muhalefet çatışmasına dönüştü.
Başta süslü teyzeler olmak üzere köpekleri sahiplendiler. Bir taraf köpeklerin ne kadar canavar olduğunu anlatmaya çalışırken diğer taraf da sanki bunlar gökten inmiş meleklermiş gibi bu hayvanları yücelttiler. İş çığırından çıktı.
Her şehirde belediyeler tarafından köpek barınakları yapıldı. Bazı yerlerde ise özel şahıslar kendi arazilerinde köpek kampları kurmaya başladılar. Sokakta kendi hallerinde beslenen hayvanlar barınaklara kapatılınca bunları doyurmak için büyük bir mama endüstrisi gelişti. İşin sonunda mamacılar zengin oldu.
Bu arada bazı komik olaylar da olmadı değil. Geçen yolda yürüyordum. Karşıda orta yaşlı bir kadın gözüme ilişti, oldukça iri göğüsleri vardı. Vücuduna baksanız çelimsiz gibi ama göğüsler iki kişilik, maşallah balkon gibi. Yanına yaklaştım baktım ki bu şişkinlik göğüslerden ileri gelmiyormuş. Kadın boynuna bir torba asmış, içinde de ufak,el kadar bir köpek. Sonunda olacağı buydu.
Köpek kavgasının sosyal boyutları da oldukça ilginç. İktidar yanlıları önceleri büyüklerimizin bildiği bir şey vardır deyip bu köpek katliamına onay verir gibi oldular. Ama ortada ciddi bir sorun olmadığı anlaşılınca şimdilik düşünceye daldılar. Birileri çıkıp Almanya'da sokak köpeği yasak diye Almanya'yı örnek veriyor. Siz değil misiniz Batı bizim kültürümüzü yok ediyor diye ağlayan. Bu ne perhiz, ne lahana turşusu. Öte yandan iktidar yanlıları arasında sokak hayvanlarına sahip çıkan çok sayıda insan var. Benzer bir şekilde muhalefet içinde de hayvan severler olduğu gibi onlara karşı olanlar da var. Yani bu işten bir iktidar muhalefet kavgası çıkmaz. Olsa olsa iktidarın bir kesimi ile muhalefetin bir kesimini birbirine yakınlaştırır oluşan tepkiler.
Bu konuda bizim görüşümüz şöyle,sokak hayvanları, köpek olsun, kedi olsun Türk İslam şehir hayatının bir parçasıdır. Şu veya bu nedenle bunlar yok edilemez. Bırakalım köpek ve kediler özgürce sokaklarımızda dolaşsınlar. Kuduz tehlikesine karşı bunları aşılayalım. Zaten kuduz salgın yapan bir illet değildir. 60 lı yıllarda senede 40-50 kişi kuduza yakalanıp ölüyormuş. Son on yıldır ise yılda bir iki ölüm vakası. bazı yıllar hiç yok. Yani bu sorun sokaktaki köpekleri toplamaya başlamadan çözülmüş. Bunların beslenmesine gelince zaten büyük şehirlerde fazla çoğalma olmaz, trafik, sıkışıklık, besinlere ulaşım zorluğu bunu engeller. Kalanı ise hayırsever vatandaşlar, çöp tenekeleri, kuş ve diğer kemirgen hayvan ölüleri aracılığıyla çözülür. Şunu da unutmamak gerek,özellikle sokak köpekleri insanlarla iç içe yaşamaya alıştıkları için saldırgan değildirler. Siz onların üzerine gitrmezseniz onlar da size bir şey yapmazlar. Söylenildiği gibi küçük çocukları parçalayıp mideye indirmezler. Kızgınlık anlarında sürüler halinde dolaşırlar. O zaman onlardan uzak durun yeter. Bir kısım zararlı ırklar vardır, bunlar saldırgandır ve yakaladıklarını parçalarlar. Bunların üretilmesi zaten yasaklanmıştır. Sahipleri de ciddi bir şekilde cezalandırılmalı ve bu hayvanlar kesinlikle serbest bırakılmamalıdır.
Bir sözüm de yetkililere. Özellikle İstanbul Valisi Sayın Gül işini gücünü bırakmış köpeklerle uğraşıyor. Önerim şudur ki köpeklere ayırdığı zamanının bir kısmını şehirde serbestçe dolaşan tinercilere, uyuşturucu satıcılarına, LGBT destekçilerine, eli kanlı magandalara ayırsın. Bu arada son olarak İstanbul Lisesinde sömürgeci ajanı gibi elini koluna sallayan Alman Vakıfları personelinin kulağını hafifçe çeksin. Bu işi de vatandaşa bırakmasın.
Ayfer Kurt
Yarımada Yolunda Denizle Konuşmak
Akın Tezel
Kedi Köpek Üzerinden Siyasi Hesaplaşma
Serdar Cemal Hoca
İNFAK VAKTİ
Serap'la Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR