GÜNCEL
Giriş Tarihi : 13-01-2021 13:55   Güncelleme : 13-01-2021 13:55

Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sobacı'dan Açıklama

Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sobacı'dan  Açıklama

Basın Ahlak Esaslarının ihlaline izin vermeyiz
Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sobacı, gazetelere yönelik şikayetlerde bütün
kesimlerin mutabık kaldığı Basın Ahlak Esaslarına uygun hareket ettiklerini belirtti.
Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, kurumun faaliyetlerine
ilişkin soruları yanıtladı ve kurumla ilgili gündeme getirilen eleştiriler hakkında değerlendirmede
bulundu.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla meslek örgütleri ve siyasiler farklı açıklamalar yaptı.
Basın ile demokrasi ilişkisini nasıl görüyorsunuz? Basın İlan Kurumu bu alanda nasıl bir vizyona
sahip?
Basın emekçilerinin ve gazetecilerin bu özel gününü tekrar kutluyorum. Her sektörde olduğu gibi
basın alanında da özellikle pandemi şartlarının olumsuz etkileri gözlendi. Bu zorlu şartlar altında
mücadele eden, görevini hakkıyla yapmaya çalışan ve emek veren tüm gazetecileri tebrik ediyorum.
Değerli basın çalışanlarıyla omuz omuza 60 yılı tamamlamış olmaktan mutluluk duyuyoruz.
Basın toplumun haber alma ve bilgi edinme hakkı çerçevesinde, kamuyu ilgilendiren her türlü konuyu
kamuoyuna duyurma gibi çok kıymetli bir görevi ifa ediyor. Tabii basın organlarının bu görevi
yürütürken toplumun tahrif edilmemiş haber alma hakkını da gözetmesi ve sorumluluk bilinciyle
hareket etmesi gerekiyor. Ancak bu perspektifle basın organları Türkiyedeki demokrasi pratiğine
katkı sunabilir. Özellikle hakikat-ötesi olarak nitelendirilen ve gerçekliğin yerinden edilerek inşa
edilmiş algıların ve yalanların onun yerine yerleştirildiği içinde bulunduğumuz dönemde, bu
sorumluluğun önemi katlanarak artıyor açıkçası.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, İletişim Başkanlığı çatısı altında basının sorunlarıyla yakından
ilgilenen entegre bir yapı oluştu aslında. Bu entegre yapının başında Cumhurbaşkanlığı İletişim
Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun var. Basın İlan Kurumu bu yapının bir parçası olarak, basın
sektörünün demokrasiler için önemini gayet iyi biliyor. Basın İlan Kurumu, çizilen ortak vizyon
doğrultusunda, katılımcı ve paydaş odaklı bir anlayışla basın sektörünün sorunlarına kalıcı çözümler
üretme sürecine katkı vermek için yoğun bir çaba harcıyor.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın liderliğinde ve kendisinin ortaya koyduğu yeni
hükümet sisteminde her kurumun daha demokratik ve daha etkin çalışması gerekliliğine uygun olarak
çalışmalarımızı yürütüyoruz. Türkiyede güçlü bir medya alanının oluşmasına katkı sunmayı
arzuluyoruz.
Basına desteğimiz 2020 yılı sonunda 451 milyon lirayı buldu 
Basın İlan Kurumu son zamanlarda çokça tartışılıyor. Basın İlan Kurumunun görevleri ve yetkileri
neler? Basına ne gibi katkılar sağlıyor?
Basın İlan Kurumu, basın sektörünün köklü kurumlarından biri. 1961 den itibaren fikir ve içerik farkı
gözetmeksizin resmi ilanların ve reklamların dağıtımına aracılık ediyor. Resmi ilan ve reklamların
yayımlanmasıyla basına sağlanan kamu desteği, 2002 de 53,5 milyon lirayken 2020 sonu itibarıyla 451
milyon lirayı buldu. Bu destek, özellikle yerel medyanın hayatını sürdürmesi, yani yerel demokrasi
açısından çok büyük öneme sahip.
Aynı zamanda, basın dernek ve sendikalarına en çok 5 yıl vadeyle kredi vermek, basın mensuplarına
vadesi 2 yılı geçmemek üzere borç para vermek, yardıma muhtaç olanlara ve ölenlerin ailelerine
yardım etmek gibi yollarla basın sektörünü destekliyoruz. Basın İlan Kurumu olarak, 2020 de çok farklı
gazetelerde çalışan 2 bin 639 basın mensubuna 15 milyon liradan fazla borç verdik. Yine 2020 de 82
gazeteci derneğine, üye sayılarına göre pay edilmek üzere toplam 350 bin lira yardım yaptık. 4
gazeteye toplam 950 bin lira tutarında kredi verdik. Ayrıca Lozan Barış Antlaşması kapsamında
ülkemizde azınlık statüsündeki cemaatlerin çıkardığı gazetelere de maddi desteğimizi sürdürüyoruz.
Basın İlan Kurumu pandemi döneminde, basının mağdur olmaması ve pandemiden en az düzeyde
etkilenmesi için dönüşümlü yayın yapılabilmesi, fiili satış adedi şartlarının uygulanmaması, gazeteler

için mahsup uygulamalarının ertelenmesi, borç para alan gazetecilerin borç tahsil sürelerinin
ertelenmesi gibi birçok destek kararı aldı.
Ayrıca Basın İlan Kurumu sektörün yapısal sorunlarını çözmek ve yazılı basının dijital dönüşümüne
katkı sağlamak amacıyla çeşitli paydaşlarla iş birliğine giderek projeler yürütüyor. Bu projelerde, AB
fonlarından yararlanıyor. İnternet gazeteciliği, dijital dönüşüm, siber güvenlik ve sektördeki insan
kaynağının ve gazetecilik faaliyetlerinin niteliğini artırmaya yönelik mesleki eğitimlere odaklanan bu
projeler, sektörde gözle görülür iyileşmelere yol açtı.
Vesayetçi zihniyetin temsilcilerinin hezeyanları
Tüm bunlara rağmen Basın İlan Kurumuna yönelik ağır eleştiriler var. Ne düşünüyorsunuz bu
eleştiriler hakkında?
Son dönemde özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP li yetkililer Basın İlan Kurumunu
dillerine doladı. Hatta TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmelerinde Basın İlan Kurumu devleti
soyuyor diyerek, eleştiri sınırlarını aşan haksız bir ithamda bulundu Sayın Kılıçdaroğlu. Cumhuriyet
gazetesinde Basın İlan Kurumunun aldığı kararlara dair yazı dizisi yaptılar. Bu ısmarlama yazılarda
hukuksal analiz kisvesi altında siyaset yapıldı. Neyi dillendirdiklerini anlamak için yazıları inceledim. O
yüzden gönül rahatlığıyla ısmarlama yazı diyorum, çünkü bunlar arasında Basın İlan Kurumunun
teşkilat yapısını bile yanlış anlatan yazılar var. Ismarlama yazı bu kadar olur, anlıyorum. Peki, kime
yazdırdılar bu yazıları? Örneğin, eşi başörtülü olan bir cumhurbaşkanı seçtirmemek için ülkeyi 367
krizine sürükleyen bir kişiye, parti kapatma davalarında ön sıralarda yer alan ve demokrasinin en
temel ilkesi olan eşit oy ilkesini bile sorgulamaktan çekinmeyen eski bir AYM Başkanına ve
benzerlerine.
Açıkçası, aldığı kararlarla bu ülkeye siyasi ve ekonomik maliyet doğurmaktan başka bir icraatı olmayan
vesayetçi bir zihniyetin temsilcilerinin hezeyanlarına karşı Basın İlan Kurumu olarak hukukun sınırları
içinde görevimizi yapmaya devam ediyoruz.
Her kesimin mutabık olduğu basın ahlak esaslarını uyguluyoruz
Gerçekten Basın İlan Kurumu sansür ve baskı aracı mı oldu?
Basın İlan Kurumu yeni icat edilmiş bir kurummuş gibi davranıyor ve yetkilerini sorguluyorlar. Basın
İlan Kurumu, ifade ettiğim gibi, 1961 den beri var. Birçok iktidar döneminde Basın İlan Kurumu
görevlerini yerine getirmiş ve yetkilerini kullanmış. Basın İlan Kurumunun görevlerinden biri,
gazetelerin basın ahlak ilkelerini ihlal etmeleri durumunda onlara müeyyide uygulamak. Söz konusu
Basın Ahlak İlkeleri, 1994de Basın Sektörü Temsilcileri Hükümet temsilcileri  ve Bağımsızlar
olarak isimlendirilen üç farklı grubu bünyesinde barındıran Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından
kabul edilmiş. Bütün kesimlerin mutabık olduğu bir Genel Kurul kararından bahsediyoruz. Bu basın
ahlak ilkelerini biz koymadık, bizden önce koyulmuş ilkeleri işletiyoruz. Gazetelere yönelik
müeyyideleri bu esaslara uygun şekilde veriyoruz.
Şimdi Basın İlan Kurumunun yetkilerinin ve aldığı kararların hukuka, Anayasaya aykırı olduğunu ve
basın özgürlüğüne zarar verdiğini iddia etmeye başladılar. Şimdi mi aykırı oldu bu kararlar, yetkiler?
Niye şimdi böyle değerlendiriyorlar? Çünkü Basın İlan Kurumu devletin çıkarları, milletin menfaati ve
vatandaşların hakları doğrultusunda karar alıyor.
Bir gazete rahmetli Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın
fotoğraflarını yan yana koyup, Makus talihten kaçış yok diyerek darbe ve idam tehdidinde
bulunuyor. Bir gazete Türkiyenin uluslararası alanda itibarını sarsacak şekilde ülkemizin uluslararası
terörizme destek verdiği yalanını söylüyor. Bir başka gazete manşet atıyor, Ayasofyanın ibadete
açılması 2020 yılının felaket olaylarından biri diyor. Bunları görmezden mi geleceğiz? Bunu Basın İlan
Kurumundan beklemek, Basın İlan Kurumuna Görevini yapma demektir. Basın İlan Kurumu suçu
teşvik eden, terörü özendiren, toplumu kutuplaştıran, ayrımcılık yapan, küçüklerin ve gençlerin kişilik
gelişimlerini olumsuz etkileyen, kişi ve kurumları aşağılayan haber ve yayınlara müsaade edemez.
Basın İlan Kurumu baskı ve talimatla hareket etmez
Son zamanlarda Basın İlan Kurumuna yönelik artan eleştiriler Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı
Fahrettin Altunun baskısı altında olduğu yönünde. Buna ne diyeceksiniz?
Basın İlan Kurumu, tüm faaliyetlerini Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun, ilgili yönetmelikler ve
Genel Kurul Kararları doğrultusunda yürütmektedir. Bunun dışında baskı ya da talimatla hareket

etmez. Sayın Fahrettin Altun ile ilgili konu, Cumhuriyet gazetesinin Basın Ahlak Esaslarını ihlal eden
haberleri dolayısıyla önümüze geldi.
Sayın Altunun evinin fotoğraflanıp, açık adresini sokağına kadar ifşa edilmesine ilişkin bu meselede
de söz konusu mevzuat çerçevesinde hareket edildi. Hukukun en temel ilkelerinden olan özel hayatın
mahremiyetinin ihlali ve devlet koruması altındaki üst düzey bir yöneticinin güvenliğinin tehlikeye
atılması gerekçesiyle müeyyide uyguluyoruz, kıyameti koparıyorlar. Basın İlan Kurumu Yönetim
Kurulu üyelerinin daha önceki görevleri ve kurumları üzerinden onları zan altında bırakan açıklamalar
yapıyorlar. Cezanın dayanaklarından bahsetmeden meseleyi siyasete taşıyorlar. Bunların sayısız
örneğini vermek mümkün. Kaldı ki verdiğimiz müeyyide kararlarına karşı yargı yolu açık. Zaten
verdiğimiz birçok kararı yargıya taşıdılar. Davaların çoğunda haksız bulundular.
Devletten alınan parayla devlet kurumlarının aşağılanmasına izin vermeyiz
Bir iddia da bu yolla Haber yapma özgürlüğüne müdahale edildiği. Buna ilişkin neler söylersiniz?
Basın İlan Kurumunun bir gazetenin yaptığı bir haberi kaldırtma veya gazeteyi kapatma gibi bir yetkisi
yok. Biz Basın İlan Kurumu olarak şunu sağlamaya çalışıyoruz: Hem Türkiyenin uluslararası alandaki
itibarını sarsacaksın, devletin kurumlarını aşağılayacaksın, terörü özendireceksin, suçu teşvik
edeceksin, insanların özel hayatlarını hiçe sayacaksın hem de bunu devletten para alarak yapacaksın.
Devletten aldığın parayla devlet kurumlarını aşağılayacaksın. Buna izin vermemiz mümkün değil. Biz
bunun önüne geçmeye çalışıyoruz. Basın İlan Kurumu görevini bihakkın yerine getirdikçe bundan
rahatsız olan kesimler seslerini yükseltecekler.
Resmi ilan dağıtımında ayrımcılık söz konusu olamaz
Basın İlan Kurumu resmi ilanları nasıl dağıtıyor, sistem nasıl işliyor? Bazı medya kuruluşlarına
ayrımcılık uygulandığı eleştirileri de yapılıyor.
Ayrımcılık yapmamız teknik olarak da mevzuat olarak da mümkün değil. Çünkü gazetelerin alacakları
ilan tutarları, belli bir formülasyon içerisinde belirleniyor. Bununla oynama şansınız yok. Fiili satış
adetleri, personel kadroları, yüzölçümleri, birden fazla yerde basılma gibi teknik, somut ve ölçülebilir
kriterlere bakılıyor. Bu kriterler açısından gazeteler farklılık gösterdiğinden yayımladıkları ilan tutarları
değişkenlik gösterebiliyor. Tüm resmi ilanlar gazetelere istihkaklarına göre elektronik sistem
aracılığıyla dağıtılıyor.
Sürecin tamamen şeffaf bir şekilde ve dijital ortamda gerçekleştirildiğinin de altını çizmek istiyorum.
İlanların ilan sahiplerinden alınmasından gazetelere yayımlanmak üzere dağıtımı ve gazetelerin bu
ilanları sayfalarına aktarmalarına kadar olan bütün işlemler elektronik ortamda İLANBİS üzerinden
otomatik şekilde gerçekleşiyor. Bu sürece elle müdahale mümkün değil.
Basın özgürlüğü kavramı, türlü yalanlarla ülkemiz aleyhine algı için kullanılıyor
Aslında tüm bu konuştuklarımız üzerinden Türkiyede basın özgürlüğü olmadığı iddia ediliyor. Buna
ilişkin değerlendirmeniz ne olur?
Türkiyede ifade ve basın özgürlüğü uluslararası standartlara uygun şekilde tanınmış ve bu özgürlükler
hukukun üstünlüğü uyarınca güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte, ifade ve basın özgürlüğü
mutlak ve sınırsız değildir. Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10.
maddesinde ve Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde basın özgürlüğünün sınırlandırılma şartları
belirlenmiştir. Bu özgürlükler milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, devletin ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğü, nefret söyleminin ve suça teşvikin engellenmesi, devlet sırrı olarak usulünce
belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının
korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.
Yüzlerce gazetecinin, gazetecilik nedeniyle hapiste olduğu, sansür uygulandığı gibi yalanlara ve
ülkemizi en son sıralarda gösteren ve sorgusuz sualsiz kabul edilen uluslararası basın özgürlüğü
indekslerine dayalı olarak Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığına dair aleyhe bir algı inşa edilmek
isteniyor. Bu algı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan birtakım yakışıksız
yaftalamalar ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini yıpratmayı amaçlayan söylemlerle
birleştirilerek, gündelik siyasetin bir parçası haline getiriliyor. Eski Türkiye özlemi içerisinde olanlar,
basın özgürlüğüne dair türlü yalanlarla inşa edilmiş bu algıyı kendilerine hareket alanı oluşturmak için
kullanıyorlar.
Adi suçlarını ya da terör örgütleriyle ilişkilerini gazetecilik kisvesi altında gizlemeye çalışıyorlar

Tutuklu gazeteciler iddiası da yurt içi ve yurt dışında sürekli gündeme getiriliyor. Bununla ilgili ne
söylersiniz?
Bu konu içeride ve dışarıda dezenformasyon için sürekli gündeme getiriliyor. Türkiyede cezaevinde
bulunan ve gazeteci olduğunu iddia eden kişilerin neredeyse tamamı işledikleri adi suçlar veya FETÖ,
PKK, DHKP-C gibi terör örgütleriyle olan ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor. Bu kişiler bir
gazetecilik faaliyetinden dolayı değil, öldürme de dahil eşe karşı işlenen suçlar, cinsel dokunulmazlığa
karşı suçlar, uyuşturucu bulundurma, parada sahtecilik gibi adi suçları işlemeleri ve fiili olarak terör
eylemlerinde bulunmaları veya terör örgütlerini desteklemeleri sebebiyle cezaevindeler. Bu kişilerin
cezaevinde bulunmasının gazetecilik faaliyeti ve ifade özgürlüğüyle ilgisi bulunmuyor. Gazetecilik
kisvesi altında bu suçları gizlemeye çalışıyorlar.
Gazeteci olduğunu iddia edenlerin arasında ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek
nitelikte beyanlarda bulunan ve FETÖ, PKK, DHKP-C ve DEAŞ üyesi kişiler de bulunuyor. Bunlar terör
örgütünün amaçlarını gerçekleştirmek ve eylemlerini övmek suretiyle örgüt propagandası yapmak
için ifade beyanında bulunduklarından cezaevindedir. Bu tutuklamalar, AİH nin 10. maddesi ve
Anayasanın 26. ve 28. maddelerinin gereğidir.
Şunu da hatırlatmalıyım ki cezaevinde bulunan ve gazeteci olduğunu iddia eden kişilerin hiçbiri basın
kartına sahip değildir.
Vesayetçi zihniyetten öğreneceğimiz hukuk, demokrasi veya özgürlük dersi yok
Basın özgürlüğü konusu belirli kesimler tarafından araçsallaştırılıyor mu?
Türkiyede belirli bir zihniyet, ülkemizin uluslararası alandaki itibarına zarar verme pahasına basın
özgürlüğü meselesini siyaseten kullanıyor. Ancak bu zihniyetin daha önceki yaklaşımları ve söylemleri
milletin hafızasındadır. 28 Şubat döneminde medyayı darbeye zemin hazırlamak için araçsallaştıran,
iktidara geldiğinde gazetelere el koyacağını açıkça zikreden, 15 Temmuzu kontrollü darbe olarak
niteleyen, ABD den iktidar dilenen bir vesayetçi zihniyetten öğreneceğimiz bir hukuk, demokrasi
veya özgürlük dersi yoktur.
Basın İlan Kurumu görevlerini, ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda ve büyük bir
azimle yürütmeye devam edecektir.