BİR AY ERKEN SEÇİM, BEŞ YIL DAHA İKTİDAR MI?

Prof.Dr. Bekir TAVAS

15-10-2026 21:16

 

 

Türkiye’de siyasi gündem bazen tek bir cümleyle değişir. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un, seçimlerin 2028 yılının mart veya nisan ayında yapılmasının “büyük oranda netleştiğini” söylemesi de böyle bir açıklamadır.

Çünkü tartışılan yalnızca seçim tarihinin birkaç hafta öne alınması değildir. Asıl mesele, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açabilecek anayasal ve siyasi sürecin nasıl işleyeceğidir.

Henüz alınmış bir seçim kararı yok

Öncelikle açıklama ile resmî karar arasındaki farkı doğru ortaya koymak gerekir.

Mehmet Uçum’un sözleri, iktidarın seçim takvimine ilişkin güçlü bir siyasi eğilimini göstermektedir. Ancak TBMM tarafından alınmış resmî bir seçim yenileme kararı henüz bulunmamaktadır.

Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi hâlinde Cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabilmektedir. Bunun için Mecliste en az 360 milletvekilinin desteği gerekmektedir.

Cumhur İttifakı’nın mevcut sandalye sayısı tek başına bu kararı almaya yetmemektedir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemin en önemli siyasi sorusu şudur:

Eksik oylar hangi partilerden veya hangi milletvekillerinden bulunacaktır?

Küçük partiler büyük önem kazanacak

Türkiye, seçim tarihine yaklaştıkça yalnızca iktidar ile ana muhalefet arasındaki mücadeleyi konuşmayacaktır. Küçük partiler, bağımsız milletvekilleri, parti değiştiren isimler ve Mecliste kurulabilecek geçici ittifaklar da belirleyici hâle gelecektir.

Bu nedenle belediye başkanlarının ve milletvekillerinin parti değiştirmesi artık yalnızca yerel veya kişisel bir siyasi tercih olarak görülemez. Her transfer, Meclis aritmetiği ve 2028 seçimleri açısından daha geniş bir anlam taşıyabilir.

Son dönemde muhalefet belediyelerinden AK Parti’ye gerçekleşen katılımlar bu açıdan değerlendirilmelidir. İktidar, yalnızca teşkilatlarını genişletmek istemiyor; aynı zamanda seçim dönemine giderken siyasi merkezini ve Meclis desteğini güçlendirmeye çalışıyor.

Muhalefetin parçalı görünümü ise iktidara yeni bir hareket alanı açıyor. CHP’de yaşanan tartışmalar, Yeni Parti’nin ortaya çıkışı ve muhalefet içindeki adaylık rekabeti, Erdoğan karşısında ortak bir siyasi hat kurulmasını zorlaştırıyor.

Erken seçim mi, zamanında seçim mi?

Seçimin Mayıs 2028 yerine mart veya nisanda yapılması, günlük dilde erken seçim olarak adlandırılabilir. Fakat birkaç haftalık veya birkaç aylık fark, klasik anlamda bir erken seçim değildir.

Buna rağmen bu küçük takvim değişikliğinin çok büyük bir siyasi sonucu olabilir: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dönem daha aday olabilmesi.

İşte tartışmanın merkezinde bu çelişki bulunmaktadır. Takvimde küçük görünen değişiklik, iktidarın geleceği bakımından beş yıllık yeni bir dönemin kapısını açabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca “Seçim hangi ay yapılacak?” sorusuna indirgenmemelidir. Şu soruların da kamuoyu önünde açıkça cevaplandırılması gerekir:

Seçim tarihini değiştirme ihtiyacının toplumsal ve siyasi gerekçesi nedir?

Mecliste gerekli 360 oy nasıl sağlanacaktır?

Destek verecek partiler hangi gerekçelerle bu karara katılacaktır?

Yeni anayasa çalışmaları ile Cumhurbaşkanının yeniden adaylığı arasında siyasi bir bağlantı var mıdır?

Yeni anayasa tartışması seçim hesabına sıkışmamalı

Mehmet Uçum, yeni anayasa sürecinin de 1 Ekim 2026 itibarıyla başladığını ve hazırlanacak metnin referanduma sunulması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğu açıktır. Ancak yeni anayasa tartışması yalnızca seçim takvimi ve bir kişinin yeniden adaylığı üzerinden yürütülürse toplumun geniş kesimlerinde güven oluşturmak güçleşir.

Yeni anayasa; kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, temel haklar, yerel yönetimler, Meclis denetimi ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik temelinde ele alınmalıdır.

Anayasa bir siyasi partinin seçim stratejisi değil, milletin ortak toplumsal sözleşmesi olmalıdır.

Muğla açısından ne ifade ediyor?

Muğla, uzun yıllardır CHP’nin güçlü olduğu bir şehir görünümündedir. Ancak 2028’e giden süreçte adayların niteliği, merkezi yönetimle ilişkiler, turizm politikaları, tarım, çevre, ulaşım ve yerel hizmetler parti kimliklerinden daha fazla önem kazanacaktır.

AK Parti’nin Muğla’da oyunu artırmak ve üçüncü milletvekilliğini kazanmak istemesi hâlinde yalnızca genel siyasi rüzgâra güvenmesi yeterli değildir. Toplumda karşılığı olan, Muğla’nın ilçelerini tanıyan, akademik ve idari birikime sahip, yerel sorunlara somut çözümler önerebilen adaylara yönelmesi gerekir.

CHP ve Yeni Parti bakımından da belediyeleri elde tutmak tek başına yeterli olmayacaktır. Seçmenin, parti içi mücadelelerden çok Muğla’nın gerçek sorunlarına cevap veren bir siyaset görmek istediği unutulmamalıdır.

Sonuç

2028 seçimlerinin mart veya nisan ayında yapılabileceğine ilişkin açıklama, seçim sürecinin fiilen başladığını göstermektedir. Fakat seçim tarihinin değişmesi kadar, bu kararın hangi yöntemle ve hangi siyasi destekle alınacağı da önemlidir.

Demokrasilerde meşruiyet yalnızca kanuna uygunlukla sağlanmaz. Şeffaflık, siyasi etik ve toplumsal ikna da gereklidir.

Birkaç hafta erken kurulacak sandık, Türkiye’ye beş yıllık yeni bir yönetim dönemi getirebilir. Bu nedenle milletin bilmesi gereken yalnızca sandığın tarihi değildir.

Asıl bilinmesi gereken, o sandığa hangi siyasi hesaplarla gidileceğidir.

DİĞER YAZILARI TÜRK SİYASETİNDE BİR HAFTA: İZMİR’DEN MUĞLA’YA DEĞİŞEN SİYASİ DENGELER 01-01-1970 03:00 Uzlaşma Çağrısı, Boşalan Sıralar: Yeni Anayasa Kiminle Yapılacak? 01-01-1970 03:00 İZMİR’DEN SONRA SIRA MUĞLA’DA MI? 01-01-1970 03:00 Muğla Siyasetinde Çözüm Odaklı Yaklaşım: Proje, Takvim, Hesap 01-01-1970 03:00 Uzlaşma Çağrısı, Boşalan Sıralar: Yeni Anayasa Kiminle Yapılacak? 01-01-1970 03:00 DEVLET AKLI VE HESAP VEREBİLİRLİK: ERDOĞAN’IN ÖNÜNDEKİ KURUMSALLAŞMA SINAVI 01-01-1970 03:00 AK PARTİ YEREL SİYASETTE YENİDEN ÇEKİM MERKEZİ Mİ? 01-01-1970 03:00 Muğla’da İki Kutuplu Siyaset Bitiyor mu? 01-01-1970 03:00 Siyasi Ahlak Kanunu Yetmez: Önce Kendi Evimizden Başlamalıyız 01-01-1970 03:00 Muğla’da Siyasetin Yeni Sınavı: Liderlerin Partisi mi, Üyelerin Partisi mi? 01-01-1970 03:00 İçeride Muhalefet, Dışarıda Devlet Aklı: “Onlar Sanıyorlar ki…” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Cumhur İttifakı Ortak mı, Rakip mi? 01-01-1970 03:00 12 Eylül: Demokrasiye Vurulan Darbenin Bitmeyen Gölgesi 01-01-1970 03:00