İslam'ın beş temel şartından biri olan namaz, müminin miracı olarak nitelendirilir. Ancak bu kutsal yolculuğa, abdest denilen manevi bir pasaportla çıkılır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in birbirini tamamlayan iki hadis-i şerifi, abdest ve namazın, sadece fiziki bir temizlik ve hareketler bütünü olmadığını; ruhu, kalbi ve bedeni günah kirlerinden arındıran kapsamlı bir detoks ve manevi yükseliş programı olduğunu gözler önüne seriyor.
Hadis uzmanı İmam Suyuti'nin aktardığı ilk hadis-i şerif, abdestin her aşamasının deruni anlamını adeta bir belgesel netliğiyle bizlere sunuyor. Buna göre, bir mümin sadece "namaz kılmak için" değil, onu "eda etmek" ve hakkını vermek niyetiyle abdest almaya başladığı anda, olağanüstü bir manevi arınma süreci de başlamış olur.
Her Damlada Dökülen Günahlar
Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Namazını eda etmek gayesiyle abdest alırken, ellerini yıkayacak kimsenin, suyun ilk damlasıyla ellerinden, yüzünü yıkadığı vakit, kulak ve gözlerinin, ellerini dirseklerine, ayaklarını topuklarına kadar yıkadığı zaman, el ve ayaklarından günahlar birer birer dökülerek kişi anasından doğduğu gibi temizlenir.”
Bu tasvir, abdesti sıradan bir ön hazırlık olmaktan çıkarıp, her bir organın kendi cinsinden işlediği günahlardan arınması için eşsiz bir fırsat haline getiriyor. Gözler harama bakmaktan, kulaklar yasak sözleri duymaktan, eller harama uzanmaktan, ayaklar günah olan yerlere yürümekten, bu yıkamalar vesilesiyle temizlenir. Nihayetinde kişi, günah yükünden arınmış, saf ve tertemiz, adeta annesinden doğduğu gündeki gibi bir fıtrata kavuşur.
Namaz: Günah Ateşini Söndüren Ilık Bir Su
Ancak manevi yolculuk burada bitmez. Tam aksine, asıl yükseliş bundan sonra başlar. İkinci hadis-i şerif, bu arınmış halde kılınan namazın ne denli güçlü bir etkiye sahip olduğunu ilan eder. Yüce Allah, her namaz vaktinde şöyle seslenir: “Ey Âdemoğlu, (yaptığınız kötülüklerin sebebiyle) kendiniz için yakmış olduğunuz ateşlerinizi, namaz ikame etmekle söndürünüz.”
Bu ilahi çağrı, namazı, cehennem ateşine dönüşme potansiyeli taşıyan günah ateşlerimizi söndüren en etkili tedbir olarak tarif eder. Nasıl ki küçük bir kıvılcımı hemen söndürmezsek büyük bir yangına dönüşürse, günahlar da birikip kalbimizi ve ahiretimizi yakabilir. Beş vakit namaz, bu birikimi önleyen, günah kıvılcımlarını söndüren sistemli bir yangın söndürme sistemidir.
Koruyucu Hekimlikten Fariza Bilincine
Bu iki hadis, modern bir benzetmeyle, İslam'ın manevi hayata bakışını özetler: Abdest, "koruyucu hekimliktir"; günah mikroplarını bedenden ve ruhtan temizler. Namaz ise, bu temiz bedende yükselen "şifa ve bağışıklık sistemini güçlendirici" bir egzersizdir. İkisi bir araya geldiğinde, mümin hem günahlardan arınır hem de manevi derecesi yükselir. Nitekim ilk hadiste, namazı bitiren kişinin, günahlarından arınmış bir halde oturduğu müjdelenir.
Bu gerçek, bizi namazı sadece bir yükümlülük (fariza) olarak değil, aynı zamanda kendi nefsimize ve ahiretimize karşı bir şefkat ve öz bakım eylemi olarak görmeye davet ediyor. Her abdest, yeni bir başlangıç; her namaz, içimizde yanmakta olan günah ateşlerine atılmış bir kova su niteliğindedir. Bu bilinçle kılınan her namaz, bizi annemizden doğduğumuz gündeki gibi saf bir fıtrata ve nihayetinde ebedi kurtuluşa bir adım daha yaklaştırır.
Serap'la Tatlı Sert
GERÇEK YATIRIM DOSYALARI AÇILDI… HAYAL PROJELER SINIFTA KALDI!
Akın Tezel
Yılan Aynı Delikten İki Kere Sokmazmış
Serdar Cemal Hoca
Ortaca’da Bir Annenin Çığlığı: Mevzuat mı, Vicdan mı?
Cemal Demirtaş
BEŞ SAAT BEŞ SANİYE
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...