Milletvekilinin TDK sözlükteki tanımı şöyle: “Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren
millet temsilcisi, saylav, mebus, parlamenter, vekil.”
Demek oluyor ki millet asil, milletvekilleri de onun görevlendirdiği kişilerdir. Vatandaşın teker teker
ulaşamadığı makamlara ulaşır, milletin isteklerini onlara anlatır, gerekirse bu doğrultuda yasalar
çıkarır.
Bazıları milletvekillerinin her konuyu bilen, anlayan bir çeşit hezarıfen kişiler olduğunu zanneder.
Gerçekte onlar da bizler gibi sıradan insanlardır. Vekillikten önceki meslekleri gereği bazı konularda
uzmandırlar. Ama çoğu konulara herkes gibi yabancıdırlar. O halde karar alıcı durumundaki bu
kişilerin gündemlerindeki konular hakkında doğru bilgilendirilmesi gerekir. Bu görev de siyasi
partilerin ilçe örgütleri ve onlar aracılığı ile tüm vatandaşlara düşmektedir.
Vatandaş taleplerini siyasi parti örgütlerine iletir. Bu arada konu hakkında ayrıntılı bilgi vermeyi ihmal
etmez. Bu talepler de belirli düzen içerisinde milletvekillerine aktarılır. İşte burada sistemin iyi
kurulması çok önemlidir. Çoğu siyasi partide vekillerin etrafı ben bilirim diyen kişilerce kuşatılmıştır.
Bu insanlar vatandaş ile vekil arasında bir duvar gibi dikilmektedir. Bu ilişki çoğunlukla kişisel çıkar
nedeniyle olabildiği kadar farklı nedenlerle de kurulmuş olabilir. Artık vekil halktan uzaklaşmış,
çevresindekilerin bir oyuncağı haline gelmiştir.
Geçmişe dönelim; sanırım 2013 yılıydı. O sıralarda Murt Deresinin islahı söz konusuydu. Ortalıkta
dolaşan iddiaya göre dere tabanı betonla kaplanırsa erozyon önlenecek, böylelikle çamur ve benzeri
maddelerin körfeze taşınması engellenecekti. Biz başından beri bu görüşe karşıydık. Erozyonun
kaynağının orman içi ve çevresindeki gevşek toprak zeminde olduğunu, her yağmurda bunların
dereye aktığını, derenin üstü betonla kaplanırsa bu akışın daha kolay olacağını savunduk. Eskiden beri
de dere alüvyon taşımaktaydı, ancak derenin içinde özellikle yaz aylarında ot ve sazlıklar büyüyor,
sonbahardaki ilk yağışla gelen yoğun çamurun önemli bir bölümü bunlar tarafından tutuluyordu.
Yağmurdan sonra da DSİ'nin araçları gelip bu çamuru topluyor ve gereken yerlere boşaltıyordu.
Bir gün o zaman milletvekili olan rahmetli Ali Boğa benimle görüşmek istemiş. Kitapçı Koray'ın
dükkanında buluştuk. Fırsat bu fırsattır deyip konuyu milletvekilimize açayım dedim. Orada
bulunanlar hemen harekete geçerek konuyu anlatmamı engellemek için ellerinden geleni yaptılar.
Hatta bir tanesi Ali Beyin arkasına geçerek oradan bana sus işareti yaptı. Zar zor bir kaç kelime
anlattım ama bir şeye yaramadı. Demek ki o zaman Ak Parti kamuoyunda derenin betonlanmasının
çok güzel olacağı konusunda bir inanç yerleşmiş ve ben ortaya atılınca bozguncu duruma düşmüştüm.
Sonuç meydanda, çamur derenin tabanından yağ gibi kayıyor. Körfez her gün biraz daha doluyor. O
gün Ali Bey ortamın heyecanına kapılmayıp "Durun, bu konuyu etraflıca inceleyelim" diyebilseydi
şimdi karşımızda farklı bir körfez olacaktı.
Şimdi önümüzde katlı otopark konusu var. Bu konu da tıpkı derenin betonlanması gibi kutsallaştırıldı.
Fethiye'ye bir katlı otopark yapılırsa tüm trafik sorununun çözüleceği konusunda bir inanç insanların
kafasına bilerek ve isteyerek yerleştirildi. Muğla milletvekillerimiz de gelişmeleri izledi. Fırsat bu
fırsattır, katlı otopark yapımında bizim de katkımız olsun diyerek Pazaryerindeki imar planını katlı
otopark yapımına uygun olacak şekilde değiştirttiler.
Şimdi herkes katlı otopark yapılacak, Fethiye'de trafik sorunu kalmayacak diye birşey kalmayacak
diye heyecanla bekliyor.
Acaba öyle mi olacak? Bu gibi kapsamlı imar çalışmaları bir bütün olarak yapılmalı. Soralım: Fethiye
çarşı içindeki trafik hareketliliği ne yönde? Gelen araçlar ne kadar süre park yapıyor. Bunların ne
kadarı Karagözler yönüne transit geçiş yapıyor? Günü birlik park eden araçların ne kadarı müşteri
aracı, ne kadarı bölgede iş yeri olanların veya çalışanların aracı? Okullar, Belediye ve Kaymakamlık
sonsuza kadar bölgede kalacak mı? Yoksa bir kısmının Çatalarık, bir kısmının da başka bölgelere
taşınma düşüncesi var mı? Çarşının ticaret merkezi olan yapısı değiştirilip sadece turistler için bir
yeme içme ve gezinti mekanı olması gündemde mi?
Katlı oto park için kazı yapmaya başladık diyelim. Bu inşaat ne kadar sürer? Hafriyat bölgede ne gibi
sıkıntılar yaratır? Bu esnada pazar yeri nereye kurulur? Kapasite nedir? O sürede mevcut alanda park
etmekte olan araçlar nereye park edecektir? İnşaat dolgu zeminde, büyük yatırım gerektirir, bu para
nereden bulunacak? Belediyenin gücü buna yeter mi? İş bitince Dolgu Sahasının fizik yapısı değişecek.
Bu değişim oradaki konular üzerinde ne gibi etki yaratacak? Mahalle sakinleri topluca göç etmeyi
düşünecek mi?
Bize göre sayın milletvekillerimiz konuyu yeni baştan etraflıca ele almalı. Bir vatandaşımız katlı
otoparkın kapasitesi konusunda rakamlara dayanan etraflı bir araştırma yapmış. Onu ele
geçiremedim. Bu da incelenmeli, tüm taraflarla yeniden görüşülmeli. Konuyu kucağında bulup kara
kara düşünen Ahmet Aras da devreye alınmalı. Onun da fikri alınmalı. Fethiye Belediyesi bir anket
yapmış, bakalım ne sonuç çıkacak. Bu sonuçlar da şayet sağlıklı olursa önemli değer taşır, bunlar da
göz önüne alınıp trafik sorununun çözümü için farklı düşünceler de tartışmaya açılmalı. Bekliyoruz.
Serdar Cemal Hoca
İNFAK VAKTİ
Akın Tezel
Milletvekillerinin Görevi Nedir
Serap'la Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...