Hayat ne tuhaf değil mi?
Kimileri iyiliği insanlık borcu bilir, kimileri de karşısındaki insanın iyi niyetini sınırsız kullanım hakkı sanır.
Üstelik bazıları var ki kötülüğünü öyle güzel ambalajlıyor ki, dışarıdan bakınca neredeyse iyilik meleği!
Yüzünde tebessüm, dilinde dostluk, cebinde hesap makinesi…
Kimin yanında duracağını, kime gülümseyeceğini, kimin önünde eğileceğini menfaatine göre belirleyen bir insan modeli türedi.
Allah aşkına, bu kadar rol yapacağınıza tiyatroya yazılsaydınız, bugün hepiniz başroldeydiniz!
Ama ne yazık ki hayat sahnesinde herkes alkışı hak etmiyor.
Bazıları iyi insanların sessizliğini korkaklık, sabrını zayıflık, nezaketini de saflık zannediyor.
Oysa insan bazen konuşmadığı için değil, konuşmaya değecek bir şey bulamadığı için susar.
Bazen görmezden geldiği için değil, gördüklerinden sonra mesafesini korumayı tercih ettiği için uzaklaşır.
Her susan kaybetmiş değildir. Her gülen dost, her el uzatan da samimi değildir.
Bir de dün birbirinin arkasından konuşup bugün kol kola fotoğraf verenler var!
Onları izlerken insanın aklına tek bir soru geliyor:
Bu kadar hızlı değişen yüzlere hangi güzellik merkezi yetişiyor acaba?
Vallahi teknoloji gelişti ama bazı insanların karakter değişim hızına hâlâ yetişemedi!
Neyse…
Biz yine iyilikten vazgeçmeyelim.
Çünkü birilerinin kötülüğü bizim karakterimizi değiştirmek zorunda değil.
Ama iyi olmak da herkese sınırsız tahammül göstermek demek değildir.
İnsanın kalbinin de bir kapısı, sabrının da bir sınırı vardır.
Her gelene kapı açılmaz, her gidene de arkasından el sallanmaz.
Kimi insan hayatımıza güzellik katar, kimi de hayatımızdan çıkınca güzellik başlar.
İşte bütün mesele bu farkı anlayabilmekte!
Ve unutmayalım…
Bugün kendisini vazgeçilmez sananlar, yarın hayatın nasıl değiştiğine şaşırabilir.
Makamlar değişir, koltuklar el değiştirir, kalabalıklar dağılır, alkışlar susar.
Ama insanın geride bıraktığı karakteri kolay kolay unutulmaz.
Bu yüzden kimse bugünkü gücüne, çevresine, kalabalığına fazla güvenmesin.
Hayat dediğin uzun bir yol…
Bugün önünü kestiğiniz insanla yarın aynı yol ayrımında karşılaşabilirsiniz.
O nedenle küçük bir ricam var:
Lütfen iyilerin önüne kötülüğünüzü park etmeyiniz!
Çünkü orası ne otopark ne de babanızın tapulu malı!
Bizim de yolumuz var, hayallerimiz var, daha içilecek çok çayımız, gülünecek çok hikâyemiz var.
Üstelik hayat, başkalarının kötülüğüne ayıracağımız zamandan çok daha kıymetli.
Son söz mü?
İyi insanları kaybetmek kolaydır. Zor olan, onların yokluğunda aynı samimiyeti yeniden bulabilmektir.
Biz yine çayımızı demleyelim, kahvemizi içelim, hayatın bize hazırladığı sürprizleri bekleyelim.
Kimin ne olduğunu da zaman anlatsın.
Zira zamanın öyle güzel bir huyu var ki…
Kimsenin maskesini zorla indirmiyor, herkes bir gün kendi eliyle çıkarıyor!
Kalın sağlıcakla…
Serap Ülkü Özdemir
Serap’la Tatlı Sert