Havalar çok sıcak. Biz de ikide bir internete bakıp ne zaman soğuyacağını öğrenmeye çalışıyoruz. Önceki gün gözüme bir havadis çarptı "Türkiye önümüzdeki hafta tropikal gece yaşayacakmış". Dedim ki yandık, bir de bu çıktı başımıza. Meğer tropikal gece sıcaklığın geceleyin 20 derecenin altına düşmemesi anlamına gelirmiş. Rahatladım, çünkü Fethiye dahil Türkiye'nin birçok bölgesinde yaz boyunca gece sıcaklıkları 20 derecenin altına düşmez. Demek ki yeni bir felaket değilmiş bu. Vesileyle işin bilimsel ismini de öğrenmiş olduk.
İlginç olan toplumu endişeye sevk edecek bu haberi sözde gazetecilik refleksiyle bir devlet kurumu olan Anadolu Ajansı'nın yayması. Sonra bizim sevgili basınımız mal bulmuş gibi paylaştılar her zaman yaptıkları gibi. halbuki bizim serinletici haberlere ihtiyacımız var, sıcaklara, orman yangınlarına karşı ne gibi önlemler almalıyız,bunu bilmemiz gerek, korkutulmaya değil.
Şu sıralarda gündemdeki birinci konu ülkemizdeki orman yangınları gibi görülmekte. Geçtiğimiz ay aşırı sıcakların bastırmasıyla orman yangınlarında birdenbire bir artış oldu. Yangınlar çok miktarda orman ve tarım arazisini küle çevirdi. Biz bu durumu olağan karşılıyoruz. Çünkü 40 derecenin üstündeki sıcaklıklarda, nem oranı da %20 lerin altına düştüğünde ormanlarda ateşin yayılması çok kolay olur. Hele örtü altı dediğimiz alanda kuru otlar, kuru dallar ve çam iğneleri varsa bu yayılma daha da şiddetlidir. En ufak bir kıvılcım büyük bir yangına yol açabilir.
Bizim bilimsel açıdan bakmaya çalıştığımız bu olaya çoğu medya ve medyayı kendilerine paravan etmiş bir kısım unsurlar farklı yönlerden bakıyor. Bazıları uçuk teorilerle ortaya çıkıyor. Dediklerine göre uzaylılar gökyüzünde bekliyormuş, ormanları yakıp kendilerine iniş alanı açmak çabasındaymış. Bir kısmı daha insaflı yorum yapıyor. Onlara göre bu yangınlar kürselcilerin işiymiş. Ülkede yangınlar çıkarıp Türkiye'yi tarım açısından zaafa uğrattıktan sonra işgal projelerini uygulamaya koyacaklarmış. Yangınlar turistik yörelerde olsa muhalefetin gerekçesi hazır: "ormanları yakıp otel yapacaklar". Son yangınlar turistik bölgelerden uzak olduğu için bu konuda biraz suskun kaldılar. Her zamanların olağan şüphelisi PKK da şu anda yaya kalmış görülüyor. Sadece barış sürecini sabote etmek isteyen bir kısım milliyetçi görünümlü kışkırtmacı işi PKK'nın üzerine yıkmaya çalışıyor. Eskiden olsa PKK kendi çıkarmadığı yangınları bile üstlenir, kamuoyunda güç gösterisi yapmaya çalışırdı.
Bu arada yangınların gerçek nedeni yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Dikkatsizlik ve umursamamak. Yakalanan insanları görüyoruz, kimisi anız yakarken ateşi kaçırmış, kimisi kaynak yaparken otları tutuşturmuş, kimi yerde çürük elektrik direği devrilerek kıvılcım çıkarmış, bu ve bunun gibi nedenler. Tabi bir kısım yangınlarda sabotaj ihtimali mevcut. Bunu da yavaş yavaş olaylar açığa çıkınca göreceğiz.
Yangınlar bir kısım muhalefetin eline de önemli bir koz verdi. İktidarı eleştirmek için sağlam bir bahane bulamayıp yıllardır söylediklerini tekrarlamaktan başka bir şey yapamayanlar şimdi yeni bir konu buldu. Onların iddiasına gör elimizde yeter sayıda yangın söndürme uçağı yokmuş. Resmi rakamlara göre bu sayı 27. Helikopterlere söz etmiyorlar, çünkü onların sayısı yüzü aşkın. Ve devam ediyorlar "Diyanete ayrılan bütçenin yarısıyla bilmem kaç adet uçak alınırmış. Amaç diyanete bu vesileyle bir saldırı daha yapmak.
Anlaşılan onlara göre bir yangının üstüne sekiz on uçakla birden gidilir ve yangın hemen söner. Bunun yapılamayacağını biliyorlar mı, yoksa kasıtlı olarak mı böyle konuşuyorlar, bilinmez biz yine de anlatalım. Sivil uçaklar olsun, askeri uçaklar olsun yerdeki kumanda kuleleri aracılığı ile yönlendirilir. Kendilerine bir uçuş rotası verilerek bu rota üzerinde uçmaları sağlanır. Ancak yangın söndürme uçaklarının böyle bir yardımcısı yoktur. Sarp dağlarla çevrili bir arazide görerek yangının üzerine gidip suyu boşaltmak zorundadırlar. On beş, yirmi kilometre karelik bir alan içinde hareket ederken aynı zamanda sağınızdan, solunuzdan gelecek başka uçakları kollamak mümkün değildir. Bu açıdan belki iki, en fazla üç uçakla aynı yangına müdahale edebilirsiniz. Bu bile çok riskli olur, her an çatışma tehlikesi bulunur. Hesabı böyle yapınca 27 uçağın yeterli olduğu düşüncesindeyiz.
Bu konuda daha çok şey yazılabilir, ancak bizim de bir kuşkumuz var. Şu günlerde Türkiyenin tüm bölgeleri aşırı bir sıcak dalgası altında. Yangın oluşmasına en açık Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinin bazı illerinde, örneğin Mersin, Antalya, Muğla, Aydın'da olağan üstü bir yangın hareketliliği yok. Yine aynı şekilde Çanakkale, Balıkesir, Manisa sakin görünüyor. Buna karşın yangınlar yaklaşık aynı iklim kuşağında bulunan Bursa, Bilecik ve Sakarya'da yoğunlaşmış. Bunun meteorolojik bir nedeni olamayacağına göre yetkililerin konu üzerinde dikkatle durmalarında yarar var diye düşünüyoruz.
Biz orman şehitlerimize Allahtan rahmet dilerken tüm sağlık çalışanlarımıza da kolaylıklar diliyoruz. Yanan yerler en kısa zamanda yeniden ağaçlandırılacaktır, bunda kimsenin şüphesi olmasın.
Serap'la Tatlı Sert
GERÇEK YATIRIM DOSYALARI AÇILDI… HAYAL PROJELER SINIFTA KALDI!
Akın Tezel
Yılan Aynı Delikten İki Kere Sokmazmış
Serdar Cemal Hoca
Ortaca’da Bir Annenin Çığlığı: Mevzuat mı, Vicdan mı?
Cemal Demirtaş
BEŞ SAAT BEŞ SANİYE
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...