Yarımada Yolunda Denizle Konuşmak

Ayfer Kurt

11-06-2026 19:06


Fethiye bazen kalabalığıyla değil, kaçış yollarıyla güzel.
Şehir merkezinden uzaklaşıp direksiyonu Fethiye Yarımadası tarafına çevirdiğinde bunu hissediyorsun. Yol uzamıyor aslında… ama şehir geride kalıyor.
Virajlar başlıyor.
Bir taraf çam ağaçları, diğer taraf sonsuz gibi duran deniz.
Camı açıyorsun. Çünkü burada klima yetmiyor. İnsan gerçek rüzgârı hissetmek istiyor.
Yarımada’nın en garip tarafı şu:
Burada kimse sana acele ettirmiyor.
Bir koy görüyorsun, yavaşlıyorsun.
Bir manzara çıkıyor karşına, duruyorsun.
Hatta bazen hiçbir sebep yokken bile kenara çekip sadece denizi izliyorsun.
Çünkü bazı yerlerde yapılacak en güzel şey, hiçbir şey yapmamaktır.
Aşağıda duran tekneler, uzaktan gelen dalga sesi, kayalıkların arasından görünen gün ışığı… Her şey sakin ama cansız değil. Tam tersine, burada hayat bağırmadan akıyor.
Belki de insanın ihtiyacı olan tam olarak bu.
Daha az ses.
Daha az telaş.
Biraz daha nefes.
Yarımada’da yürürken ya da bir yerde oturup kahveni içerken şunu fark ediyorsun:
Şehir insanı sürekli ileri iterken, deniz seni olduğun yerde tutuyor.
Ve bazen bu çok iyi geliyor.
Çünkü herkes bir yere yetişmeye çalışırken, bazı manzaralar sana sadece şunu söylüyor:
“Biraz burada kal.”
Belki gün batımını izlemek için…
Belki sadece düşünmeden durabilmek için…
Ama ne olursa olsun, yarımadadan dönerken insan yanında mutlaka bir şey götürüyor.
Fotoğraf değil.
Bir his.
Sanki birkaç saatliğine dünya biraz daha yavaş dönmüş gibi…
 

DİĞER YAZILARI Faralya Yolunda Kaybolan Düşünceler 01-01-1970 03:00 Ölüdeniz’de Gün Batımını Beklemek 01-01-1970 03:00 Kayaköy’de Sessizliğin Sesi 01-01-1970 03:00 Fethiye’ye Girerken 01-01-1970 03:00 Kahve Molasında Tanımadığın Hayatlar 01-01-1970 03:00 Yolun Seni Çağırdığı Yer 01-01-1970 03:00