Gündüz başka bir şehir gibi görünen Fethiye, akşam olunca sesini değiştiriyor.
Özellikle Paspatur sokaklarına girince bunu hemen hissediyorsun. Taş yolların üstüne düşen sarı ışıklar, dükkânlardan taşan müzikler, yavaşlayan kalabalık…
Burada gece acele etmiyor.
İnsanlar hızlı hızlı yürümüyor. Kimse bir yere yetişmeye çalışmıyor gibi. Herkes biraz oyalanıyor. Bir vitrinin önünde duruyor, bir masadan yükselen kahkahayı duyuyor, sonra yoluna devam ediyor.
Ve sen de fark etmeden o akışın içine karışıyorsun.
Paspatur’un en güzel tarafı şu:
Sana bir şey yapmak zorunda hissettirmiyor.
Sadece yürüyorsun.
Bazen eski bir taş duvara bakıyorsun.
Bazen dar bir sokaktan gelen müziğe kulak veriyorsun.
Bazen de hiçbir sebep yokken yavaşlıyorsun.
Çünkü bazı yerler insanı eğlendirmez… sakinleştirir.
Gece ilerledikçe kalabalık azalıyor ama sokakların hissi değişmiyor. Hâlâ canlı ama bağırmıyor. Hâlâ hareketli ama yorucu değil.
Ve tam o an anlıyorsun:
Bazı şehirler gündüz görülür, bazıları ise gece hissedilir.
Paspatur biraz böyle bir yer.
Burada yürürken insan sadece sokakların içinde dolaşmıyor. Biraz kendi düşüncelerinin arasında da geziyor.
Belki bu yüzden gece yürüyüşleri bu kadar iyi geliyor insana.
Çünkü bazen kaybolmak değil,
karışmak istiyorsun.
Sessizce…
Kimse fark etmeden…
Bir şehrin gecesine.