Popülist söylem "sokaktaki insan"ın ekonomik ve sosyal çıkarlarını vurgulayarak, önyargılarını ve duygusal kırılmalarını kullanarak başarıya ulaşmayı amaçlar. (Wikipedia)
Ansiklopedi populizmin başlıca yöntemini bu şekilde tanımlamış. İnsan toplulukları genellikle duygusal hareket ederler, düşünerek tartarak, sonunun nereye varacağını hesaplamadan tepki gösterirler. Populist siyasetçiler ise halkın bu zaafından yararlanarak, onların tüm isteklerini yerine getireceklerini söylerler ve güç kazanırlar. Biz Türkçede buna halk dalkavukluğu diyoruz.
Bir uç örnek verelim; birisi beni seçin, ben vergileri kaldıracağım, kimse vergi vermeyecek dese, çoğu kimse ona inanır. Adam belki seçilemez ama önemli miktarda oy alır. Bu tür seçmen örgütlenmemiş, kurumsallaşmamış, nereye yöneleceğini bilmeyen toplumlarda daha çok bulunur. Örgütlü toplumlar ise bu gibi yalanların peşinden koşmaz.
Örneğin sendikal hareketin güçlü olduğu bir işçi topluluğuna bu biçimde yaklaşamazsınız. Yine esnaf dayanışmasının sağlam olduğu yörelerde böyle siyasetçilerin pek sözü geçmez. Ama Fethiye gibi henüz yönünü belirleyememiş insanların yaşadığı yerlerde populizm geçer akçedir.
Fethiye bir zamanlar liman çevresine kümelenmiş küçük bir esnaf ve tüccar topluluğuydu. Kendi gelenekleri, kendi doğruları vardı. Sonra yayladan ovaya göç indi. Hayvancılıkla geçinen yörükler ekip biçmeye başladı. Tam bir tarım toplumu olacakken bu sefer de turizm gözleri kamaştırdı. İnsanlar çabuk ve kolay para kazanma sevdasıyla ne yapacaklarını şaşırdılar. Henüz ziraatçı bile olamamışken turizmci olmaya kalktılar.
Şu an bunun sancılarını çekiyoruz. Bakıyorsunuz başka şehirlerden çok sayıda vatandaş turizmin ekmeğini yemeye gelmiş. Çoğu da işi bilmiyor. Adam garsonluk yapıyor, her serviste müşterinin birinin üstüne taşıdığı yemek tabağının suyunu döküyor. Bir villa işi çıktı. İlk başlarda iyiydi. Vergisi yok, kural yok, rakip yok, üç beş yüz kişi işi götürüyordu. Sonra hücum oldu, seralar sökülüp villa yapıldı. Şu anda bunların 3 bin kadarı yasal yaklaşık 5 bin beklemede. Onlar da yasallaşırsa gümbürtü kopacak. Müşteri aynı, masraflar giderek artıyor, üstelik ziraatçı adam bir anda turizmci olamaz. herşey birbirine karışacak.
Tam bu sırada bir siyasetçi çıkıyor, sorunlarınızı çözeceğim diyor. Nasıl çözeceksin diye soran yok. Belki adamın Ankara'da arkası vardır, yasal sorunları çözüyor, herşey yasal okluyor. Ama bu yetmez, en ağır siyasetçi bile ekonominin kurallarını tersine çalıştıramaz. Başta arz talep kuralı olmak üzere bunlara uymak zorundasın. Nasıl olacak bu?
Bazıları Türk turistler neden Yunan Adalarına gidiyor diye soruyor. Sebebi belli, adamlar turizmi iyi biliyor. Çoğu başta İngilizce olmak üzere yabancı dil konuşabiliyor. Mutfak kültürleri gelişmiş. Her şeyden önce çabuk zengin olma sevdasını çoktan bırakmışlar. Kimse Yunanlı beni kazıkladı diye düşünmüyor. Adalardaki binaları görüyorum, gökdelen nedir bilmiyorlar. Bizde ise ne kadar çok kat çıkarsak o kadar çok müşteri gelir diye bir düşünce var. Yıl sonu geldiğinde bir yıkım çılgınlığı başlıyor. Yepyeni vitrinler sökülüp yerine başkaları takılıyor. Bütün yaz kazanılan para inşaata gidiyor.
Özetle kurumsallaşmamış, arayış içindeki bir piyasa başıboş mayın gibi savrulup duruyor. İşte bu ortam populist siyasetçilerin iştahını kabartıyor. Esaslı bir çözüm yolu önermek yerine ben sizin bütün dertlerinizin devasıyım yaklaşımıyla turizmcilere gülümsüyor.
Biz hangi partiden olurlarsa olsunlar vatandaşa bu şekilde propaganda yapılmasını doğru bulmuyoruz. Sorunlar varsa vardır, sen işi bana bırak, rahatına bak diyenlere itibar edilmemesi gerekiyor. Aksine sorunları birlikte çözelim diye tartışmaya açan siyasetçilere ihtiyacımız var diye düşünüyorum.