Gelin şu gerçeği kabul edelim:
Bu memlekette yüzüne gülen çok, ama ardına laf taşıyan daha da çok.
Siyasetçiler mi? Onların işi zaten masada tebessüm edip, kuliste bıçak bilemek.
Dost bildiklerimiz mi? Varlığında “canım ciğerim” deyip, yokluğunda en çok onlar konuşur.
Hele ki kadınsan… sahnede “cesaret” diye alkışlarlar,
ama perde kapandığında “biraz sus” derler.
Ulusal motifleri yakalarına rozet diye takarlar,
ama iş gerçekten o bayrağın ağırlığını taşımaya gelince, birer birer kaybolurlar.
Benim defterimde bu oyunların adı belli: Samimiyet Testi.
Kim ışıklar altında gülümseyip, kuliste dedikoduya koşuyorsa; işte asıl yüzünü orada belli eder.
O yüzden ben gülen yüze değil, mert söze bakarım.
Ve buradan herkese duyurayım:
Sözüm sahnede alkış tutanlara değil; kuliste mızıkçılık yapanlara.
Samimiyet, perde arkasında ölçülür; selam da güven de hak edene verilir.