Fethiye’nin huzurlu sokaklarında gezinirken, gözlerinizin önünden geçmişin hikâyeleri birer birer geçer. 1923’te Lozan Antlaşması ile başlayan ve zorunlu nüfus mübadelesi sırasında Yunanistan'dan Türkiye’ye gelen ailelerden biri de, Fethiye'nin tanınmış fotoğrafçılarından Şükrü Bey’in ailesiydi.
Şükrü Bey, hem kendi ailesinin hem de Fethiye’nin tarihine tanıklık etmiş bir isim. Onun anlatacakları sadece geçmişin acılarını değil, aynı zamanda bu topraklara dair kültürel mirası ve dayanışmayı da içeriyor. Şükrü Bey, yıllardır fotoğraflarıyla Fethiye’nin geçmişine ışık tutuyor. "O dönemde ailelerimiz, evlerini ve topraklarını geride bırakarak Fethiye’ye geldiler. Buradaki herkes birbirine destek oldu, kültürümüzü ve geleneklerimizi yaşattık," diyerek mübadele yıllarının zorluklarına da değiniyor.
Fethiye’de mübadele ile gelenlerin etkisi büyük oldu. Tarım, ticaret ve sosyal hayat şekillenirken, mübadeleye dair izler de her alanda kendini gösterdi. Fotoğraflar, mutfak gelenekleri ve geçmişten gelen hikâyeler, Şükrü Bey’in ailesi aracılığıyla nesilden nesile aktarılıyor.
Fotoğrafçılıkla Bütünleşen Bir Aile Geçmişi
Şükrü Bey’in fotoğrafçılık serüveni, sadece kendisine ait değil, ailesinin derin köklerine de dayanıyor. Şükrü Bey’in halası Türkiye’nin ilk kadın fotoğrafçısı olan Adeviye, o dönemin zorlu şartlarında evlere gidip fotoğraf çekmiş. Bu cesur kadın, her fotoğraf karesiyle tarih yazmış, bir dönemi ölümsüzleştirmiş. Şükrü Bey ise çocukluğunda bu hikâyeleri dinleyerek büyümüş ve fotoğrafçılıkla ilgili derin bir sevda beslemiş.
Kayaköy, Fethiye’nin mübadele döneminin en önemli tanıklarından biridir. Bir zamanlar Yunan yerleşimi olan bu köy, şimdi terkedilmiş yapılarıyla geçmişin izlerini taşıyor. Kayaköy’deki her taş, her duvar, bir zamanlar yaşanmış hayatların ve kaybolan kültürlerin izlerini barındırıyor. Şükrü Bey, çocukluğunun geçtiği bu köyde, terkedilmiş evlerin, dar sokakların ve eski kiliselerin fotoğraflarını çekerek geçmişi geleceğe taşımayı kendine görev edinmiş. "Kayaköy benim için her zaman çok özel bir yer olmuştur. Her köşe bir zaman tüneli gibidir. Fotoğraflarım, bu topraklarda yaşanmış hayatları ve kaybolan kültürleri kaydetmenin bir aracı," diyor.
Fotoğrafçılıkla Tarih Anlatmak
Fethiye’deki tarihi mekanlar, Kayaköy’den Antik Tiyatro’ya kadar, Şükrü Bey’in objektifinde yeniden hayat buluyor. Fotoğrafları, geçmişin derin izlerini bugüne taşıyan, görsel bir bellek kaydına dönüşüyor. "Fethiye’nin Antik Tiyatrosu gibi yerler, hem tarihsel hem de görsel anlamda benim için çok değerli. O antik yapıyı fotoğraflarken geçmişi hissediyorum, aynı zamanda bugünün izlerini de görmeye çalışıyorum," diyor Şükrü Bey.
Fethiye’nin tarihi, sadece Kayaköy’ün terkedilmiş yapılarından ibaret değil. Fethiye’nin mübadele yıllarının da izlerini sürerek, o dönemin toplumsal yapısını ve kültürünü fotoğraflarına yansıtıyor. Fotoğrafçılığı sadece görsel bir sanat olarak değil, aynı zamanda bir belgeselciliğin aracı olarak görüyor.
Genç Fotoğrafçılara İlham
Şükrü Bey, Fethiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini fotoğraflarken, genç fotoğrafçılara da ilham veriyor. Fotoğrafçılığın sadece teknik bir mesele olmadığını, duygusal bir bağ kurarak, anı yakalamanın önemini vurguluyor. "Genç fotoğrafçılara tavsiyem, fotoğraf çekerken sadece teknik bilgiye değil, duygusal bağlantıya da önem vermeleridir. Bir fotoğraf, o anın ruhunu yansıtmalıdır," diyor.
Fethiye’nin doğası kadar, tarihi yapılarıyla da önemli bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirten Şükrü Bey, bu mirası fotoğraflar aracılığıyla korumayı amaçlıyor. "Fethiye’nin geçmişini fotoğraflarla yaşatmak, hem bu topraklara olan sorumluluğumuzun bir parçasıdır hem de geleceğe taşımamız gereken bir mirastır," diye ekliyor.
Bir Ailenin Hafızası, Bir Şehrin Tarihi
Şükrü Bey’in fotoğrafçılığı, sadece bir meslek değil, bir ailenin ve şehrin hafızasını gelecek nesillere aktarmanın aracı. Fotoğraflar aracılığıyla hem kendi ailesinin hem de Fethiye'nin geçmişini yaşatıyor, bu topraklara dair izleri ölümsüzleştiriyor. Fethiye'nin sokaklarında, Kayaköy'ün terkedilmiş evlerinde, Antik Tiyatro'nun taşlarında sesini duyuruyor; geçmişin acıları ve umutları, fotoğraflarda can buluyor.
Şükrü Bey’in çalışmaları, Fethiye’nin sadece bugünü değil, geçmişiyle de tanınmasını sağlıyor. O, fotoğraflarıyla geçmişin izlerini bugüne taşırken, aynı zamanda bir kültür mirasının korunmasına da katkı sağlıyor.
Haber: Aslı Durgut