Bir milleti ayakta tutan değerlerin başında anneler gelir. Hele ki evladını vatan uğruna toprağa vermiş bir annenin gözyaşı, hepimizin gözyaşıdır.
Son günlerde ise “anne” kelimesinin yanına eklenen bir sıfatla uğraşıyoruz: üvey…
Oysa anneliğin özünde ne “öz” vardır, ne “üvey”…
Annelik, sadece doğurmakla değil; büyütmekle, sahip çıkmakla, evladının arkasında dimdik durmakla ölçülür.
Şehit ailelerinin yaşadığı acıyı sınıflandırmaya kalkmak, yaraya merhem sürmek yerine tuz basmaktır.
Bir annenin feryadını “bu özdü, bu üveydi” diye tartışmaya açmak, aslında toplumsal vicdanı incitmektir.
Kıssadan hisse odur ki:
Şehitlik makamı ayrım yapmaz, hepimizin yüreğini eşit acıyla sınar.
Evladın hatırasına sahip çıkan her kadın, annedir.
Bir annenin gözyaşı “öz” diye hafif, “üvey” diye ağır sayılmaz.
Bizim ihtiyacımız olan şey, ayrıştırmak değil; birleştirmektir.
Çünkü şehitler hepimizin evladı, anneler hepimizin annesidir.