MUĞLATÜRK - Bölgenin En Büyük Haber Sitesi.
MUĞLATÜRK - Bölgenin En Büyük Haber Sitesi.
KÖŞE YAZISI

Onlar da Can… Barınaklar Güvenli Değilse, Bu Canları Kim Koruyacak?

Serdar Cemal Hoca Serdar Cemal Hoca Yazarın tüm yazıları
20-10-2026 19:44 6 dk okuma 26
Paylaş:

 

 

Bir video izliyorsunuz… Küçük bir köpek, kendisinden çok daha büyük dört beş köpeğin arasında kalmış. Diğer hayvanların saldırısından kurtulmak için kaçıyor, canını kurtarmaya çalışıyor. O küçücük bedenin yaşadığı korkuyu, çaresizliği ve hayatta kalma mücadelesini tarif etmek kolay değil.

İnsanın içi acıyor. Bir canlının korkuyla kaçışını izlerken akla tek bir soru geliyor: Sokakta yaşama şansı az diye barınağa alınan bu hayvanlar, şimdi nerede güvende olacak?

Bu yazıyı öfkeyle değil, vicdanımla yazıyorum. Çünkü mesele yalnızca bir video değil. Mesele, bize emanet edilen canlıların yaşam hakkı. Mesele, korumakla yükümlü olunan bir yerde onların yeniden tehlikeyle karşı karşıya kalması.

Barınak dediğimiz yerin adı neden “barınak”?

Sokak hayvanlarının yaşam koşullarının zorluğunu biliyoruz. Açlık, susuzluk, trafik, hastalık, şiddet ve kötü hava şartları… Sokakta yaşayan bir hayvanın her günü hayatta kalma mücadelesi.

İşte tam da bu nedenle barınaklar var. Hayvanları tehlikelerden uzaklaştırmak, tedavi etmek, beslemek, korumak ve onlara güvenli bir yaşam alanı sağlamak için.

Peki ya barınaklarda da güvenlik yoksa?

Sokakta bir saldırıdan kaçan hayvan, barınağa getirildiğinde başka bir saldırının ortasında kalıyorsa ne değişmiş oluyor? Dışarıdaki tehlikelerden kurtarılan bir can, içeride kendisini koruyamayacağı bir ortamda tutuluyorsa buna nasıl bir çözüm diyebiliriz?

Bir hayvanı sokaktan almak, onu yalnızca başka bir alana kapatmak değildir. Onu koruma sorumluluğunu da üstlenmektir.

Barınakların amacı, hayvanları gözden uzak tutmak değil; onlara güvenli bir yaşam sunmaktır. Bunun için uygun fiziki koşullar, yeterli bakım, sağlık hizmetleri ve hayvanların birbirleriyle uyumunu gözeten bir düzen gerekir. Özellikle yavru, küçük, hasta veya savunmasız hayvanların güvenliği göz ardı edilemez.

Bir video, cevap bekleyen sorular

Fethiye Belediyesi Hayvan Bakımevi’ne ilişkin tarafıma gönderilen e-posta ve ekindeki videoda, küçük bir köpeğin birden fazla büyük köpeğin saldırısına uğradığı, kaçarak kendisini kurtarmaya çalıştığı görülüyor.

Bu görüntüler, insanın yüreğini sızlatıyor. Ancak bir gazeteci olarak yalnızca görüntülerin yarattığı duyguyla yetinmek istemiyorum. Çünkü burada yanıtlanması gereken ciddi sorular var.

Hayvanlar neden aynı alanda tutuluyordu? Aralarındaki boyut, mizaç ve davranış farklılıkları gözetildi mi? Küçük köpeğin güvenliğini sağlayacak önlemler alınmış mıydı? Olay sırasında görevli personelin müdahalesi oldu mu? Hayvanların sağlık ve güvenlik durumları kontrol edildi mi?

Bunlar suçlama amacıyla değil, gerçeğin ortaya çıkarılması için sorulması gereken sorular.

Videonun bütün koşulları, olayın tarihi ve öncesi-sonrasıyla birlikte incelenmeli. Görüntülerdeki durumun nasıl ortaya çıktığı, sorumlulukların kimlerde olduğu ve benzer olayların yaşanmaması için hangi önlemlerin alındığı açıklığa kavuşturulmalı.

Çünkü bir canlının saldırıya uğradığını gösteren görüntüler karşısında yapılması gereken, yalnızca tepki göstermek değil; olayın nedenini araştırmak ve gerekli tedbirleri almaktır.

Yetkililere ilettim, cevap alamadım

Bu konuyu köşe yazısına taşımadan önce yetkililere iletmeyi tercih ettim. Amacım, öncelikle ilgili kurumların açıklama yapmasına, yaşanan olayın araştırılmasına ve gerekiyorsa gerekli önlemlerin alınmasına fırsat tanımaktı.

Ancak yazıyı kaleme aldığım sırada tarafıma bir yanıt ulaşmadı.

İşte bu nedenle sessiz kalmanın doğru olmayacağını düşündüm.

Bir gazeteci olarak görevim yalnızca yaşananları aktarmak değil; cevap bekleyen soruları da kamuoyunun gündemine taşımak. Üstelik söz konusu olan, kendisini ifade edemeyen, hakkını arayamayan ve bütünüyle insanların sorumluluğuna bağlı yaşayan canlılarsa…

Yetkililere yöneltilen sorular cevapsız kaldığında, kamuoyunun bilgi alma hakkı da cevapsız bırakılmış olur.

Burada beklentim açık: İlgili kurumlar sessiz kalmamalı. Görüntülerdeki olayla ilgili inceleme yapılıp yapılmadığını, hayvanların güvenliği için hangi tedbirlerin alındığını ve varsa ihmallerin nasıl ele alınacağını kamuoyuna açıklamalı.

“Modern barınaklar yaptık” demek yeterli mi?

Son yıllarda hayvan bakımevleri, tesisler ve fiziki koşullar hakkında yapılan açıklamaları duyuyoruz. Modern barınaklar inşa edildiği, hayvanların daha iyi koşullarda tutulacağı söyleniyor.

Elbette fiziki yatırım önemlidir. Temiz, sağlıklı ve uygun alanlar hayvanların yaşam koşullarını iyileştirebilir. Ancak bir binanın modern olması, içeride yaşayan hayvanların kendiliğinden güvende olduğu anlamına gelmez.

Bir barınağın gerçek niteliğini yalnızca duvarları, bölmeleri veya tabelası belirlemez. Orada yaşayan hayvanların nasıl beslendiği, sağlıklarının nasıl takip edildiği, birbirlerinden hangi koşullarda ayrıldığı, yaralandıklarında nasıl müdahale edildiği ve günlük bakımın nasıl yürütüldüğü belirler.

Modern barınak, yalnızca modern bina değildir. Modern barınak; güvenli bakım, düzenli denetim, yeterli personel ve hesap verebilirlik demektir.

Eğer bir hayvan diğerlerinin saldırısından korunamıyorsa, eğer savunmasız bir yavrunun güvenliği sağlanamıyorsa, fiziki yatırımın büyüklüğünü anlatmak tek başına yeterli olmaz.

Bizim sormamız gereken soru şudur: Yapılan yatırımlar, o alanlarda yaşayan canların hayatına gerçekten nasıl yansıyor?

Onlar bizim canlarımız

Ben şahsım adına şunu söylüyorum: Onlar bizim canlarımız.

Onların da korkusu var. Acıyı hissediyorlar. Tehlikeden kaçıyor, yaşamaya tutunmaya çalışıyorlar. Bir yavru köpeğin kendisinden büyük hayvanların arasında canını kurtarmaya çalışması, bize bu gerçeği yeniden hatırlatıyor.

Hayvanlar kendi haklarını savunmak için dilekçe yazamaz. Yetkililere e-posta gönderemez. Bir gazeteciyi arayıp başlarına gelenleri anlatamaz. Onların yaşadıklarını gören, duyan ve bildiren insanlar konuşmak zorunda.

Hayvan sevgisi yalnızca mama vermekle veya güzel sözler söylemekle sınırlı değil. Asıl sorumluluk, onların yaşam hakkını koruyacak koşulları oluşturmak ve görevini yerine getirmeyen varsa bunun hesabını sormaktır.

Sokakta yaşayan hayvanların güvenliği için barınaklara alınması gerektiğini savunanlar, barınakların güvenliğini de aynı kararlılıkla savunmalı. Aksi hâlde çözüm diye sunulan bir uygulama, yeni sorunların kapısını açabilir.

Denetim varsa, bu soruların da cevabı olmalı

Hayvan bakımevlerinin denetlendiği ifade ediliyorsa, kamuoyunun şu sorulara yanıt istemesi doğaldır: Denetimlerde hangi koşullar inceleniyor? Hayvanların birbirlerine zarar verme riski nasıl değerlendiriliyor? Tespit edilen eksiklikler için hangi işlemler yapılıyor? Denetim sonrasında sorunların giderilip giderilmediği nasıl takip ediliyor?

Bu soruların yanıtları yalnızca bu olay açısından değil, bütün hayvan bakımevlerinin işleyişi bakımından önem taşıyor.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde hayvanların korunması, bakımı ve refahına ilişkin yükümlülükler bulunuyor. Bu yükümlülüklerin kâğıt üzerinde kalmaması, uygulamada karşılığını bulması gerekiyor.

Olayla ilgili iddialar bağımsız ve etkili biçimde incelenmeli; varsa ihmal ve kusurlar somut bulgularla belirlenmeli. Sorumluluk taşıdığı tespit edilen kişiler hakkında mevzuatın öngördüğü idari veya adli işlemler uygulanmalı. Aynı zamanda bakımevindeki tüm hayvanların sağlık ve güvenlik durumu kontrol edilmeli, risk altındaki hayvanlar güvenli alanlara alınmalı.

Bunlar ayrıcalık değil, koruma sorumluluğunun gereğidir.

Sessizlik çözüm değil

Bu yazının amacı peşinen hüküm vermek veya herhangi bir kişiyi inceleme tamamlanmadan suçlu ilan etmek değil. Amacım, görüntülerde ortaya çıkan endişenin ciddiyetle ele alınmasını ve soruların yanıtsız bırakılmamasını sağlamak.

Ancak şunu da açıkça söylemek gerekiyor: Hayvanların güvenliği konusunda ortaya çıkan her ciddi iddia, açıklıkla araştırılmalı. Bir sorun varsa kabul edilmeli, giderilmeli ve tekrar yaşanmaması için somut önlemler alınmalı.

Kamu kurumlarına duyulan güven, yalnızca yapılan açıklamalarla değil; sorunlar karşısında gösterilen tutumla güçlenir. Şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik tam da bu nedenle önemlidir.

Son söz: Bir canın daha zarar görmesini beklemeyelim

Bugün elimizde bir video var. Bir tarafta kendisinden büyük köpeklerin arasında kaçmaya çalışan küçük bir hayvan, diğer tarafta cevap bekleyen sorular…

Yarın benzer bir görüntüyle karşılaşmak istemiyorsak bugün harekete geçmeliyiz. Bakımevindeki koşullar incelenmeli, risk altındaki hayvanlar korunmalı ve gerekli önlemler gecikmeden alınmalı.

Ben yetkililere konuyu ilettim. Yanıt bekledim. Bu yazıyı da sessiz kalmamak için kaleme aldım.

Çünkü mesele bir kurumun itibarı, bir kişinin açıklaması veya sosyal medyada kaç kişinin tepki gösterdiği değil. Mesele, hayatı insanların kararlarına bağlı olan canlıların güvenliği.

Sokaktan alıp barınağa koymak, görevimizi tamamladığımız anlamına gelmez. Asıl görev, o canın orada güvende olduğundan emin olmaktır.

Modern barınaklar yaptığımızı söyleyebiliriz. Ama o barınaklarda yaşayan bir yavru, kendisinden büyük hayvanların saldırısından kaçmak zorunda kalıyorsa, dönüp kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz gerçekten koruyor muyuz, yoksa yalnızca koruduğumuzu mu söylüyoruz?

Bu sorunun cevabını sözler değil, alınan önlemler verecek.

Ve unutmayalım: Onlar konuşamıyor olabilir. Ama bu, yaşadıklarını görmezden gelmemiz için bir neden değil; tam tersine, onlar adına daha yüksek sesle konuşmamız için bir sorumluluktur.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, MUĞLATÜRK - Bölgenin En Büyük Haber Sitesi. yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Serdar Cemal Hoca — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.