Fethiye Belediyesi "Temiz Fethiye" ismini verdiği bir kampanya başlatmış. Şehrin her yerine sokakların ve çevrenin temizliğinin önemini belirten afişler asmış. Bu arada bazı önemli noktalarda çöp bidonlarını görecek şekilde foto kapanlar yerleştirmiş. Şayet bir vatandaş çöplerini bidona değil de açığa döküyorsa bunu fotoğrafla belirliyorlar ve çevrede hazır bekleyen zabıtalar hemen yakasına yapışıp cezayı kesiyorlar. Ayrıca haftanın belirli günlerinde önemli turistik güzergahlarda gençlerin ve gönüllülerin katılımıyla çevre temizliği harekatına çıkılıp etraftaki tüm çöpler poşetlere doldurulup götürülüyor. Belki önümüzdeki günlerde farklı uygulamalar da gündeme gelecek.
Biz bu gibi kampanyalarla şehirde mutlak temizlik sağlanacağına inanmıyoruz. Ancak bu girişimler vatandaşta bir farkındalık yaratması açısından önem taşıyor. Şu günlerde herkes temizlik sorununu ve çözüm yollarını tartışır oldu. Bu da kampanyanın tanıtım açısından başarılı olduğunu gösteriyor.
Kampanya devam etmeli. Özellikle her hafta şehrin farklı bölgelerinde yine gençler ve gönüllülerin katılımıyla sokak temizliği yapılmalı diye düşünüyorum.
Konuyu birkaç arkadaşa açtım, ne yapmalıyız diye sordum. Genelde vatandaş şöyle düşünüyor: Biz eğitimsiz bir toplumuz, gençlerimize okullarda çevre temizliği konusunda sıkı bir eğitim vermeliyiz. Bu anlayışa katılmıyoruz. Zira okullarda kimseye çevreni kirlet, elindeki çöpü arabanın penceresinden at diye bir öğüt verilmiyor. Ama insanlar yine bunu yapıyorlar. Örneğin kişi sürücü kursuna gidiyor, orada araçların hangi süratte yolda seyredebileceği tekrar tekrar anlatılıyor. Sınavda da bu konudaki soruya doğru cevap veriyor. Ama direksiyona geçince tüm bildiklerini unutuyor, basıyor gaza. Motorun üstüne çıkıyor, tek teker üstünde akrobasi yapıyor.
Bize göre bu hatalı davranışlar insanımızda toplumsal bir aidiyet duygusunun bulunmayışından kaynaklanmaktadır. Eski çağlarda. Avrupalılar Amerikaya ayak basmadan önce orada yaşayan Kızılderililerin önemli bir bölümü yerleşik, tarımsal düzene geçmemişlerdi. Küçük gruplar halinde sürekli göç ederler, av bulunca karınlarını doyururlardı . Bu insanlar bir meyve ağacı ile karşılaştıklarında meyveleri kolay toplayabilmek için ağacı kesip devirirlerdi. Belki de onun gelecek yıl yeniden meyve vereceğini bile bilmezlerdi. Biz buradan gideceğiz diyerek onu korumak akıllarına gelmezdi.
Bizim toplumumuz da göçerlikten yeni yeni yerleşik düzene geçiyor. Her ne kadar yazları ovadan yaylaya yapılan göçler sürse de bunu göç saymamak gerek. Bir zamanlar Orta Asya'dan yapılan göçler son buldu ama köyden şehire göç dalgası henüz bitmedi. 1950 lerde başlayan köyden şehire göç henüz sürmekte. Üstelik bu insanların çoğu köyle olan bağlantılarını koparmış değiller. Bu nedenle bir türlü şehirli olamıyorlar. Şehirli olamadıkları gibi köylerinden de uzak kaldıkları için her iki taraf da onlara yabancı geliyor.
İnsan yabancı olduğu mekanı benimsemez, onu koruyup kollamaz. Nasıl olsa ben burada geçiciyim diye boş verir. Yoksa evinin içini pırıl yapan, ayakkabıyla eve girmekten sakınan bir insan bebeğinin kirli bezini pencereden bahçeye atmaz. Sokakta dolaşırken çevresine bakmayı bile düşünmeyen, alış verişini yapıp evine dönmeyi düşünen bir ev kadını sokakları temiz tutmayı akıl edemez.
Aynı mantıkla düşünürsek tatilciler de göçebe sınıfına girer. Bir kere geldikleri yere belki de bir daha hiç ayak basmayacaklardır. Yorgun argın geldikleri bu mekanın kısa sürede tadını çıkarmak dışında başka kaygıları yoktur. Nasıl olsa bir daha gelmeyeceğim bana ne diye düşünüp etrafı kırıp dökmekte, pislemektedirler. Bu insanları eğitim yoluyla doğru davranmaya alıştırmak çok zordur.
Bütün bunlarla beraber özellikle belirli mekanlardaki çöp birikimi konusunda belediyenin de yapacağı şeyler bulunmaktadır. Şöyle ki sokak kenarlarındaki çöp bidonları bazı mahallerde gerekenden fazla, bazı mahallerde ise azdır. Böylece kimi bidon gereksiz yere boş kalmakta, kimi bidonlar da dolup taştığı için vatandaş çöpünü açığa bırakmak zorunda kalmaktadır. Bunun dışında orman, piknik gibi gezi yerlerinde hiç bidon bulunmamakta, varsa bile günlerce boşaltılmamaktadır. Buraya gelen ziyaretçiler de çöplerini etrafa saçmaktadır. Sorumluların çöp birikimi fazla olan yerleri belirleyerek buralara daha fazla çöp bidonu yerleştirmeleri sorunu bir ölçüde çözecektir.
Özetlemek gerekirse sorun karmaşıktır, bir ölçüde çözümü vardır. Ancak kimse tertemiz bir Fethiye beklemesin, hayal kırıklığına uğrayacaktır.
Serdar Cemal Hoca
İslam’da Helalleşme: Hesap Gününe Hazırlık
Serap'la Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
Akın Tezel
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...