Siyaset Kurban Edilir mi?
Özgür değilsen…
Korkuların varsa…
Hele hele kaybetmekten korkuyorsan…
Kör, sağır ve dilsiz olmak zorundasın.
Önüne ne konursa itiraz etmeden yiyeceksin.
Ve buna “liyakat” diyecekler…
Eskiden liyakat, ehliyet ve bilgiyle ölçülürdü. Şimdi ise “uyum” kelimesi çok daha popüler. Uyum derken; yanlış gördüğünü görmemek, duyduğunu duymamak, içindeki doğruları da saklayıp sessiz kalmak…
Ama asıl sorum şu: Siyaset kurban edilir mi?
Kişisel hesaplar, dar çıkarlar, küçük dengeler uğruna, koskoca bir siyasi vizyon gözden çıkarılır mı?
Bir kişinin konforu, bir kadronun hataları, bir masadaki sessizlik; toplumun geleceğinden daha mı değerli?
Korkuyla yönetilen zihinlerde siyaset, fikir ve ideal olmaktan çıkar; bir “koltuk koruma sanatı”na dönüşür.
Ve işte o zaman, liyakat yerini “itaatkârlık”a bırakır.
Haklılar susturulur, yetkinler kenara çekilir, cesurlar yalnız bırakılır.
Oysa siyaset, milletin emaneti; liyakat ise o emaneti taşıyan omuzların gücüdür.
Korkusuzca doğruları dile getirebilmek, makamı kaybetme pahasına haksızlığa dur diyebilmek… İşte gerçek liyakat budur.
Kıssadan hisse:
Siyaset kurban edilirse, gün gelir herkes aynı masada, önüne konan yemeğin tadına baksa bile aç kalır.
#SeraplaTatlıSert, #SiyasetKurbanEdilmez #Liyakat, #GerçekLiyakat, #Siyaset, #Gündem, #TürkiyeGündemi, #SerapÜlküÖzdemir, #MTÜRKTV, #FethiyeTürk, #DijitalMedya, #DoğruyuSöyle, #KorkusuzSöz, #HalkınSesi, #CesurlarKulübü, #SözünÖzü