Bazı şehirler vardır; haritada bir nokta değildir.
Onlar, insanlığın yürüyüşünü saklayan canlı hafızalardır.
Şanlıurfa işte tam da böyle bir şehir…
Taşı konuşur, suyu anlatır, toprağı hatırlatır.
Bu şehirde tarih sessiz değildir; fısıldamaz, doğrudan konuşur.
İnsanlığın yerleşik hayata geçiş serüveni anlatılırken hep çevre şartlarından söz edilir. Suya yakınlık, iklim, toprak… Şanlıurfa bu şartların tamamını yüzyıllar öncesinden karşılamış bir merkezdir. Antik çağlardan itibaren yalnızca bir yerleşim alanı değil; bir buluşma noktası olmuştur. Antakya’ya, Harran’a, Nusaybin’e komşu olmak sıradan bir coğrafi ayrıntı değildir. Bu şehirler arasında yürüyen ticaret, ilim ve inanç, Urfa’yı merkeze taşımıştır.
Ama Şanlıurfa’yı asıl farklı kılan, taş üstüne taş değil; inanç üstüne inanç kurulmuş olmasıdır.
Hz. İbrahim’in doğduğu, ateşe atıldığı ve ateşin suya dönüştüğü topraklardayız. Balıklıgöl yalnızca bir göl değildir; teslimiyetin, imanın ve ilahî müdahalenin sembolüdür. Bu yüzden Urfa, yüzyıllar boyunca üç semavi din için kutsal kabul edilmiştir. Yahudiler için bir hatıra, Hristiyanlar için bir başlangıç, Müslümanlar için bir emanet…
Boşuna “İkinci Kudüs” denmemiş bu şehre.
Şanlıurfa aynı zamanda yolların kesiştiği yerdir. Doğu ile Batı’nın, Anadolu ile Ortadoğu’nun, ticaret ile inancın buluştuğu kavşaktır. Zengin su kaynakları, verimli toprakları ve elverişli iklimiyle yalnızca dua edilen değil; üretim yapılan, ticaret kurulan bir şehir olmuştur. Karakoyun Deresi’nin geçmişte taşarak sel felaketlerine yol açması bile bu bereketin sessiz tanığıdır.
Bir de Harran vardır…
Sadece İslâm tarihiyle değil, insanlık tarihiyle konuşan Harran. Gezegenlerin izlendiği, Ay tapınımının yapıldığı, antik dünyanın inanç merkezlerinden biri. Urfa ve çevresi, M.Ö. 2000’li yıllardan Orta Çağ’a kadar putperestliğin de, tevhidin de sahnesi olmuştur. Bu topraklar, insanın arayışına her hâliyle şahitlik etmiştir.
Bugün Şanlıurfa sokaklarında yürürken aslında bir zaman tünelinde yürürsünüz. Bir adımda Göbeklitepe’ye, bir adımda Balıklıgöl’e, bir adımda Harran’a varırsınız. Çünkü bu şehirde mesafeler metreyle değil, bin yıllarla ölçülür.
Serdar Cemal Hoca der ki:
“Şanlıurfa’yı anlamak için sadece gezmek yetmez; dinlemek gerekir.
Çünkü bu şehir, insanlığa susarak ders veren ender şehirlerdendir.
Kim bu toprağa kulak verirse, tarih ona kendini anlatır.”
Şanlıurfa bir şehir değildir.
Şanlıurfa, insanlığın kendine tuttuğu aynadır.
.#Şanlıurfa
#Urfa
#KadimŞehir
#PeygamberlerŞehri
#Balıklıgöl
#HalilürRahman
#Hzİbrahim
#Harran
#Göbeklitepe
#İnançlarTarihi
#MedeniyetlerBeşiği
#İkinciKudüs
#KültürVeTarih
#AnadoluMirası
#ŞehirYazıları
#KöşeYazısı
#TarihKokuluŞehir
#ManeviMiras
#SerdarCemalHoca
Akın Tezel
Demek Ki Mesele İntegral Değilmiş
Serdar Cemal Hoca
İNFAK VAKTİ
Serap'la Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...