“5 Saniye Masumiyet Tiyatrosu ve Doktor Yasağı Makyajı”

Serap'la Tatlı Sert

17-11-2025 11:20

Şehit cenazesinde yaşanan 5 saniyelik gülme skandalını öyle bir anlatmışlar ki, insanın bir anlığına “Acaba orada kahkaha atanlar değil, biz mi yanlış gördük?” diye sorası geliyor.

Ne de olsa, bazı kalemler 5 saniyeyi perdeleyebilmek için 5 saatlik destan yazmayı adet edinmiş.

Hadi gelin, bana yakışanı yapayım:
Tatlı Sert ama tam isabet.


1. 5 saniyeye roman yazmak yerine, o 5 saniyeyi vermemeyi öğretmek daha kolaydı

Cenaze yerinde gülüşüp espri yapanlara yazılan uzun savunmaları görünce insan düşünmeden edemiyor:

"Madem bu kadar açıklamanız vardı,
neden o 5 saniyeyi yaşadınız?"

Cevap basit:
Dikkat eksikliği + siyaset rehaveti + kamu hassasiyetini unutmak.

Bunun üzerine sos olarak eklenen savunma malzemesi:
“Doktor yasağı vardı.”

Güldürmeyin beni…

Gülme görüntüsünden çok açıklamalar güldürüyor.

 Doktor yasağı dediğiniz şey, galiba sadece kameralar açılınca devreye giriyor

“Kendisi 5 saat ayakta kaldı, doktoru yasaklamıştı” deniliyor.

Peki güzel kardeşim…

Bir hafta önce Fethiye’de ve Seydikemer’de kaymakam, savcı, kurum müdürleriyle kapı kapı dolaşırken bu doktor yasağı neredeydi?

“Doktor yasağı” cenazede var,
protokol ziyaretlerinde yok,
sahada hiç yok…

Enteresan bir yasak mekanizması doğrusu!

Namaz başlamamıştı, herkes ayaktaydı savunması…

Bunun adı “savunma” değil,
olayı meşrulaştırma çabasıdır.

Cami avlusunda

– aile oradayken,
– şehidin çocukları oradayken,
– askerler oradayken,
– acı gözyaşı dökülürken

gülmek “vakit” ile değil, saygı ile ölçülür.

Kimse kusura bakmasın,
dakika hesabıyla vicdan ölçülmez.


Espri yapıldı diye tebessüm etmişlermiş…

Evet, aynen böyle demişler:

“Aramıza girdin dedik, biz de güldük…”

Peki soruyorum:

Bir şehidin önünde espri yapılır mı?

Sorunun cevabı nettir:
Hayır.

Ama bazıları hâlâ “espri masumdu” diye yazıyor.
Masum olan espri değil, zorlanan mazeretlerdir.

 Asıl mesele 5 saniye değil, o 5 saniyeyi ‘temize çekmeye çalışan refleks’tir

Görüntü hatalı olabilir.
İnsanlar refleksle gülebilir, eyvallah.

Ama…

Görüntüden daha üzücü olan şey, aynı görüntüyü dakikalarca cilalayıp kamu vicdanını manipüle etme çabasıdır.

Bu millette akıl da var, vicdan da var, hafıza da var.
Kimsenin zekâsıyla dalga geçilmesine tahammül yok.

 

Ben bu işin ne avukatıyım, ne savcısı.
Ama gerçekleri söylemekten geri duracak da değilim.

Hata yapılmıştır.
Millet görmüştür.
Savunmasını da duymuştur.

Ama “Şehit cenazesinde tebessüm gayet normaldir” demeye çalışanlara şunu söylemeden geçmem:

Bazı şeylerin mazereti olmaz.

Saygının saati, dakikası, molası yoktur!!!


 

DİĞER YAZILARI Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler 01-01-1970 03:00 Bir Teşekkürden Fazlası 01-01-1970 03:00 Tarihin Sıfır Noktasında Birlik Ruhu 01-01-1970 03:00 Aynı Meslek, İki Ayrı Dünya: Yerel Medya – Elit Medya 01-01-1970 03:00 Devleti Yabancıya Şikâyet Edenin Sonu Venezuela’dır 01-01-1970 03:00 YENİ YILA DOĞRU KABİNE SİNYALLERİ 01-01-1970 03:00 Herkesin Bildiği Ama Konuşmadığı Masalar 01-01-1970 03:00 BİR RAPOR SUNULDU… PEKİ YA GERÇEKLER? 01-01-1970 03:00 Gücün Yanında Duranlar, Zamanı Gelince Görünür Olur 01-01-1970 03:00 GERÇEK YATIRIM DOSYALARI AÇILDI… HAYAL PROJELER SINIFTA KALDI! 01-01-1970 03:00 “Muğla’nın Mimarisini Korumak Hepimizin Sorumluluğu” 01-01-1970 03:00 Ortaca’da 3 Çocuk Annesi Hasret’in Sesi Olalım 01-01-1970 03:00 VURULAN MÜHÜR: Papa’nın Ziyareti Değil, Türkiye'nin Külliye’den Yükselen Liderlik Duruşu Tarihe Yazıldı 01-01-1970 03:00 “Yeni Prenslerin Fermanı” 01-01-1970 03:00 Protokol Gezen Siyasetçiler, Halktan Uzak Siyaset 01-01-1970 03:00 Algı Siyaseti Kahvehane Çayında Erir 01-01-1970 03:00 “Para Gücüyle Basın Olunmaz!” 01-01-1970 03:00 Bal da Var, İğne de… 01-01-1970 03:00 Rize Türkiye'nin Dünyaya Açılan Kalbi 01-01-1970 03:00 Prensin Saltanatı 01-01-1970 03:00 Temayül Sandığı mı, Senaryo Defteri mi? 01-01-1970 03:00 Yüzü Gülenler, Sözü Keskin Olanlar 01-01-1970 03:00 Anneye Saygı, Ayrıma Gerek Yok 01-01-1970 03:00 Kötü Adamın Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Muğla İl Yönetimi Hâlâ Ayaydın’dan Medet Umuyor 01-01-1970 03:00 Masal Serimiz Devam Ediyor “Bu masal artık bitsin!” 01-01-1970 03:00 Er Meydanında Masal 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Uyardı: Misafirlikten Denetim Çıkmaz 01-01-1970 03:00 Kendi Kurduğu Teşkilatla Bile Anlaşamayan İl Yönetimi 01-01-1970 03:00 Hızlı Giden At 01-01-1970 03:00 Bodrum AK Parti İlçe Danışma: Toplantı mı, Tartışma Arenası mı? 01-01-1970 03:00 Cin’in Dosyası – Masal Tadında Perde Arkası 01-01-1970 03:00 Cin’in Maskesi 01-01-1970 03:00 Pes Etmiyorum, Dalga Geçiyorum 01-01-1970 03:00 Boy Boy Manşetler, Dolar Dolu Cepler 01-01-1970 03:00 Yeni Muğla Muz Cumhuriyeti – Sessiz ve Derinden Yönetim Modeli 01-01-1970 03:00 Gündem Mühendisliği: İnce Sanat 01-01-1970 03:00 Siyaset Kurban Edilir mi? 01-01-1970 03:00 “Çakma Yazarın Üçüncü Hikâyesi – Odanın Anahtarını İsteyenler” 01-01-1970 03:00  “Çakma Yazarın İkinci Hikâyesi – Muğla Siyasi Dizayn” 01-01-1970 03:00 Muğla’da “Sahaya Kiminle İneceksiniz?” 01-01-1970 03:00 Yok Etme Talimatnamesi” Serap Ülkü ile Masal Devam 01-01-1970 03:00 Huzur Bozanlar Derneği Kuruluyor! 01-01-1970 03:00 “Prensin Hayalindeki Kumsal” Serap Ülkü ile Masal Devam 01-01-1970 03:00 “Afiş Duvarda Kaldı… Vefa İçeri Girmedi” 01-01-1970 03:00 YOK ÖYLE BEYLER! 01-01-1970 03:00 Fethiye Manzaralı Yeni Dönem: Biatlı Projeler, Sessiz İktidarlar 01-01-1970 03:00 Bir Varmış, Bir Yokmuş… Serap Ülkü ile Masal Devam 01-01-1970 03:00 KÜÇÜK PRENS’İN HAYALLERİ – Bölüm 2: Dedikoduların Gölgesinde 01-01-1970 03:00 “Torpil bitti deniyor… Ama baskı sadece şekil mi değiştirdi?” 01-01-1970 03:00 MASAL SERİSİ: KÜÇÜK PRENS’İN HAYALLERİ 01-01-1970 03:00