Bir varmış, bir yokmuş…
Sahilin ardına saklanmış bir saklı cennet varmış.
Burası; denizle gölün öpüştüğü,
yeşille mavinin kucaklaştığı,
ama halkın sadece tabelada yer aldığı bir yer olmuş.
Bu topraklarda bir prens yaşarmış.
Hayali büyükmüş:
– Taht değil; kıyı,
– Kılıç değil; şezlong,
– Ordu değil; beton mikseri istermiş.
Bir gün danışmanları ona şöyle demiş:
“Halk plajı yapalım prensim…
Derme çatma, gösterişsiz bir sahne kuralım.
Halk inansın, biz arkadaki 230 dönümlük hazineye erişelim…”
Prens gülümsemiş.
“Akıllıca… Halk, güneşlenirken biz gölgesini satarız!”
Ve işte böyle başlamış “Halk Plajı” masalı.
Ama masalın sonu pek mutlu olmamış.
Çünkü halk, bir sabah uyanmış ve
kendi adına açılan plajda konuk olduğunu fark etmiş.
Deniz aynı denizmiş, ama artık serinletmezmiş.
Göl aynı gölmüş, ama içine “kâr planı” düşmüş.
Ve o saklı cennet, sadece birilerinin “gizli rüyası olmuş.
Not: Bu hikâye tamamen kurgusal ve hayal ürünüdür. Gerçek kişi, kurum veya olaylarla doğrudan ya da dolaylı bir ilgisi yoktur. Benzerlikler tamamen tesadüfidir.
Akın Tezel
Ne İş Yapar Bu Adamlar
Ayfer Kurt
Kayaköy’de Sessizliğin Sesi
Serdar Cemal Hoca
İNFAK VAKTİ
Serap'la Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR