Önceki gün minibüste yolculuk yapıyordum. Karşımda on sekiz, yirmi yaşlarında bir genç kız. Güzel mi güzel. Siyah saçları, kara gözleri, düzgün vücudu, tam da şarkılarda tasvir edilen gibi. Giyimini de fazla abartmamış. Öyle bazıları gibi göbeğini açıkta bırakıp, koluna, bacağına acaip biçimli dövmeler yaptırmamış. Uslu uslu pencereden dışarısını izliyor.
Gözüm takıldı, hayran kaldım. Sonra kendi kendime dedim, bu yaşta elin kızına gözlerini dikmiş bakıyorsun. Bakışlarımı başka yere çevirmeye gayret ediyorum ama beceremiyorum.
Tam o sırada minibüs durakta durdu. Şöyle 16-17 yaşlarında, iri yarı, şişman yapılı bir genç geldi yanımdaki boş koltuğa oturdu. Oturmasıyla eline cep telefonunu aldı, başladı kurcalamaya. Yaklaşık on dakikalık yolculuk boyunca gözlerini telefondan ayırmadı. Bir kerecik olsun başını kaldırıp da karşısındaki kıza bakmadı bile. Tipine baktım, öyle kadınsı, LGBT havası yok. Oğlum sen ne biçim erkeksin? Git kıza sarkıntılık et demiyoruz ama hiç olmazsa göz ucuyla bir bak, ruhun dinlensin. Belli ki telefon bunu efsunlamış, başka şey gördüğü yok.
Eve döndüm, bahçede komşunun 15 yaşındaki torunu motorunun plakasının birkaç harfini üzerine bir kağıt yapıştırarak örtmeye çalışıyor. Oğlum, ne bu. Abi sokakta polisler plakamı görmesinler diye yapıyorum. Dilimin döndüğünce anlattım. Çevirme olursa kurtuluş şansın yok, zaten ehliyetsizsin, cezayı yersin. Hem de çifte ceza. Yok karşıdan bir ekip geliyorsa senin plakayı fark eder, peşine düşer. Belki başka durumda rahatlıkla sıyırırsın ama böyle kaçamazsın.
O sırada çocuğun dedesi çıktı geldi : " O benim biricik torunum. Bırak istediği gibi sürsün motorunu". Yaşlı başlı adamın torununa verdiği öğüte bak, bir aferin demediği kaldı.
Böyleleri hergün karşımıza çıkıyor. Sınavdan sonra tüm kalem, defter, kitap ve benzeri eşyalarını ertesi günü beklemeden çöpe atanları mı ararsın, kendilerine verilen yemeği beğenmeyip çöp tenekelerini dolduran zincir mağaza çalışanlarını mı? Bir yığın savurganlık, bir yığın sorumsuzluk, bir dolu garip davranış almış başını gidiyor.
Sonra TV'deki 15 Temmuz anma programlarına baktım. Kendilerini tankların altına atan gençleri gördüm. Kendi kendime sordum, acaba bu gençler kimdi, nereden geldi, biz bunları neden önceden görmedik?
Serap'la Tatlı Sert
Bir Teşekkürden Fazlası
Serdar Cemal Hoca
Biz Mi’rac’ın Neresindeyiz? Yükselişi Konuşup Düşüşü Yaşayanlardan mıyız?
Akın Tezel
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...