Yanılmıyorsam 2011 yılıydı. Murt deresinin ıslahı konusu gündeme gelmişti. deniliyordu ki, biz bu dereyi ıslah eder, tabanını betonla kaplarsak körfeze akan çamur azalır. Biz o zaman buna şiddetle karşı çıktık. Dedik ki dere tabanı zaten kayadır, aşırı su geldiği zaman bir aşınma olmuyor. Çamur özellikle Kayıkseki yolu başlangıcı, Karaçulha Hal mevki ve Üniversite çevresinden geliyor. Fotoğraflarla bunu belgeleyip yetkililere anlattık. Yetkililer bir yapıyor olmanın şehveti içinde bize kulak asmadılar, ihaleyi yapıp inşaatı bitirdiler.
Sonuç belli, körfez şimdi daha çabuk doluyor. Bana inanmazsanız Behçet Bey'e sorun. Çamur betonun üstünden yağ gibi kayıyor diyecektir. İnşaat bitti, Fethiye'yi çevreleyen on baş kilometrelik bir beton kolyeye sahip olduk. Bilgisine ve deneyimi sonuna kadar inandığımız zamanın Çevre Bakanı Veysel Eroğlu Hocam şöyle dedi "Yapılan ıslah çalışması sonunda Fethiye ovası taşkınlardan korunmuştur". Anlaşılan Veysel Hoca Murt deresini hiç görmemiş, eski halini bilmiyor. 1960 larda yapılan çalışmayla bu dere zaten ıslah edildi, batı yönünde yaklaşık iki buçuk metre yüksekliğinde toprak dolgu oluşturularak sel sularının Fethiye ovasına taşması engellendi. Belli ki hocam kitaptan konuşmuş, genel doğruları tekrarlamış.
Gelelim günümüze; DSİ üç dört aydır Keloğlu Boğazından gelip Erasta'nın arkasından ana kanala kavuşan kuru dereye el attı. Bu dere yatağı oldukça geniş, yağışın en yoğun olduğu zamanlarda bile su seviyesi yükselmiyor. Çok miktarda değerli arazi bir işe yaramadan boş duruyor. Akar suyun daha ufak bir menfeze alınması, kalan arazinin de başka türlü değerlendirilmesi akıllıca bir iş olur. Artık devlet araziyi parselleyip satar mı, yoksa kuru dere yatağı eski haliyle bırakılıp şehir ortasında bir park haline mi dönüştürülür, ya da yol genişletilerek bu alan yola mı bırakılır. Bu konular aslında Fethiye halkı ve onun temsilcileri tarafından masaya yatırılıp etraflıca tartışıldıktan sonra karara bağlanılır.
Belediyeler bu iş için vardır. Konu meclise getirilir, gerekirse basın yoluyla tartışmaya açılır ve karar ondan sonra verilir. Bizde ise DSİ "dere ıslahı" adı altında bir çalışma yapar, vatandaş iş bittikten sonra ne olup bittiğini öğrenir. Ben çalışmayı öğrendiğimde tabelayı görmemişim, Muğla Büyükşehir'in marifeti diye düşündüm. Kendi kendime Ahmet Abi'ye çatmak için bulunmaz bir fırsat elime geçti diye sevindim. Paraları kepçeciye vereceğine suya bir süre zam yapma diye yazacaktım. Şimdilik Ahmet Abi dilimden kurtuldu.
Şimdi işin can alıcı noktasına gelelim; kafanıza göre bir çalışma yaptınız, ses çıkarmadık. Ama turizm hareketliliğinin en yoğun olduğu bir ayda Ölüdeniz'er giden yol üzerindeki köprüyü yıkmak hangi düşüncenin ürünüdür. Bu iş Mart ayında başladı, köprüyü bu tarihte yıkıp yenisini yapamaz mıydınız. Gidip DSİ'ye sorsak karşımıza bir sürü kanun maddesi çıkarırlar, hatta anayasal engel olduğunu bile iddia ederler. Onun için bu gibi kurumlarla hiç muhatap olmamak en iyisi. Basın da lâl olmuş, bu konuya değinmiyor. Aklı fikri Karataş'taki derede, neden şöyle akmıyor da yolu değiştirildi böyle akıyor diye ağlayıp duruyor. Acaba bu arada dereyle birlikte para akışının yönü de mi değişti, bilmem ki.
Şu da akla gelmiyor değil; turizme açıkça bir darbe sayılabilecek bu köprü yıkımı konuya en yabancı bir bürokratın önüne gelse bile adam imkan varsa bunu ölü mevsimde yapalım diye itiraz eder. Şimdi Fethiye'de böyle bir itiraz olmadığına göre acaba kadrolarda henüz temizlenmediği devletimiz tarafından açıklanan gizli FETÖ'cülerin el altından bir yönlendirmesi olmasın diye düşünmeden edemiyor insan.
Serap'la Tatlı Sert
GERÇEK YATIRIM DOSYALARI AÇILDI… HAYAL PROJELER SINIFTA KALDI!
Akın Tezel
Yılan Aynı Delikten İki Kere Sokmazmış
Serdar Cemal Hoca
Ortaca’da Bir Annenin Çığlığı: Mevzuat mı, Vicdan mı?
Cemal Demirtaş
BEŞ SAAT BEŞ SANİYE
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...