Muğla siyasetinde son günlerde yaşanan gelişmeler, aslında uzun süredir kulislerde konuşulan gerçekleri gün yüzüne çıkardı.
İl Başkanı Haluk Laçin’in göreve gelmesinin ardından, milletvekillerine danışılmadan tamamen İl Yönetimi’nin kontrolünde yeni bir teşkilat düzeni kuruldu. O dönemin teşkilat başkanının ince eleyip sık dokuyarak hazırladığı listeler, yalnızca İl’e mutlak bağlı isimlerden oluşturuldu. Böylece milletvekilleri, partinin doğal temsilcileri olmalarına rağmen bu süreçte tamamen devre dışı bırakıldı.
Bodrum İlçe Başkanı da bu anlayışın ürünü olarak göreve getirildi. Kurallara uyan, İl Yönetimi’nin beklentilerine uygun bir isim tercih edildi. Ancak zaman içinde görüldü ki, bu kadar ince hesaplarla dizayn edilen yapı bile kendi içinde çatışmaya açıkmış.
Kıvılcımı ateşleyen mesele ise Bodrum Devlet Hastanesi hakkındaki eleştiriler oldu. İlçe teşkilatından yükselen bu sesler, İl Sekreteri’nin verdiği yanıt sonrası büyüdü, tartışmaya dönüştü ve giderek derinleşti.
Kulislerde konuşulanlara göre, bu tartışma sadece bir gerekçe oldu. Çünkü herkesin bildiği üzere, yeni ilçe başkanının kim olacağı aylar öncesinden belirlenmişti.
Bugün geldiğimiz noktada gerçek ortada: Milletvekillerini sürece dahil etmeyen, tamamen İl Yönetimi’ne sadakat üzerinden kurulan düzen, kendi içinde bile uyum sağlayamaz hale geldi.
Ve en sonunda; İl Yönetimi, kendi belirlediği ilçe başkanını disipline sevk ederek görevden uzaklaştırdı.
Kulislerde sorulan soru ise şu:
“Bu tablo, aslında başından beri bilinen gerçeğin açığa çıkması değil miydi?”