MUĞLA TÜRK
Giriş Tarihi : 28-09-2020 16:28   Güncelleme : 28-09-2020 16:28

“Bu Keşif Anadolu Türk Tarihine Dair Bildiklerimizi Değiştirebilir”

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih bölümünden Prof. Dr. Mustafa Gökçe Muğla’da bulunan kaya resimleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Bu Keşif Anadolu Türk Tarihine Dair Bildiklerimizi Değiştirebilir”

 

Muğla’da geçtiğimiz aylarda Anadolu Türk tarihine dair bildiklerimizi değiştirebilecek nitelikte bir keşfe imza atıldı. Türkmenlerin göç yolları ve Anadolu’daki varlıklarına dair çok önemli veriler içeren bazı kaya resimleri ve tarihi kalıntılar keşfedildi. Konuyla ilgili bilgi ve görüşlerini MuğlaTürk’ten M. Said Kardaş ile paylaşan Profesör Doktor Mustafa Gökçe’nin açıklamaları şöyle:

“Bizim bu keşfi yapmamız çok ilginç bir öyküye dayanıyor. Muğla’da, yerel sanatçı dostumuz Vedat Karakaya, doktora öğrencim Eren Fehmi Eroğlu’na ulaşarak bir çobanın koyunlarını otlatırken rastladığı bazı kaya resimlerinden bahsetti. Kaya resimler ilkçağlardan itibaren dünyanın her yerinde görülen bir şeydir. Bu sadece Türklerde değil, bütün milletlerde ve kültürlerde var olan bir olgudur. Her kültür kendine dair üsluplar oluşturarak belirli tipte çizimler yapar. Türk kültürü için en baskın motifler hayvan, dağ ve su kültüdür. Biz de bölgede yaptığımız incelemelerde, bulduğumuz resimlerde bu motifleri tespit ettik.

Başta dağ keçisi olmak üzere geyik, at kurt gibi hayvan resimleri ve sancak taşıyan bir süvari resmi tespit ettik. Bu resimler Göktürk resim motiflerinin aynısı. Örneğin dağ keçisi motifi Orhun kitabelerinde dahi geçen bir unsurdur. Yani bulduğumuz resimler, bu resimlerdeki üslup ve motifler Orta Asya’dakilerle paralellik gösteriyor. Ayrıca bulgularımız arasında bizi en çok heyecanlandıran Oğuz boylarından Bayındır boyunun tamgasını görmemizdi. Bu demek oluyor ki bu bölgede yaklaşık 100 yıllık bir dönemde çeşitli Türk toplulukları gelip resimler, kabartmalar yapmışlar. Burayı tören alanı olarak kullanmışlar. Ayrıca Orta Asya’daki kurganlara benzeyen kalıntılar burada da mevcut.

Bu buluntuları tam olarak tarihlendirmemiz imkânsız. Çünkü resimlere karbon testi yapıp yaşını tespit edemiyoruz. Ancak çalışmalarımız sürüyor. Yakında tam tarih tespitini yapacağız. Şundan eminiz ki bu kalıntılar Ortaçağdan kalma eserler. İlkçağdan, milattan öncesinden beri burada Türklerin var olduğunu söyleyen bir tutumda değiliz. Eğer elimize farklı, ciddi kanıtlar geçerse bunu o zaman tekrar konuşuruz.

Bu bölgeye Kıpçakların geldiğini biliyoruz. Ayrıca çok miktarda Bayındır tamgasına rastladık. Bu demek oluyor ki Oğuzlar da bu bölgeyi kullanmışlar. Bunlar aynı döneme ait olabileceği gibi daha muhtemel olanı Oğuzların sonradan aynı bölgeye gelmiş olmasıdır.

Biz bölgeyi keşfedince Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bildirip izin aldık. Bölgeyi tescilledik. Bu yıl ilk çalışmalarımız ve bulgularımızla ilgili bir rapor sunacağız. Seneye Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kazı izni alıp arkeologlar, sanat tarihçileri ve tabii ki tarihçilerden oluşan bir ekiple detaylı araştırmalar yapacağız. Daha sonraki süreçte katalog ve yayın çalışmalarımız olacak. Kitaplar ve makaleler yayınlayacağız.

Şu an bölgede farklı ihtisas alanlarından 10 akademisyen ve 2 müze yetkilisi ile birlikte çalışıyoruz. Alper Başıran ve ekibi drone ile bölgenin havadan görüntülerini alıp 3D modellemelerde bize teknik destek sağladı. Emeği geçen tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Umarız en kısa sürede bakanlıktan kazı iznini alıp bir an önce çalışmalara başlarız.” dedi.