Değerli arkadaşım Efsane Kaçmaz geçtiğimiz gün önümüzdeki Ocak ayında yapılması beklenen Fethiye Esnaf Odası seçimlerinden söz ederken siyaset dışı kalmak konusunda oldukça önemli görüşler ortaya atmış. kendisine büyük ölçüde katılıyorum. Ancak gazetecilik kimliğini öne çıkarma, tarafsız görünebilme çabasıyla konulara derinlemesine incelemekten sakınmış. Biz siyasi kimliğimizi önde tutarak onun anlatamadıklarını anlatmak istiyoruz.
Siyaset sözcüğünün anlamı şöyle gösteriliyor : Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder. (Wikipedia) Bu tanıma göre toplumsal yaşamın her alanında oluşan hareketler siyasetin ilgi alanına girer. Bu açıklamadan yola çıkarsak, siyaset üstü veya siyaset dışı sivil toplum diye birşey olamayacağını anlamış oluruz.
O halde siyaset dışı sivil toplum neden bazı çevrelerce kutsanıyor? Bunun cevabını 1945 yılında ABD öncülüğünde tüm Batı dünyasına dikte edilen Bretton Woods Anlaşmasında bulabiliriz. Bu anlaşma ekonomik bir düzenleme olarak görülmekle birlikte ABD ve diğer birkaç kapitalist ülkedeki büyük sermayedarların dünya yönetimine el koyma anlaşmasıdır. Bu kişiler istedikleri gibi takla attırarak ülkeleri birlikte zıplatan dolara egemen olmakla kalmamış insanların nasıl yönetileceğini ve belki de yönetilemeyeceğini gösteren kurallar koymuşlardır.
Parlamenter demokrasi denilen bir ucube ile siyaseti parlamentodaki sonu gelmeyen boş tartışmalar düzeyine hapsetmiş, toplumun sesini duyurabilecek diğer örgütlenmelere ise siyasetle uğraşmayın, siyaset üstü kalın talimatı vermişlerdir. Dünyamız da yaklaşık elli yıl boyunca bu kölelik yönetimine taparcasına bağlı kalmıştır. Örneğin merkez bankaları özerk, yani halkın seçtiği parlamentodan bağımsız olmuştur. İddiaya bunların yöneticileri ülkeleri için en doğruyu bilen insanlardır. Gerçekte bu insanlar Wall Streetteki para babalarının gündemini uygulayan kişilerden başkası değildir. Yine üniversiteler özerk olmuş, başlarındaki yöneticiler öğrencileri sorumsuzca istedikleri yönde, yani küresel çetenin istediği yönde eğitmişlerdir..Sivil toplum örgütlerinin yöneticilerine de siyaset yasağı getirilmiş, tüm görevleri siyasetle ilgili olması gereken bu insanlar sözde siyaset dışı kalmışlardır.
İşte şu anda Fethiye Esnaf Odası seçimlerinde ortaya çıkan anlamsız tartışma da bundan kaynaklanmıştır. Karar verme süreci siyasetin ta kendisidir, oda yönetimleri de karar vermekten sorumlu bulundukları için ister istemez siyasetin göbeğinde olacaktırlar. Aldıkları kararları şu veya bu siyasi düşüncenin doğrultusunda alacaktırlar. Buna karşı çıkmak mümkün değildir.
Ama karşı çıkıyor bazıları. Adam bağırıp duruyor "oda seçimlerine siyaset karıştırmayın". Karışacak arkadaş, sen istediğin kadar bağır, karışacak. Aday üye bu bağırtıdan çekiniyor, ne olur ne olmaz diyor, parti üyesiyse partisinden istifa ediyor. Ben parti gömleğimi çıkardım diyor. Şimdi bu adam siyaset dışı mı kaldı. Yıllardır savunduğu görüşlerini bir kenara bırakıp kendini düşünsel bir boşluğa mı mahkum etti. Kadim CHP'li Veli Uysal abimiz oda yönetimine geçince CHP düşüncesini bırakıp havaya ıslık çalmaya mı başladı. Sonra da birdenbire CHP'li olduğu aklına gelip yeniden Fethiye Belediyesine dönüş mü yaptı. Tabii ki hayır, Tarafsız cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer teröristleri affederken tarafsızlığın neresindeydi? Yine bir Ramazan günü misafirleriyle karşılıklı şarap içip fotoğraf verirken nasıl bir tarafsızlık sergiliyordu?
Yine oda seçimlerine dönelim; zamanın Ak Parti yönetimi ile CHP arasında yapılan bir anlaşmaya göre Fethiye Esnaf Odasında statükonun devam etmesi kararlaştırılmıştı. Ancak genç aday Kamil Mutlu Demirtaş önde gidiyordu. Seçimden bir gece önce Ak Partili Adnan Özal oda yönetimine aday yapıldı. Böylelikle bir kısım Ak Partili oylar Mehmet Soydemir listesine dönüş yaptı. Ve Soydemir seçimleri kazandı, hayırlı olsun. Şimdi bütün bu olanlar siyasetin tanımına uymuyor mu? Ne diyeceksiniz, siyaset yasak mı ? Güldürmeyin kendinizi.
Önümüzdeki oda seçimlerinde de benzer bir gruplaşma var. Biz bu gruplaşmanın sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Her iki taraf da biz siyaset üstüyüz dese biz buna inanmıyoruz. Soydemir ekibi eski düzenin devam etmesini istiyor, en demokratik hakkıdır . Tanıma gelelim "Bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı". Onlar herşeyin eskisi gibi kalmasını istiyorlar. Demirtaş ise bu ilişkilerin ve kaynak dağıtımının daha farklı bir yönde olmasını istiyor.. Mesele bu kadar basit. Düşünün, karar verin.
#Fethiye #EsnafOdası #OdaSeçimleri #Siyaset #SivilToplum #MehmetSoydemir #KamilMutluDemirtaş #Demokrasi #KaynakDağılım #YerelSiyaset #Tarafsızlık #EfsaneKaçmaz
Serap'la Tatlı Sert
Bir Teşekkürden Fazlası
Serdar Cemal Hoca
Biz Mi’rac’ın Neresindeyiz? Yükselişi Konuşup Düşüşü Yaşayanlardan mıyız?
Akın Tezel
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...