Fethiye’de yağmur yağınca yalnızca sokaklar ıslanmıyor; yolların bütün kusurları da birer birer ortaya çıkıyor. Doğalgaz kazıları, ardından gelen yağışlar, köstebek yuvasına dönen yollar, suyla dolan çukurlar ve alt takımı zarar gören araçlar...
Artık Fethiye’de otomobil kullanmak için ehliyet tek başına yeterli değil. Biraz arazi sürüşü tecrübesi, güçlü amortisörler, sağlam bir bel ve bolca sabır gerekiyor.
Çünkü hangi çukurun ne kadar derin olduğunu anlamanın tek yolu, bazen içine düşmek!
Çinli ve Rus Turistlere Müjde: Safari Turları Artık Şehir Merkezinde!
Fethiye bir turizm kenti. Denizimiz var, doğamız var, tarihimiz var. Peki, kış turizmini geliştirmek için başka ne yapabiliriz?
Bence çok uzaklara bakmaya gerek yok.
Kış aylarında Fethiye’ye gelecek Çinli ve Rus turistler için yepyeni bir turizm modeli geliştirebiliriz: Şehir İçi Macera Safarisi!
Turistleri dağlara, orman yollarına, dere yataklarına götürmeye ne gerek var?
Buyursunlar Fethiye sokaklarına!
Bir sokakta çukurdan kaçarken diğerinde su birikintisine girsinler. Bir tarafta kazıdan kalan bozuk zemin, diğer tarafta yamaların oluşturduğu tümsekler...
Üstelik macera tamamen doğal!
Adrenalin deseniz bol, sürpriz deseniz her köşe başında.
Turist rehberinin yapacağı tek anons şu olabilir:
“Sayın misafirlerimiz, lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayınız. Birazdan Fethiye’nin merkez sokaklarına giriyoruz!”
Sağlık Turizminde de Yeni Bir Çığır Açabiliriz!
Madem turizmde çeşitlilik arıyoruz, sağlık turizmini de unutmayalım.
Özellikle böbrek taşı olanlar için Fethiye sokaklarında özel turlar düzenlenebilir!
Sabah bir tur, öğleden sonra bir tur...
Araç çukura girer, yolcu zıplar. Bir yama biter, diğeri başlar.
Elbette böbrek taşının böyle döküleceğine ilişkin tıbbi bir garanti yok. Ama yollarımızın insanı yerinden hoplattığı konusunda pek çok sürücünün söyleyecek sözü olduğuna eminim.
Hatta bu turizm modeline bir isim de buldum:
“Fethiye Sarsıntı Terapisi!”
İşin şakası bir yana, bozuk yollar yalnızca konforsuzluk meselesi değil. Araçların lastiklerini, jantlarını, amortisörlerini ve alt takımlarını etkileyebilen ciddi bir sorun.
Dahası, yağmur suyuyla dolan bir çukurun derinliğini sürücünün önceden görmesi her zaman mümkün değil.
Belediyenin Hakkını da Yemeyelim: Yama Çalışmaları Sürüyor!
Şimdi hakkı teslim edelim.
Belediye yolları yamalamaya devam ediyor.
Bir çukur kapanıyor, biraz ileride başka bir çukur sürücüyü karşılıyor. Bir sokakta yeni yama görüyorsunuz, diğerinde eski yamanın çevresi bozulmuş.
Yani ortada bir çalışma var. Bunu görmezden gelmeyelim.
Ancak asıl mesele de burada başlıyor.
Fethiye’nin ihtiyacı sürekli yama yapılan yollar mı, yoksa bir defa doğru yapılıp uzun süre kullanılabilecek sağlam yollar mı?
Doğalgaz altyapısının yapılmasına kim karşı çıkabilir? Elbette kentimizin gelişmesi, altyapısının güçlenmesi gerekiyor.
Ama altyapı çalışması yapılırken üstyapının da planlanması gerekmez mi?
Kazı tamamlandıktan sonra yolun eski standardına uygun biçimde onarılması, yağmur suyu tahliyesinin düşünülmesi ve yapılan işin denetlenmesi çok mu zor?
Bir kurum kazıyor, bir başkası kapatıyor, yağmur yağıyor, yol yeniden bozuluyor.
Sonra yeniden yama...
Vatandaş ise aynı yolun bedelini hem vergisiyle hem de aracının tamir masrafıyla ödüyor.
Çinliler Asfaltı Buldu, Türkler Yamayı İcat Etti!
Elbette asfaltı Çinliler bulmadı, yamayı da Türkler icat etmedi.
Ama Fethiye sokaklarının halini görünce insanın aklına böyle bir söz geliyor:
“Çinliler asfaltı buldu, Türkler yamayı icat etti!”
Bu sözün amacı çalışan belediye personelini küçümsemek değil. Yağmurda, çamurda yol onarmaya çalışan emekçilerin hakkını teslim etmek gerekir.
Eleştirilmesi gereken, aynı sorunların tekrar tekrar yaşanmasına neden olan planlama ve uygulama anlayışıdır.
Fethiye gibi uluslararası turizm iddiası olan bir kentte yol kalitesi yalnızca yerel bir hizmet meselesi değildir. Kentin itibarıyla, ulaşım güvenliğiyle ve günlük yaşamın kalitesiyle doğrudan ilgilidir.
Turizm kenti olmak yalnızca güzel koylara, lüks otellere ve etkileyici manzaralara sahip olmak değildir.
Turizm kenti olmak, o güzel manzaraya giderken aracın altını vurmadan yolculuk yapabilmektir.
Fethiye Safari Parkı Değil, Yaşanabilir Bir Kent Olmalı!
Bir kentin gelişmişliği yalnızca yaptığı yeni yatırımlarla değil, mevcut altyapısını ne kadar iyi koruduğuyla da ölçülür.
Fethiye’de vatandaşın beklentisi çok açık:
Kazılar yapılsın, doğalgaz gelsin, altyapı gelişsin. Ama kazılan yollar da düzgün biçimde eski haline getirilsin.
Yağmur yağdığında sokaklar sürprizlerle dolu bir engelli parkura dönüşmesin.
Sürücüler çukurdan kaçarken başka bir tehlikeyle karşılaşmasın.
Belediyeler, altyapı kuruluşları ve ilgili kurumlar sorumluluklarını koordinasyon içinde yerine getirsin.
Çünkü vatandaşın istediği ne safari turu ne de sarsıntı terapisi.
İstediği sadece düzgün bir yol.
Ve son bir önerim var:
Fethiye’de yeni bir turizm sloganı arayanlar, yollar düzelene kadar şu cümleyi değerlendirebilir:
“Fethiye’ye gelin, doğanın değil, yolların gücünü hissedin!”
Ama ben yine de eski, sade ve herkesin işine yarayacak bir sloganı tercih ederim:
“Fethiye’de yollar yol gibi olsun, macera isteyen zaten safariye gider.”