DİN
Giriş Tarihi : 10-11-2020 19:29   Güncelleme : 10-11-2020 19:29

“Azerbaycan topraklarının işgalden kurtuluşu hepimizi sevindirmiştir, zaferimiz kutlu olsun”

Azerbaycan’ın Karabağ zaferini kutlayan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Azerbaycan topraklarının işgalden kurtuluşu hepimizi sevindirmiştir. Zaferimiz kutlu olsun” dedi

“Azerbaycan topraklarının işgalden kurtuluşu hepimizi sevindirmiştir, zaferimiz kutlu olsun”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kafkas Müslümanları Dini İdare Başkanlığınca online düzenlenen, “Modern Dünyanın Problemleri: Nefret Çağrısı, Terör, Aşırılık, İslamofobi ve Ermenistan’ın Azerbaycan’a Karşılık Saldırganlığı” başlıklı uluslararası konferansta konuştu.

Konferansa Diyanet İşleri Başkanlığından katılan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sözlerinin başında Azerbaycan’ın Karabağ zaferini kutladı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Kafkas Müslümanları Dini İdare Başkanı Allahşükür Paşazade’ye tebriklerini ileten başkan Erbaş, “Azerbaycan topraklarının işgalden kurtuluşu hepimizi sevindirmiştir. Zaferimiz kutlu olsun. İnanıyoruz ki işgalden kurtarılan tüm topraklarda kıyamete kadar ezanlar yükselecek. Karabağ topraklarında ezanlar kıyamete kadar hiçbir zaman dinmeyecek, Azerbaycan bayrağı da kıyamete kadar inmeyecek inşallah” dedi.

Başkan Erbaş, İslam; tüm insanlığın huzur, güven ve refahını hedefleyen barış, adalet ve merhamet dini olduğunu ifade ederek,  Kur’an’ı Kerim’de, Müslümanlara, Allah’a teslimiyetle beraberce barış ve huzur için çalışmayı önemli bir sorumluluk olarak yüklendiğini, Müslümanların barış ve huzur için çalışması gerektiğini söyledi.

İslam’a göre insanın dünyada bulunuş gayesinin iman ve salih amel olduğunu belirten Başkan Erbaş,  “Allah’a gönülden bağlılık, insanlık için yararlı işler yapmak ve yeryüzünün imarına ve ıslahına çalışmaktır. Bu doğrultuda Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa aleyhisselâtuvesselam, Müslüman’ı, “İnsanların elinden ve dilinden emin olduğu, can ve mal hususunda güvendiği kişi” olarak tanımlamaktadır. Bu ideali temel bir ilke kabul eden Müslümanlar, dünyadaki herkesin onurlu, özgür ve insanca bir hayat yaşama hakkını savunmayı ve bu uğurda çalışmayı, inançlarının gereği bir sorumluluk olarak görmektedir” diye konuştu.

Başkan Erbaş, Kur’an-ı Kerîm’in, pek çok ayetinde, adaletin, temel hak ve hürriyetlerin korunmasının, çevre ve toplumla ilişkilerde şefkat ve merhametin emredildiğini kaydetti.

“DEAŞ, Boko Haram gibi terör örgütler siyasal etkenlerin ortaya çıkardığı örgütlerdir”

DEAŞ, Boko Haram, eş-Şebab, el-Kaide  gibi şiddet ve terör örgütlerinin, İslam ve onun samimi müntesipleriyle ilişkilendirilmesinin asla kabul edilemeyeceğinin altını çizen Başkan Erbaş, “Kuşkusuz bu yapılar, dinî hassasiyetlerden değil, sosyal, siyasal, ekonomik, psikolojik etkenlerin ortaya çıkardığı şartlardan ve farklı manipülasyonlardan doğmuştur” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, İslam’ı hedef alan saldırılarla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Bugün açıkça müşahede ediyoruz ki, söz ve eylemleri ile sürekli Müslümanları hedef alan ve İslam’ın aydınlık yüzünü karalamaya çalışan birtakım mihraklar ve örgütlenmeler, bilhassa Avrupa’da barış dini İslam’ı, terörle birlikte anmak suretiyle, yapay bir korku ve endişe ortamı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bilinçli şekilde üretilmiş ve çarpıtılmış bir İslam imajı öne çıkartılarak Müslümanlar itham edilmekte; Müslümanlara yönelik ötekileştirici, nefret uyandırıcı ve ayrıştırıcı söylemler yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır” şeklinde konuştu.

“İslamofobik tutum, fizikî şiddet, hakaret ve psikolojik baskı olarak tezahür etmekte”

Müslümanların evlerini, ibadet mekânlarını, mescitlerini, camilerini ve işyerlerini hedef alan ırkçı saldırı ve tecavüzlerin her geçen gün arttığına dikkati çeken Başkan Erbaş, “Bu İslamofobik tutum, bir taraftan kadınlara, erkeklere hatta çocuklara yönelik fizikî şiddet, en son örneği Fransa’da 10 yaşında 4 çocuğun apar topar evlerinden alınıp karakola götürülmeleri, saatlerce gözaltında tutulmaları, bu şekilde hakaret ve psikolojik baskı olarak tezahür etmekte, diğer taraftan en tabiî insan haklarını hiçe sayarak kılık, kıyafet, ibadet ve inanç özgürlüğü alanında kısıtlamalar, dinî, kültürel kurumlara ve kutsal mekânlara yönelik saldırılar şeklinde varlık bulmaktadır. Hatta bu durum, insanlığa merhameti öğreten Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselâma karşı hakaret ve saldırılar olarak da kendisini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu.

“İslam’a muhtaç insanlığın algısı kirletilmekte ve umudu yok edilmektedir”

Fransa gibi bazı ülkelerde üst düzey yöneticilerin, İslam’a ve Müslümanlara yönelik gerçeklerle uzaktan yakından bağdaşmayan tutarsız ve nezaketsiz ifadelerinin yol açtığı sorunlara dikkat çeken Başkan Erbaş, şunları söyledi:

“İslam’a ve Müslümanlara yönelik tehdit, taciz ve saldırıların faillerinin bulunmasında ve adaletin uygulanmasında gösterilen ihmaller; ırkçı saldırılara zemin hazırlamakta ve suç potansiyeli bulunan kişileri cesaretlendirmektedir. Elbette bu durum, söz konusu ülkelerde ayrımcı ve çifte standarda dair politikaların varlığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bugün özellikle bulundukları coğrafyalarda azınlık olarak yaşayan Müslümanlar, korku ve endişe içerisindedirler. Her an nefret söylemine, kültürel ırkçılığa, ayrımcılığa, kutsal değerlerine hakarete maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ayrıca İslam’a muhtaç insanlığın algısı kirletilmekte ve umudu yok edilmektedir.”

“Müslümanların geleceği kuşatan projeler üretmeleri gerekmektedir”

Başkan Erbaş, Müslüman dini liderlerin İslam’a ve Müslümanlara karşı yürütülen kirli plan ve eylemlerle mücadele etmek için ciddi çalışmalar yapması gerektiğine vurgu yaparak, “Bunun için yeryüzünü İslam’ın barış, huzur, merhamet ve adalet mesajıyla tanıştırma mükellefiyeti taşıyan Müslümanların, öncelikle kendi aralarında çok sağlam bir kardeşlik bağı ve güçlü ilişkiler ağı kurarak ortak bilince erişmeleri, geleceği kuşatan projeler üretmeleri gerekmektedir. Birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, barış ve huzurumuzu bozan, fitne ve tefrikaya sebep olan, her türlü söz, anlayış ve davranıştan bütün Müslümanlar özenle ve titizlikle kaçınmalıdır” diye konuştu.

“İslam’ı doğru şekilde tanıyan insanlar algı operasyonlarına aldanmayacaktır”

Müslümanların, 1400 yılı aşkın ilim ve medeniyet birikimiyle, genç ve dinamik nüfusuyla, yer altı ve yerüstü zenginlik kaynaklarıyla dünyanın en büyük imkanlarına sahip olduklarını ifade eden Başkan Erbaş, şunları söyledi:

“Gücünü ve potansiyelini kullandığında Müslüman varlığı, bütün insanlık için barış, adalet, huzur, refah ve onurlu bir hayatın teminatı olacaktır. Bu çerçevede özellikle İslam’ın evrensel ilkelerinin ve Peygamber Efendimizin rahmet mesajlarının insanlık ailesinin her bir ferdine ulaşması için gayret etmemiz gerekmektedir. Zira İslam’ı ve Peygamberimizi doğru şekilde tanıyan insanlar algı operasyonlarına aldanmayacaktır. Aynı şekilde İslam karşıtı eylemlere malzeme üreten yapı ve mekanizmalarla ve Müslüman imajını zedeleyen her türlü tavır ve davranış ile mücadele etmek büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple, çağın sorunlarına ve ortak meselelerimize çözümler üretmek için, işbirliği içerisinde uluslararası araştırmalar ve bilimsel çalışmalar yapan merkezlerimizi güçlendirmeli ve çoğaltmalıyız. İnançtan kültüre, bilimden sanata ve eğitimden aileye kadar her konuda özveriyle, fedakârlıkla, işbirliği içinde ortak çalışmalarımızı geliştirmeli ve en ileri düzeye taşımalıyız.” 

“İnanıyoruz ki işgalden kurtarılan topraklarda kıyamete kadar ezanlar yükselecek”

Başkan Erbaş, Uluslararası hukuku, barış ve istikrarı, insani, vicdani ve ahlaki bütün ilke ve esasları yok sayan; masumların, sivillerin kanını döken, sivil yerleşim alanlarını hedef alan Ermenistan’ın gerçekleştirdiği tüm terör faaliyetlerini bir kez daha kınayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Aziz milletimiz; aynı tarihin, inancın ve kültürün mensubu olarak Azerbaycan halkıyla her zaman tek yürektir. Dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın haklı mücadelesinde her daim yanında olmaya devam inşallah devam edecektir.

Azerbaycan topraklarının işgalden kurtuluşu hepimizi sevindirmiştir. Zaferimiz kutlu olsun. İnanıyoruz ki işgalden kurtarılan tüm topraklarda kıyamete kadar ezanlar yükselecek. Mehmet Akif Ersoy’un, ‘Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” dediği gibi Karabağ topraklarında ezanlar, kıyamete kadar hiçbir zaman dinmeyecek inşallah. Azerbaycan bayrağı kıyamete kadar inmeyecek inşallah.

Bu vesileyle, insanlık suçunun işlendiği meşum saldırılarda hayatını kaybeden, inancını ve ülkesini savunurken şehit düşen kardeşlerimize yüce Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.”

Toplantıya birçok ülkeden Müslüman dini liderler katıldı.