DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Akın Tezel
Akın Tezel
Giriş Tarihi : 26-10-2020 16:33

Marx Nerede Yanıldı

 

19. yüzyılın önemli düşünürlerinden olan Karl Marx şöyle bir öngörüsü vardır: "Makinalar zaman içinde kol gücünün yerini alacak. Bir gün gelecek ki insanlar bütün işlerini makinalara yaptıracaklar. Bir düğmeye basmakla bütün işler tamamlanacak. O zaman haftalık çalışma saati diye bir kavram olmayacak. şimdilerde haftada 60 saatten fazla olan bu süre yavaş yavaş azalacak, sıfıra inecek. İnsanlar boş vakitlerini istedikleri gibi yaşayarak keyif sürecekler."

Marx'ın bu öngörüsü gerçekleşmedi; haftalık çalışma süresi çoğu ülkelerde 48 saate, bazılarında ise 40 saate kadar düştü, ve düşüş orada bitti. Yıllardır bu sürede önemli bir değişme olmadı. hatta bazı Avrupa ülkelerinde ekonomik krizi önleyebilmek için emeklilik yaşı yükseltiliyor, belki de yakın zamanda çalışma sürelerini de artırıyoruz diyecek bu ülkeler.

O halde Marx gibi ekonomi alanında çok önemli düşünceleri olan bir bilim adamı nasıl oldu da yanıldı. Bize göre bu uzun sakallı adamın tek kusuru hakkında çok şey bildiği iddia edilen kapitalist sistem hakkında pek fazla bir şey bilmiyor oluşudur.

Kapitalizmin tek bir mantığı vardır, kâr etmek, daha fazla kâr etmek. Bunun dışındaki bütün şeyler kârı artırmak amacıyla sadece bir araçtır, insanların ihtiyaçları kapitalistler için önemsizdir. Bu ihtiyaçlar ancak kâr haline dönüştürülebiliyorsa bir değer taşır. İşte kapitalistlerin fabrikalarında işçiler tarafından üretilen mallar yine bu işçiler tarafından bir ücret karşılığında satın alınır. İşçi de bu parayı kazanmak için çalıştıkça çalışır. Ancak gün gelir görünür bütün ihtiyaçlar satın alınmıştır. Piyasa durmak üzeredir. O zaman kapitalistler suni talep yaratıp bunu insanlara benimsetmek zorundadırlar. Üretilen araç ve gereçlerin üzerinde ufak değişiklikler yapılarak her yıl yeni model ürünler ortaya çıkarılır. İnsanlar yapılan yoğun reklam kampanyalarıyla bu ürünleri almaya özendirilir. Eskisini at, yenisini al diye sloganlar çıkartıldığını bazılarımız hatırlar. Böylece yep yeni, çalışır durumdaki ürünler bir kenara atılır, yeni ürünler satın alınır.

İşte işçi hiç ihtiyacı olmayan bu ürünleri alabilmek için gerekmediği halde çalışmak zorundadır. Piyasa aynı ürüne doymuşsa yeni çeşit ürünler icat edilerek piyasada hareket sağlanır. Bunun sonucunda Marx'ın düşlediği çalışmasız hayat düzeni bir türlü gerçekleşmez. İnsanlar zaman içinde bu düzene alışırlar ve bilinç altlarında bir tüketim çılgınlığı oluşur. Al, daha çok al, ihtiyacın yoksa bile al, yeter ki, al da kapitalist kazansın. Bir örnek verelim; bir zamanlar kadınlar naylon çorap giyerdi, şöyle şeffaf, ten rengine yakın çoraplar. Gerçi şimdi de bazıları aynı çoraplardan giyiyor. Bu naylon çorap dediğimiz giysinin ipliğinin lifleri iki kimyasalın tepkimesiyle oluşturulur ve çelikten kat kat sağlamdır. Aşınma, kopma gibi bir sorunu yoktur. Ancak görmekteyiz ki kadınların giydiği bu çoraplar bir süre sonra topuk veya parmak kısımlarından aşınarak delinir ve işe yaramaz olur. Şayet çoraplar gerçek naylondan yapılmış olsaydı belki insan ayağında aylar, hatta yıllar dayanacaktı. Çorap üreticileri bunun sonucu satışlarının düşmesini önlemek için naylon üretirken kullandıkları kimyasalların içine bu naylonun sağlamlığını azaltan üçüncü bir kimyasal eklerler. Böylelikle naylonun ömrü kısalmış olur, çorap satışları da hiç düşmez.

Tüketim çılgınlığı ne yazık Batıdan gelen tüm zararlı akımlar gibi bir virüs gibi insanımızı da pençesine almıştır. Her yıl araba değiştiren, kabı eskidi diye cep telefonunu çöpe atan, giysisinin ütüsü bozuldu diye yenisini alan çok sayıda insanımız var. İşte bu insanlarımız gece geç vakitlere kadar bu gereksiz tüketimlerine para yetiştirebilmek için çalışıp belki de sağlıklarından kaybediyorlar. Yine bu insanlar bilinç altı olarak aldıkları gıda ürünlerinin bir kısmını tüketmeden çöpe atıyorlar. Çöplerimiz ekmek, sebze ve meyve ile dolu. Özellikle lüks otel ve restoranlarda tabağa alınan yiyecekler yarısı bile yenilmeden çöpe gidiyor.

Bu israfa devletimiz de bilmeden yardımcı oluyor. Piyasada satılan bütün gıda ürünlerinde son kullanma tarihi diye bir kayıt var. Bir işletme bu ürünü o tarih geçtikten sonra raflarında bulundurursa önemli ölçüde ceza alıyor. Bu nedenle tarihi geçip de satılmayan ürünleri hemen çöpe atıyorlar. İşin gerçeği şu ki son kullanma tarihi mutlaka o tarihten sonra ürünün sağlığa aykırı bir hale dönüşeceğini göstermez. Bu tarih ürünün orijinal haliyle kalabileceği süreyi gösterir. Örneğin ekmek ertesi gün fırından çıktığı gibi taze kalmaz, ama iki günlük bayat ekmeği yemenin sağlık açısından hiçbir sakıncası yoktur. Meyve ve sebzeler çürüdüğü, bozulduğu zaman ilk bakışta anlaşılır. Çürük bir elmayı alıp yemezsiniz. Buna karşın et ve süt ürünlerinin bozulup sağlığa aykırı hale geldiği bakarak anlaşılmaz.

Bizim önerimiz şudur, devletimiz gıda ürünlerini iki bölüme ayırmalı. Bunlardan birincisi zamanla bozularak sağlığa aykırı hale gelen ve bu durumları gözle anlaşılmayan ürünler olmalı. Diğeri ise zamanla özelliklerinin bir kısmını kaybetse bile içinde sağlığa aykırı bir değişim olmayan ürünler. Bunlar ambalajın üzerinde belirtilmeli ve ikinci söz konusu ettiğimiz ürünlerin daha ucuz bir fiyata satışına imkan tanınmalıdır. Böylelikle hemen her marketin önündeki çöp kutusunda gördüğüz korkunç manzaradan bir ölçüde kurtulmuş oluruz.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Akın Tezel

Akın Tezel

DİĞER YAZILARI Temel Reis 24-11-2020 20:40 Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru 12-11-2020 13:24 Sofrana Sahip Çık 30-10-2020 14:17 Marx Nerede Yanıldı 26-10-2020 16:33 Kıbrıs Neden Önemli? 19-10-2020 21:17 Etil Alkol Mu, Metil Alkol Mu? 15-10-2020 13:55 Enflasyon Hesabı Nasıl Yapılır 13-10-2020 10:34 İngiliz Hükümeti Neden Şaşırdı 05-10-2020 11:11 Ermenileri Kim Kışkırtıyor? 01-10-2020 18:06 Mustafa Kemal Mi, Atatürk Mü? 24-09-2020 14:04 Türk Tabipleri Birliği Ne İstiyor 22-09-2020 12:59 NEDEN TEK ADAY 17-09-2020 17:02 Macron Neden Kudurdu 14-09-2020 13:48 Trafik Kazaları Çoğaldı, Motorlu Araçları Yasaklayalım 10-09-2020 15:35 Trafikte Yol verme Tartışmasından Kahraman Çıkarmak 07-09-2020 17:48 30 Ağustos'u Kutlayalım Ama Doğu Akdeniz Yunan'ın Olsun 31-08-2020 17:29 Ve Selin Hanım Konuştu... 26-08-2020 11:57 Çöp Üzerinden Siyasi Kavga 20-08-2020 17:29 Selin Hanım Acaba Ne Der? 17-08-2020 17:49 Ayağı Ağrıyana Kulak Röntgeni Çekilir 13-08-2020 12:49 Eyvah! Dolar Yükseliyor, Batıyoruz 11-08-2020 17:32 Bir Gün Bütün Faniler Mutlaka Covid-19'a Tutulacaktır 06-08-2020 17:14 Çöpçüler Bayram Tatili Yaparsa Ne Olur 03-08-2020 17:12 FETHİYE TİCARET ODASI 27-07-2020 19:37 İstanbul Sözleşmesi 23-07-2020 18:01 TOGG - Türkiye Otomobilciler Girişim Grubu 21-07-2020 14:07 Siyasi Görüş Nasıl Oluşur 16-07-2020 17:52 Mare Nostrum 13-07-2020 18:02 Bu Yıl Körfezin Rengi Neden Sararmadı? 09-07-2020 16:51 Doktorunuz Diyor Ki 06-07-2020 17:06 Toplumsal Paranoya 29-06-2020 11:42 Küçük Şeyler 26-06-2020 11:09 Hamza Yerlikaya 24-06-2020 10:08 Irkçılık Nedir (II) 18-06-2020 17:23 Irkçılık Nedir 16-06-2020 16:14 Basının Gelir Kaynağı Neresidir 11-06-2020 17:08 Enflasyon Ne Demektir 10-06-2020 14:34 Amerika'da Neler Oluyor 10-06-2020 14:34 Artık Yeter 10-06-2020 14:33 Adnan Menderes Nerede Hata Yaptı 10-06-2020 14:32 Bıktım Bu Virüsten Ben 10-06-2020 14:31 Covid-19 Gerçekten Tehlikeli Mi? 10-06-2020 14:30 Fransa Kadar Olamadık 10-06-2020 14:28 Korona Günlerinden İnsan Manzaraları 10-06-2020 14:26 Hükümeti Kim Yanıltıyor? 10-06-2020 14:26 Yorgan Gitti, Ama Benim Kavgam Bitmedi 10-06-2020 14:25 Aileyi Yok Etmek İstiyorlar 10-06-2020 14:21 Yeni Bir Fitne Mi? 10-06-2020 14:20 Bir Zamanlar Biz de Çocuktuk 10-06-2020 14:19 Hayat Devam Ediyor 10-06-2020 14:19 Komünizm Neden Çöktü? 10-06-2020 14:18 En Uzun Gece 10-06-2020 14:17 Çince Öğreniyoruz 10-06-2020 14:16 Vesayet Hortluyor Mu? 10-06-2020 14:16 Alman Polisinin Verdiği Ders 10-06-2020 14:15 Corona Günlerinde Hayat 10-06-2020 14:13 Çince Öğreniyoruz 10-04-2020 12:48 Bir Portre 13-03-2020 13:56 Dava Adamı Kimdir 25-12-2019 11:43 Yine Yılbaşı,Yine Aynı Muhabbet 30-12-2019 11:42 EYT'DEN EYP ÇIKAR MI? 11-12-2019 19:15
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
9 Yaşında kızın yaşadıkları
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA