Altın piyasası 2025 yılında alışılmış kalıpların dışına çıkarak yatırımcısına rekor kazanç sağladı. Spot altın fiyatı yıl içinde 4 bin 531 dolara yükselerek tarihi zirvesini görürken, yıllık bazda yaklaşık yüzde 74’lük artışla dikkat çekici bir performans sergiledi.
Bu yükselişte ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimleri, doların küresel çapta değer kaybetmesi, enflasyon beklentilerinin güçlenmesi ve artan jeopolitik riskler etkili oldu. Uzmanlara göre, küresel belirsizlik ortamının sürmesi altına olan talebi canlı tutuyor.
Siyasi gelişmeler de altın fiyatlarında belirleyici oldu. Donald Trump’ın ikinci kez ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte Washington yönetiminin küresel sistemdeki rolüne ilişkin verdiği mesajlar piyasalar tarafından yakından izlendi. ABD’nin “küresel güvenlik sağlayıcı” rolünden geri çekilebileceğine ve doların rezerv para konumuna ilişkin tartışmaların artmasına yönelik beklentiler, yatırımcıları güvenli liman olarak görülen altına yöneltti.
2025 yılında merkez bankaları yaklaşık 900 ton net altın alımı gerçekleştirdi. Bu rakam, 2024’teki 1.045 tonluk rekorun altında kalsa da alımların devam ettiğini gösterdi. Polonya, Çin, Türkiye ve Kazakistan alımlarda öne çıkan ülkeler oldu. Bu tablo, de-dolarizasyon ve rezerv güvenliği stratejilerinin sürdüğüne işaret etti.
Fiyatları asıl yukarı taşıyan unsur ise borsa yatırım fonları (ETF) cephesinde yaşandı. ABD’li kurumsal yatırımcıların yoğun ilgisiyle küresel altın ETF’lerine 2025 genelinde 800 tonu aşan net giriş kaydedildi. Bu durum, önceki iki yıldaki zayıf ETF talebiyle kıyaslandığında dikkat çekici bir dönüş olarak değerlendirildi.
Bireysel yatırımcılar da piyasada aktif rol aldı. Külçe ve madeni para talebi her çeyrek 300 tonun üzerinde seyrederken, yıl genelinde yaklaşık 1.200 tonluk bireysel yatırım talebi oluştu. Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya ülkeleri bireysel talepte ön plana çıktı.





































