Akın Tezel
Rahat Bırakın Atatürkü!
10-11-2025 13:42
1869 kez okundu.
Önceki gün medyada bir yazışmaya tanık oldum. Adamlar Atatürkün eşcinsel olduğunu iddia
ediyorlardı. Kendi kendime şimdi de bunu çıkardılar dedim. Atatürke çeşitli özellikler
yükleyebilirsiniz ama eşcinsellik iddiasını ilk defa duyuyorum. Öyle bir durum olsaydı ölümünün
ardından 90 yıla yakın zaman geçti, mutlaka bu konu da gündeme gelirdi dedim.
Hoş, bir kişinin cinsel yapısı onun kendisini bağlar. Atatürk gibi millete örnek olması gereken bir
kişinin sapık eğilimleri olması doğru karşılanmaz . Ama o kadar. Önemli olan onun fikirleri ve
eylemleridir. Kişisel özellikleri yaptıklarının değerini etkilemez.
Sonra da düşündüm, aslında Atatürk sağlıklı bir erkek olarak oldukça hızlı bir cinsel hayat yaşamış. İlk
defa Bulgaristanda askeri ataşeyken Kral Naibinin kızı Dimitrovna ile yaşadığı aşk, onunla evlenmek
istemesi. Buna Bulgar yetkililerinin karşı çıkması, yaşadığı hayal kırıklığı. Kurtuluş Savaşının hemen
ertesinde İzmirde Latife Hanım ile yaptığı evlilik, anlaşamayıp kısa sürede boşanmaları. Daha sonra
serbest bir erkek olarak çeşitli kadınlarla kurduğu ilişkiler. Bu kadınlardan bir tanesiyle ben de
tanışmıştım. Onun hatıralarını dinledim çok kere.
Sözün kısası çok uzun bir hikaye bu. Gönül isterdi ki Latife Hanımın gizli tutulan hatıraları da
açıklansın. Hatta Atatürkü Koruma kanunu da kaldırılsın. İnsanlar korkudan doğru dürüst
konuşamıyorlar. Ama internet üzerinden binlerce hakareti ve yalanı rahatlıkla sergiliyorlar.
Atatürk üzerinde yaratılan bu sır perdesi, onun insan üstü, erişilmez bir varlık olarak gösterilmesi ve
hatırasının bilinmezlerle dolu bir karanlığa gömülmesi bir kısım siyasetçiler tarafından bilinçli olarak
yaratılmıştır. Bir nesnenin ne olduğunu bilmezseniz onun hakkında söylenilenlere inanmak zorunda
kalırsınız. İşte Atatürkten sonra gelen siyasetçiler onu bilinçli olarak ilahlaştırdılar. Amaçları onun
gölgesine sığınıp çapsız siyasetlerini meşrulaştırmaktı.
Şimdilerde sıkışan Atatürk diye bağırıyor. O zaman da akan sular duruyor, onları sıkıştıranlar ne olur
ne olmaz diye bir düşünüyor, hızları kesiliyor. Bu durumda da bizimkiler aradan sıyrılıyor. Bazıları da
Atatürk kılığına girip dilencilik yapıyorlar. Şimdi bazı kamu görevlileri Atatürk için mevlit okunmasını
emretmiş. Okunsun, okunmasın tartışmasına girmiyorum. Ama konu 90 yıldır tartışılıp sonuca
bağlanmadıysa Atatürk etrafında oluşturulan gizemli havanın sonucudur diye düşünüyorum. Bize
göre bu görevliler farklı bir nedenle gündemi değiştirmek istiyorlar. Bunu yapmanın en kolay yolunun
da Atatürk üzerinden olacağını düşünmüşler.
Böyle sisli bir ortamda herkes Atatürkü kendisine göre yorumluyor demiştik. Bu nedenle Atatürk ile
ilgili tüm yasakların kaldırılması gerektiğini anlatmıştık. Yine de elimizde Atatürkün görüşlerine ışık
tutacak bir belge var elimizde. Bu da Nutuk. Kurtuluş savaşı ve sonra geçen beş yıl içinde yapılanları
anlatıyor bu eser. Görünüşte bir tarihi belge,hatıra yazısı olmakla beraber derinliğine bakıldığında
Atatürkün burada çok ince bir çalışma yaptığı görülüyor. Anlatılan her olaydan sonra kişiler
eleştirilmiş, haklarında hüküm verilmiş. Bu arada Atatürkün ve devletin tavrı da gerekçeleriyle birlikte
ortaya konmuş. Bu eseri iyi inceleyen birisi Atatürkün çok çeşitli konularda ne düşündüğünü kendi
ağzından öğrenmiş olur.
Bu eser incelenir, bununla birlikte örneğin Kazım Karabekirin ve Kurtuluş Savaşını birlikte yürüten
diğer kumandanların hatıraları karşılaştırıldığında, varsa Atatürk ile olan çelişkileri ortaya çıkar.
Günümüz insanı seviyesiz dedikoduların arasında kalmaktan kurtulur.