Bir varmış bir yokmuş…
Uzak diyarlarda bir şişe varmış. İçinde yıllarca unutulmuş bir cin yaşarmış. Tozlu raflara terk edilmiş bu cin, bir gün ansızın hatırlanmış.
İstanbul Bağlantısı
Derken büyük şehirde, yani İstanbul’da bir masa kurulmuş.
O masaya kimler oturmuşsa oturmuş, fısıltılarla karar verilmiş:
“Artık bu cin lazım, çıkaralım.”
Ve kapak açılmış… Cin bir duman bulutu gibi dışarı fırlamış.
Tahta Yolculuğu
Şişeden çıkan cin, daha gözlerini ovuşturamadan el üstünde tutulmuş.
Birileri “Buyur, geç tahta” demiş.
Kırmızı halılar serilmiş, yol açılmış, alkışlarla yoluna devam etmiş.
Alkışlayanlar – Sessiz Kalanlar
Kimi yüksek sesle alkışlamış, kimi sessizce başını eğmiş.
Ama masallarda bir kural varmış: Sessiz kalan da oyunun parçası sayılırmış.
İstanbul’daki o ilk masanın gölgesi, bugün hâlâ tahtın üzerinde sallanıyormuş.
Masalın Finali
Cin sonunda tahta oturmuş. Ama cin cinliğini bırakır mı hiç?
Kostüm değiştirmiş, kanat takıp melek rolüne bürünmüş.
Ama günün sonunda yine aynı cin çıkmış.
Ve herkes şu soruyu sormaya başlamış:
“Bu cin’i şişeden çıkaran ve tahta oturtan eller kimindi? İstanbul’da kurulan masa, sadece bir toplantı mıydı, yoksa bir oyun sahnesi mi?”
Not: Bu yazı tamamen kurgusal ve masalsı bir hicivdir. Gerçek kişi, kurum ya da olaylarla benzerlikler tamamen tesadüftür.”
Akın Tezel
Ne İş Yapar Bu Adamlar
Ayfer Kurt
Kayaköy’de Sessizliğin Sesi
Serdar Cemal Hoca
İNFAK VAKTİ
Serap'la Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
YUSUF POLAT
Osimhen işi çok uzadı
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hatice ATAMAN
YEMEKLERDEN SONRA UYUYORSAN DİKKAT! İNSÜLİN DİRENCİN OLABİLİR.
DR.İSMAİL TEKPINAR
HER FERT POTANSİYEL ENGELLİ ADAYIDIR