Ortaca’nın bereketli topraklarında, herkesin evinde huzurla uyuduğu saatlerde, bir anne naylon bir çadırın altında üç evladıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Adı Hasret Hanım. İsteği ne lüks bir villa, ne de imkansız bir talep. Tek derdi; çocuklarının başını sokabileceği, yağmurdan ve soğuktan korunaklı, insani şartlara sahip bir konteyner ev.
Ancak duyuyoruz ki; "Sosyal Belediyecilik" iddiasıyla yola çıkanlar, bu annenin feryadına kulak vermek yerine, bürokrasinin soğuk yüzünü gösteriyor.
Destek Beklerken Ceza ile Karşılaşmak
Bir annenin evlatları için verdiği mücadele, dünyanın en kutsal mücadelesidir. Hasret Hanım, çocukları için sıcak bir yuva arayışındayken, Ortaca Belediyesi'nin takındığı tavır kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.
İddiaya göre belediye, bu aileye çözüm üretmek, el uzatmak yerine; yaşam mücadelesi verdikleri çadırı mühürlüyor ve ceza kesiyor. Bir anneye "Burada barınamazsın" demek kolaydır. Peki, o anneye "Çocuklarınla şurada güvenle yaşayabilirsin" demek bu kadar mı zordur? Sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışı, vatandaşına ceza kesmek değil, çare üretmek üzerine kurulu olmalıdır.
Geçmişten Bir Örnek: "Yapılınca Oluyor"
Bu durumun imkansızlıklarla ilgisi olmadığını, geçmiş dönemdeki uygulamalara baktığımızda net bir şekilde görüyoruz. Önceki dönem Muğla Milletvekili Sayın Yelda Erol Gökcan, benzer durumda olan beş ailenin barınma sorununu çözmüş, onlara prefabrik evler yapılmasını sağlayarak devletin şefkatli elini uzatmıştı.
O dönemde "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturuyla hareket edilerek çözümler üretilirken; bugünkü CHP yönetimindeki Ortaca Belediyesi'nin mevcut tutumu, vatandaşın zihninde "Hizmetin yerini eziyet mi aldı?" sorusunu uyandırıyor. Bir önceki yönetim ihtiyaç sahiplerinin yarasına merhem olurken, şimdiki yönetimin işi yokuşa sürmesi, mühür ve cezalarla vatandaşı köşeye sıkıştırması kabul edilebilir değildir.
Yetkililere Çağrı: Bu Sese Kulak Verin
Buradan Ortaca Belediyesi yetkililerine ve Sayın Belediye Başkanı'na sesleniyoruz:
Mühürleri sökün, vicdanlarınızın mührünü açın.
Mevzuatı, garibanın tepesine inen bir balyoz gibi değil, mağdurun elinden tutan bir araç olarak kullanın.
Üç çocuklu bir anneyi naylon çadıra mahkum eden, konteyner talebini reddedip bir de üstüne ceza kesen bu yanlıştan derhal dönün.
Siyaset, insanların hayatına dokunmak için yapılır. Sandıkta oy isterken gösterilen tevazu, makama oturunca unutulmamalıdır. Ortaca halkı, komşusu naylon çadırda titrerken, yöneticilerin buna seyirci kalmasını, hatta durumu zorlaştırmasını unutmayacaktır.
Hasret Hanım yalnız değildir. Onun mücadelesi, vicdan sahibi herkesin mücadelesidir. Gelin bu ayıbı temizleyin, o çocuklara sıcak bir yuva verin.
#Ortaca #HasretHanım #SosyalBelediyecilik #Vicdan #BarınmaHakkı #KonteynerEv #YerelHaber #SosyalAdalet #İnsaniHakkı #Muğla
Serap'la Tatlı Sert
Bir Teşekkürden Fazlası
Serdar Cemal Hoca
Biz Mi’rac’ın Neresindeyiz? Yükselişi Konuşup Düşüşü Yaşayanlardan mıyız?
Akın Tezel
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
Murat Mallı
Fethiye Deprem Tehlikesi Altında: Turizm Mi, Güvenlik Mi?
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...