GÜNCEL

Şehidin duvardaki sazı yürek sızlatıyor

Şehidin duvardaki sazı yürek sızlatıyor

Şehidin duvardaki sazı yürek sızlatıyor

Samsun'un İlkadım ilçesi Aşağıavdan Mahallesi'nde oturan Rahmi ve Feriha Zengin, 2 ay önce şehit düşen evlatları Piyade Uzman Onbaşı Ercan Zengin'in odasını yeniden düzenledi. 

Aile, oğullarının kamuflajından günlük kıyafetlerine, künyesinden gençlik ve askerlik yıllarına ait fotoğraflara kadar tüm eşyalarına yer verdikleri odayı, Türk bayrağı ile kapladı. Baba Zengin'in, oğluna şehit olmadan önce aldığı ve odanın duvarına astığı sazı da yürek sızlatıyor.

Şehit evine ziyarete giden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan da şehidin eşyaları ile donatılan odasını gezdi. Karaaslan, şehidin odasına asılması için aileye Türk bayrağı ile Kur'an-ı Kerim hediye etti.

"İki kez askerde yaralanınca çalmak nasip olmadı"

Baba Zengin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oğlunun şehit olmasının üstünden 2 ay geçtiğini, o günden bu yana gözyaşının hiç dinmediğini kaydetti.

Evladının yokluğuna dayanmakta güçlük çektiğini anlatan Zengin, "Şehidimizin eşyalarını, Garnizon Komutanlığından rica ettik, aldık. Özel bir dolap yaptırarak oraya eşyalarını yerleştirdik. Oğlum saz çalmaya çok meraklıydı. Ben ona hediye saz aldım. Ancak iki kez askerde yaralanınca çalmak nasip olmadı. Daha sonra Suriye'ye göreve gidince şehit oldu." dedi.

Sazı duvarda gördüğü zaman duygulandığını aktaran Baba Zengin, saza bakamadığını ve dokunamadığını dile getirdi.

Şehit oğlunun başından geçen olayı anlatan Baba Zengin, "Ben oğluma otomobil aldım. Aynı yerde görevli arkadaşının ailesi de arkadaşına otomobil alıyor. Aralarında bir muhabbet geçiyor. Oğlum, 'Davut senin araban güzel, sen şehit olacaksın araban bana kalacak. Arkadaşı da 'Al araba senin olsun, ben şehit olursam 3 ay sonra da sen benim peşime geleceksin.' demiş. Arkadaşı bu muhabbetten 1 hafta sonra şehit oldu. 3,5 ay sonra da oğlum arkadaşının yanına gitti şehit olarak." ifadelerini kullandı.

"Şehit oğlumun odasına her girdiğime o eve gelecekmiş gibi hissediyorum"

Anne Feriha Zengin ise oğlunun hatırasını yaşatmak istediklerini aktararak, şöyle devam etti:

"Şehit oğlumun odasına her girdiğime o eve gelecekmiş gibi hissediyorum. Oğlumun fotoğrafları ile konuşuyorum, sanki o da bizi anlıyor. Ne yapalım, takdiriilahi. Zaten oğlum çok istiyordu şehit olmayı. Askerde ikinci kez yaralandığında, 'Ben şehit olacağım anne, buralar araba dolacak, damatlığımı giyip de buraya geleceğim. Herkes bana saygı duyacak.' dedi. Ağzından şehit lafı hiç düşmüyordu. En son, şehit düşmeden 7-8 saat önce onunla görüştük. 'Oğlum fotoğraflarını öpüyorum kokun gelmiyor.' dedim. 'Üzülme anne, yarın sabah sarılır öpersin.' dedi. Dediği gibi yarın sabah şehit olup tabutta eve geldi. Bayrağını, vatanını çok seviyordu. Ağabeyini de asker yapmak istedi, ama yaştan dolayı olamadı. Hep askeri marşlar ve türküler dinliyordu. Hatta şehit düşmeden önceki cuma günü, vatanı için şiir yazmış ve arkadaşları ile birlikte okumuşlar, bir hafta sonra şiirindeki gibi, Allah'ın peygamberine komşuluğu seçti."

"Ölmeselerdi, aşık olurlardı. Şiirler yazarlardı, öldüler şiirleri gömdüler"

Şehit Zengin, şiirinde duygularını şöyle mısralara dökmüştü:

"Ölmeselerdi, aşık olurlardı. Şiirler yazarlardı, öldüler şiirleri gömdüler. Bir güzel kıza değil, bin cefaya güldüler. Kırmızı bir gül vermek vardı Allah'ın emriyle ve gülmek peygamberin kavliyle, vazgeçtiler. Onlar Allah'ın peygamberine komşuluğu seçtiler."