Vaatler anlatıldı. Projeler duyuruldu. Peki, sekiz yılın sonunda üyelerin önüne hangi sonuçlar konulabiliyor?
Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası’nda yarın sandık kuruluyor. Binlerce üye, odanın önümüzdeki dönemde nasıl yönetileceğine karar verecek. Ancak bu seçimde yalnızca yeni vaatlerin değil, geride kalan sekiz yılın da değerlendirilmesi gerekiyor.
Çünkü bir yönetimin başarısı, kaç proje açıkladığıyla değil; hangi projeleri tamamladığı, hangi sözleri yerine getirdiği ve üyelerine ne kazandırdığıyla ölçülür.
Osman Çıralı’nın iki dönemlik başkanlığının sonunda sorulması gereken temel soru şu: FTSO, sekiz yıl öncesine kıyasla üyelerine hangi somut kazanımları sağladı ve yarım kalan işlerin hesabı nasıl veriliyor?
Bu soruyu sormak ne karalama kampanyasıdır ne de kişisel bir hesaplaşma. Bu, bir meslek kuruluşunun yönetimine yöneltilmesi gereken doğal bir hesap verme talebidir.
SUALTI TARİH PARKI: DEVAM EDEN PROJE Mİ, YARIM KALAN VAAT Mİ?
Fethiye’nin dalış turizmi açısından önemli bir potansiyeli bulunuyor. Sualtı Tarih Parkı da bu potansiyeli değerlendirmek amacıyla gündeme getirilen projelerden biriydi.
Bugün projenin izin süreçleri ve teknik düzenlemeler nedeniyle ilerleyemediği, gerekli izinlerin alınması hâlinde çalışmaların sürdürülebileceği yönünde açıklamalar yapılıyor. Öte yandan Osman Çıralı’nın 2024’teki açıklamasında, proje için GEKA’dan alınan 1 milyon liralık hibenin iade edildiği belirtilmişti.
Burada birbirinden ayrılması gereken iki konu var: Bir hibeyi iade etmek, tek başına projenin tamamen sona erdiğini göstermez. Ancak yıllar önce kamuoyuna duyurulan bir projenin hangi aşamada bulunduğunun açıkça ortaya konulmasını da zorunlu kılar.
Öyleyse sorular net:
Projenin bugün itibarıyla resmî ve teknik durumu nedir?
İade edilen hibenin ardından proje için yeni bir finansman ve uygulama takvimi oluşturuldu mu?
İzin süreçlerinin tamamlanması için hangi kurumlarla, hangi tarihlerde ne tür işlemler yürütüldü?
Fethiye’nin dalış turizmini geliştirmek amacıyla sekiz yılda hangi kalıcı adımlar atıldı?
Üyeler, yalnızca “çalışmalar sürüyor” cümlesini değil, tarihleri ve sonuçları gösteren bir açıklamayı hak ediyor.
115 MİLYON LİRALIK ARAZİ: NEDEN SEÇİMİN HEMEN ÖNCESİNDE?
Seçimden hemen önce gündeme gelen, oda binası için yaklaşık 115 milyon liraya arazi satın alınması önerisi de ciddi biçimde sorgulanmalı.
Çıralı, söz konusu arazinin 140 milyon lira değerinde olduğunu ve 115 milyon liraya alınabileceğini açıkladı. Olağanüstü meclis toplantısı yapılmak istendiği, ancak yeterli katılım sağlanamadığı için toplantının gerçekleştirilemediği bildirildi.
Elbette yeni bir oda binası ihtiyacı bulunabilir. Uygun fiyatlı bir arazi fırsatı da gerçekten değerlendirmeye değer olabilir. Fakat böylesine büyük bir mali kararın doğruluğu yalnızca “piyasa değerinin altında” olduğu iddiasıyla ölçülemez.
Arazi için bağımsız değerleme yapıldı mı? Satın almanın toplam maliyeti, finansman koşulları ve sonraki inşaat giderleri hesaplandı mı? Başka seçenekler değerlendirildi mi? Bu yatırımın üyelerin aidatları ve odanın bütçesi üzerindeki etkisi ortaya konuldu mu?
Bir başka önemli mesele de zamanlama.
Seçime günler kala böylesine büyük bir yatırım kararını hızla sonuçlandırmaya çalışmak yerine, neden kapsamlı değerlendirme ve karar sürecinin yeni oluşacak yönetime bırakılması tercih edilmedi?
Bu soruların sorulması, arazi alımına peşinen karşı çıkmak anlamına gelmez. Mesele, 115 milyon liralık kararın hangi belgelerle, hangi hesaplarla ve hangi gerekçeyle alınmak istendiğidir.
TOGG SATILDI: YÖNETİM KURULU KARARI TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?
FTSO’nun 2023’te büyük bir heyecanla teslim aldığı TOGG’un daha sonra yönetim kurulu kararıyla satıldığı açıklandı. Aracın teknik sorunlar nedeniyle çekiciyle İzmir ve Antalya’ya birden fazla kez götürüldüğü de dile getirildi.
Aracın satılması doğru bir karar olabilir. Teknik sorunların oda açısından maliyet oluşturması, satış için makul bir gerekçe sayılabilir. Ancak bir kararın yönetim kurulu tarafından alınmış olması, kamuoyunun merak ettiği bütün soruları kendiliğinden yanıtlamaz.
Araç hangi tarihte, hangi bedelle satıldı? Satış öncesinde bağımsız değerleme yapıldı mı? Alım ve satış arasındaki maliyet farkı ne oldu? Teknik sorunlar ve garanti kapsamındaki işlemler değerlendirildi mi? Satış sürecinde hangi alternatifler masaya yatırıldı?
Bunlar kişisel suçlama değil, kurumsal şeffaflık sorularıdır. Yanıtları belgelerle açıklanırsa tartışma da önemli ölçüde aydınlanır.
ELEŞTİRİYE YANIT, ELEŞTİRENİ HEDEF ALMAK OLMAMALI
Bir yönetimin performansı tartışılırken eleştirilerin içeriğine yanıt vermesi beklenir. Buna karşılık eleştiriyi yapanların niyetini, maddi ilişkilerini veya kişisel amaçlarını sorgulamak, asıl soruların cevabını ortadan kaldırmaz.
Çıralı’nın eleştiriler karşısında basında kendisini hedef alan, asılsız ve iftira dolu haberler yapıldığı yönündeki açıklamaları da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bir haber yanlışsa, yanlış olduğu somut bilgi ve belgelerle ortaya konulabilir. Bir iddia doğru değilse, yanıtı yine kanıtlarla verilmelidir.
Gazetecinin ilan alıp almaması, haberin doğruluğunu belirleyen ölçüt değildir. Aynı şekilde bir yönetime yöneltilen her eleştiri de kendiliğinden doğru kabul edilemez.
Ölçü açıktır: İddia varsa kanıtı, yanıt varsa belgesi ortaya konulmalıdır.
Esnaf Odası Başkanı’nın Çıralı’dan esnaftan özür dilemesi yönündeki çağrısı da kamuoyundaki tartışmanın bir parçasıdır. Bu çağrının hangi gerekçelere dayandığı ve Çıralı’nın buna ne yanıt verdiği, tartışmanın bütünlüğü açısından önemlidir.
Bir oda başkanının görevi eleştiriden hoşlanmak zorunda olmak değildir. Ancak yönettiği kurum adına sorulan sorulara cevap vermek, görevinin doğal bir parçasıdır.
SEKİZ YILIN BİLANÇOSU, VAADEDİLENLERİN LİSTESİ DEĞİLDİR
FTSO yönetiminin teleferik projesinden elde edilen gelirlerin eğitim, tanıtım ve spor gibi alanlarda kullanıldığına ilişkin açıklamaları var. Mobil uygulama hayata geçirildi. Karma Sanayi Sitesi konusunda da çeşitli çalışmalar yürütüldüğü bildirildi. Meslek ortaokulu için protokol imzalanması da somut bir adımdır.
Bunları yok saymak doğru olmaz. Ancak bir yönetimin değerlendirmesi, yalnızca olumlu örnekleri sıralayarak yapılamaz. Tamamlanmayan projeler, geciken yatırımlar, sonuçlanmayan girişimler ve üyelerin hâlâ yanıt beklediği sorular da aynı bilançonun parçasıdır.
Meslek ortaokulu için imzalanan protokol, önemli bir başlangıç olabilir; fakat hedeflenen okul henüz tamamlanmadıysa bu adımın sonucu, inşaatın ve eğitim faaliyetinin gerçekleşmesiyle ölçülecektir. Karma Sanayi Sitesi için yürütülen çalışmalar da esnafın somut biçimde taşınacağı ve sorunun çözüleceği tarihle anlam kazanacaktır.
Bir projenin duyurulması başka, temelinin atılması başka, tamamlanıp hizmete girmesi başkadır. Yönetim bilançosu hazırlanırken bu aşamaların birbirine karıştırılmaması gerekir.
YARIN SANDIKTA GÜVEN DE DEĞERLENDİRİLECEK
Sekiz yılın ardından FTSO üyelerinin önünde yalnızca adayların vaatleri bulunmuyor. Aynı zamanda geçmiş kararlar, tamamlanan işler, sonuçlanmayan projeler ve yanıt bekleyen sorular var.
Sualtı Tarih Parkı’nın geleceği açıklığa kavuşturulmalı. TOGG’un alım ve satış süreci belgeleriyle anlatılmalı. Arazi alımı için hazırlanan mali ve teknik değerlendirmeler ortaya konulmalı. Karma Sanayi Sitesi’ndeki çalışmaların takvimi netleştirilmeli. Eleştirilere kişisel karşılıklar yerine somut yanıtlar verilmeli.
Bunların hiçbiri olağanüstü talepler değil. Bir meslek kuruluşunu yönetenlerden beklenen asgari hesap verebilirlik ölçütleri.
Güven, vaatlerin yüksek sesle tekrarlanmasıyla değil, soruların açıkça yanıtlanmasıyla kazanılır.
Yarın sandığa gidecek üyelerin değerlendirmesi gereken de budur: Hangi yönetim, yalnızca ne yapacağını anlattı değil; neyi tamamladı, neyi tamamlayamadı ve bunun hesabını ne kadar açık verdi?
Çünkü bir başkanlık dönemi sona erdiğinde geriye kalan, seçim meydanlarında söylenen sözler değil, üyelerin günlük hayatında karşılığını bulan sonuçlardır.
FTSO’da sekiz yılın bilançosu, artık vaatlerle değil, belgelerle ve sonuçlarla konuşulmalıdır.