Filistin'de İsrail'li işgalcilerle Hamas direniş örgütü arasında imzalanan ateş kes sonrası şimdilik sessizlik hakim. Başta Türkiye olmak üzere çeşitli ülkeler tarafından gönderilen yardımlar Gazze'ye ulaşmaya başladı. Gazzeliler uzun yürüyüş kolları halinde yıkıntı halindeki evlerine dönüyorlar. Herkeste bir iyimserlik hakim.
Başta ABD Başkanı Trump zafer kazanmış bir komutan edasıyla ortalıkta dolaşıp duruyor. Yıllardır süren savaşı sanki kendisi bitirmiş gibi böbürleniyor. Öte yandan ateşkesin sağlanmasında önemli katkısı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi bir tavır belirtmese bile çevresindekiler tarafından barışı getiren adam olarak kutlanıyor. Erdoğan'ı en çok alkışlayanlardan biri de Trump. Gün aşırı "Erdoğan büyük adam, Türkiye büyük ülke" gibi söylemler ağzından düşmüyor. Kanımızca Başkan Trump Erdoğan kızar da ateş kes sürecine taş koyar diye korkusundan ona sürekli yağ çekiyor.
Dünyada ise bir sevinç var, meydanlara indik, Filistin davasını destekledik, galip geldik diye düşünüyorlar. Gerçekten de dünyanın bu baskısı olmasaydı belki İsrail saldırıları uzun bir süre daha sürecekti. Ama bitti. Şimdi yeni bir süreç başladı.
Bu yeni süreç eskisinden daha karmaşık ve uzun olacağa benziyor. Bugün neler olduğunu anlayabilmemiz için öncesini bilmek gerek. Bundan 2 bin küsur yıl önce vatanları olan Filistin'den ayrılmak zorunda bırakılan Yahudiler uzun yıllar geriye dönüş hayaliyle yaşadılar. Zira dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olan bu topluluğun başka topraklarda yeni bir vata edinme şansı yoktu. 20. yüzyılın başlarından itibaren İngilizlerin de yardımıyla Filistin'de toprak satın almaya başlayan Yahudiler için II. Dünya Savaşı sonrası gün doğdu. Bu savaşta Nazi Almanyası tarafından soy kırıma uğratıldılar. Milyonlarcası hayatını kaybetti. Savaş sonrası dünya kamuoyunun da desteği ile o sıralarda İngilizlere ait olan Filistin'in bir bölümünde İsrail devletini kurdular.
Bu tarihten sonra özellikle başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin desteği ile sınırlarını genişleterek sürekli Filistinlilerden toprak kazandılar. Batının İsrail'e desteği duygusal olmaktan öte bir anlam taşıyordu. Onlar bu devleti tüm başta Filistinli Araplar olmak üzere tüm İslam dünyasının içinde fitne ve savaş ateşini körükleyecek bir kuruluş olarak planladılar. Plan gerçekten yıllar boyu çok iyi işledi. Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır, hatta İran bile bu kavgadan nasibini aldı. Ancak son yirmi yıldır Filistin'de ortaya çıkan Hamas direniş örgütü Batı'nın bu kusursuz işleyen planına çomak soktu. İsrail'e karşı Gazze'de başlattığı silahlı direniş hareketiyle bu ülkenin başına bela oldu.
Sonrasını biliyoruz. Günümüze geldik. Bundan sonra ne olacak. Yarın Kahire'de aralarında Trump ve Erdoğan'ın da olduğu birçok devlet başkanı toplanıp Filistin'in geleceğini konuşacaklar. Şimdilik bu denklemde Rusya ve Çin ortalıkta görünmüyor. Onlardan kalan boşluğu da Erdoğan dolduracak gibi. Öncelikle şunu belirtelim, iş artık İsrail'in elinden çıktı. Dizginler şimdi Batı'nın elinde. Batıyı da Trump ve toplantıya katılan isimler temsil ediyor. Tabi bu isimlerin Batıyı ne ölçüde temsil ettiği de merak konusu. Burada iki devletli bir Filistin konuşulacak. Bir tarafta Müslümanlar, bir tarafta İsrail. Müslüman Filistin'in ise Batı yanlısı bir yönetime sahip olması dayatılacak. Hamas'ın silah bırakıp giderek kendini feshetmesi talebi şimdiden konuşulmaya başlandı bile.
İşte burada çok dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var. Gözü kapalı Batı'ya hizmet edecek bir Filistin devleti tüm direnişin sonu olur. Şimdiye kadar verilen on binlerce şehidin kanı yerde kalır. Ancak Filistinlilerin de tüm Yahudileri denize dökmek , Filistin'in tamamını kurtarmak sevdasını tek etmeleri gerekir. İsrail'de yaşayan sayıları on milyona yaklaşan Yahudiyi yerlerinden etmeyi istemek pek akıllıca bir iş değil. O halde Araplar ile Yahudilerin aynı topraklar üzerinde birlikte iki ayrı devlet halinde yaşamalarının bir yolunu bulmak gerekiyor.
Burada ABD'nin tutumu ön plana çıkıyor. Trump gerçekten İsrail'i Ortadoğuda bir sorun üretme aracı olarak kullanma alışkanlığını bırakır mı? Görebildiğimiz kadarıyla, ki özellikle Suriye ile ilgili davranışı göz önünde bulundurulursa ,ABD yönetimi bu bölgede fazla karışıklık istemiyor. Bu durumda en azından kendisine düşman olmayan ve İsrail'i ortadan kaldırmak talebinde bulunmayan bir Filistin yönetimiyle çalışabilir diye düşünüyoruz. Ancak Batı'da henüz güçlü bir lobi olan küreselci çeteyi de unutmamak gerekir.
Bu açıdan bakıldığında Filistin sorunu ABD'de Trump ile kürselci çete arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam edecektir. Küreselciler devlet mekanizması içindeki adamlarıyla bölgede bir kısım kışkırtmalar yapabilir. Tarafların bu bakımdan .çok dikkatli olması gerekir. Çünkü çakılacak küçük bir kıvılcım yine günlerce sürecek bir çatışmaya neden olabilir. Türkiye'ye ise henüz görevi tam ayrıntılarıyla belli olmasa bile bölgede kurulacak barış gücü içinde önemli görevler düşmektedir. Allah Filistinlilerin yardımcısı olsun.
Serap'la Tatlı Sert
GERÇEK YATIRIM DOSYALARI AÇILDI… HAYAL PROJELER SINIFTA KALDI!
Akın Tezel
Yılan Aynı Delikten İki Kere Sokmazmış
Serdar Cemal Hoca
Ortaca’da Bir Annenin Çığlığı: Mevzuat mı, Vicdan mı?
Cemal Demirtaş
BEŞ SAAT BEŞ SANİYE
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...