Fethiyespor cumartesi günü kendi sahasında Ankaragücü'nü konuk etti. İki kez öne geçti, iki kez yakalandı ve sahadan 2-2'lik beraberlikle ayrıldı. Bu, sezonun ilk haftalarından beri süregelen tablonun bir özeti gibi: Nefes alıyor ama yaşayamıyor.
Sahadaki tablo elbette önemli. 7 maçta 5 puan, 4 mağlubiyet, 2 beraberlik, 1 galibiyet. Alt sıralardan kurtulma mücadelesi veren bir takım için bu tablo alarm veriyor. Teknik direktör değişikliği yapıldı, Sait Karafırtınalar gitti, Selahattin Dinçel geldi. Ancak iki maçta da galibiyet yok. Mustafa Ceviz idaresinde çıkılan iki maçta 1 yenilgi, 1 beraberlik. Yani değişen isimler, değişmeyen sonuçlar.
Peki sorun gerçekten teknik heyette mi? Yoksa çok daha derinlerde mi?
Asıl Sorun Sahada Değil, Masada
Kulüp içinde konuşulan iddialar, Fethiyespor'un sorununun taktik veya kadro kalitesi olmadığını gösteriyor. İddialara göre yönetim ile futbolcular arasında ciddi bir kopukluk var. Bu kopukluğun en somut nedeni ise ücret adaletsizliği.
Yeni transferlerin aldığı ücretler ile eski futbolcuların kazandıkları arasında uçurum olduğu konuşuluyor. Aynı formayı giyen, aynı sahada ter döken oyuncular arasında bu denli büyük bir fark olması, soyunma odasında huzursuzluk yaratıyor. Bu huzursuzluk, ister istemez sahaya da yansıyor. Futbolcu kendini değersiz hissediyorsa, o formayı nasıl var gücüyle taşıyabilir?
Üstelik sadece yönetim-futbolcu hattında değil, futbolcu ile teknik direktör arasında da kopukluklar olduğu iddia ediliyor. Bu motivasyonsuzluk, cumartesi günkü maçta olduğu gibi kritik anlarda sahaya yansıyor. İki kez öne geçip skoru koruyamamanın arkasında sadece taktik eksiklik değil, konsantrasyon ve inanç eksikliği de var.
Başkan ile Taraftar Arasındaki Gerilim
Geçtiğimiz günlerde yaşanan başkan ile taraftar arasındaki atışma, kulüpte işlerin iyi gitmediğinin bir başka göstergesi olarak yorumlandı. Taraftar, takımının sahadaki mücadelesinden memnun değil. Yönetim ise artan tepkiler karşısında savunma pozisyonunda. Bu gerilim, kulübün enerjisini doğru yönetemediğini ve iletişim kanallarının tıkandığını gösteriyor.
Bir kulüpte başkan ile taraftar karşı karşıyaysa, orada güven krizi var demektir. Ve güven olmayan yerde başarı da gelmez.
Şirketleşme: Kaçınılmaz Gerçek
Fethiye'nin ileri gelen iş insanları, kulübün artık şirketleşmesi gerektiği konusunda hem fikir. Onlara göre mevcut yapıyla sorunların çözülmesi mümkün değil. Hesap verebilir, şeffaf ve profesyonel bir yönetim yapısı oluşturulmadan Fethiyespor'un ayağa kalkması zor.
Bu talep, sadece bir "yönetim değişikliği" talebi değil. Bu, kulübün kurumsal bir kimliğe kavuşması talebi. Bugün Fethiyespor'un en büyük sorunu, kurumsal hafızasının olmaması. Kararlar kişilere bağlı alınıyor, süreçler şeffaf yürümüyor, hesaplar denetlenemiyor. Bu yapıyla ne sportif başarı ne de mali sürdürülebilirlik mümkün.
Peki Çözüm Ne?
Cevap basit ama uygulaması zor: Fethiyespor artık bir dernek yönetimiyle değil, bir şirket disipliniyle yönetilmeli.
-
Şeffaf muhasebe: Gelirler, giderler, transfer ücretleri, maaşlar... Her şey kayıt altında ve denetlenebilir olmalı.
-
Hesap verebilirlik: Yönetim, icraatlarının hesabını taraftara ve kamuoyuna verebilmeli.
-
Profesyonel yönetim: Kulüp, futbolu bilen ama aynı zamanda iş yönetimi bilen profesyoneller tarafından yönetilmeli.
-
Ücret adaleti: Futbolcular arasındaki ücret dengesizliği giderilmeli, performans odaklı bir sistem kurulmalı.
-
İletişim: Yönetim, teknik heyet, futbolcular ve taraftar arasında sağlıklı iletişim kanalları açılmalı.
Son Söz
Fethiyespor cumartesi günü iki kez öne geçti ama kazanamadı. Bu maç, sezonun bir özeti gibiydi: Umut var, ama sonuç yok.
Sorun sahada değil, masada. Sorun taktik değil, yönetim zihniyetinde. Fethiye'nin ileri gelen iş insanları bunu görüyor ve söylüyor. Şirketleşme, hesap verebilirlik ve şeffaflık olmadan bu takımın ayağa kalkması mümkün değil.
Fethiyespor artık bir A.Ş. olmalı. Yoksa daha çok maçta iki kez öne geçip, iki kez yakalanacağız. Ve her seferinde "neden kazanamadık?" diye soracağız.
Cevap belli: Çünkü kazanmayı hak eden bir yapı yok.