Önceki gün Fethiye'de belediye meclis toplantısı ilginç olaylar oldu. Günden konusu Çevre Bakanlığından ücretsiz olarak tahsisi alınmış olunan Fethiye kıyı bandının yeniden ihaleye çıkarılması için Fethiye Belediyesinin mevcut hakkından feragat etmesi için Belediye Başkanına yetki verilmesiydi. Pek fazla uzun sürmeyen tartışmalardan sonra CHP tarafından oylamaya sunulan öneri çeşitli partilerden üyelerin oylarıyla oy çokluğu ile kabul edildi. Biz bu gibi ihale konuları uzmanlık alanımızın dışında olduğu için fazla yorum yapmayacağız. Sadece olayların kısaca bir özerini yaparak değerlendirmeyi siz sayın okuyucularımıza bırakacağız.
Toplantıda en ilginç olay "yetkisiz" gölge belediye başkanı Salih Eroğlu'nun konu hakkında söz istemesi, buna karşılık oturumu yöneten CHP'li Özgür Kullukçu'nun bunun usule aykırı olduğunu söyleyerek kabul etmemesi idi. Belediye meclisi iç tüzüğü hakkında bilgi sahibi olmadığımız için olayı değerlendiremiyoruz. Ancak Salih Bey bu çıkışıyla toplantının Fethiye gündemine oturmasını sağlamış oldu.
Biz burada olayların kısa bir geçmişini anlatalım dedik. Fethiye kıyı bandının işletme hakkı eski Başkan Saatcı zamanında Çevre Bakanlığı tarafından bedelsiz olarak Fethiye Belediyesine verilmişti. Zamanla Belediye buraları turistik lokanta ve kafe gibi iş yerleri açılması için ihale ile özel şahıslara verdi. İşletmeciler burada sınırlı bir alanda ufak çaplı inşaatlar yaparak işlerini sürdürdüler. Daha sonra başkanlığa Âlim Karaca'nın gelmesiyle birlikte bu ihaleler yenilenerek sürdürüldü. Ancak bir sorun ortaya çıkmıştı. Bir kısım işletmeler imar mevzuatına göre kendilerine verilmiş olan inşaat alanını yetersiz bulduklarından işlerini daha kolay yürütebilmek amacıyla mevcut yapılarını genişlettiler ve sınırı aştılar. Fethiye Belediyesi ise bunlara göz yumdu.
Bunun üzerine bakanlık müfettişleri Belediyede bir inceleme başlattı. Fethiye Belediyesinin bu yasa dışı işgale bilerek göz yumduğu konusunda iddiaların artması üzerine duyduğumuza göre yeni bir gelişme oldu. Belediye Bakanlık ile bir anlaşma yaparak bedelsiz işletme hakkından feragat etme kararı aldı. Buna karşılık bakanlık da imar planını değiştirerek planı mevcut işgal durumuyla uyumlu hale getirecek ve böylece belediyeye yapılan takibat son bulduğu gibi işletmeler de yıkılmaktan kurtulacaktı.
Biz duyduğumuzun yalancısıyız. Ama bize sorarsanız bu işletmeler gerçekten de güzel bir hizmet veriyorlar. Yıkılıp burasının Koca Çalış gibi tarla haline sokulması doğru olmaz diye düşünüyorum. Biraz vatandaşı da düşünürler, kıyı bandında hareketi engelleyecek şekilde masa, iskemle yerleştirmezler, yapıların arasından halkın kıyıya ulaşabileceği boşluklar bırakırlarsa iyi olur.
İşletmeleri bir kenara bırakalım, Fethiye Belediyesi şayet yeni yapılacak ihaleyi kazanırsa Bakanlığa önemli ölçüde bir ödeme yapacak. Gerçi o da devlet, bu da devlet fark etmez. Ama kaybederse bu sefer kıyı bandında söz sahibi olamayacak. Bunu da düşünmek gerekir.
Bu olaylar bize özellikle turistik bölgelerimizin kangren olmuş bir sorununu hatırlatıyor. Önce yetersiz bir imar planı yapılıyor. Vatandaş da doğal olarak buna uymuyor. Sonra başlıyor cezalar. Belediyenin, belki de bazı şahısların cebi doluyor. Ama yapılan kaçak yapıların çoğu affedilip olduğu gibi bırakılıyor. Şimdi sormak gerek, madem ki bunlar affa uğrayacaktı neden baştan yasallaştırmadınız. Yoksa belediyelerin başka gelir kaynağı yok da bu oyunu oynuyorsunuz. Evet bizim insanımız betonu çok sever, kat üstüne kat çıkmaya bayılır. Ama onlar da unutmasın böyle plansız, programsız gelişmelerle sonunda gider su, yol, elektrik diye belediyenin kapısına dayanırsınız. Onlar da çaresizlik içinde sağa sola bakınmaktan başka birşey yapamazlar.