Kalp Sağlığında Doğru Tanı ve Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımı: Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile Söyleşi

GÜNCEL - 28-10-2026 23:22

Kalp ve damar hastalıkları, günümüzde farklı yaş gruplarını etkileyebilen ve erken tanı ile doğru tedavi yaklaşımının büyük önem taşıdığı sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle kalp ritim bozuklukları, koroner damar hastalıkları ve girişimsel tedavi gerektiren kompleks vakalar, hastaların yalnızca bir tetkik sonucuna göre değil, bütüncül bir değerlendirme ile ele alınmasını gerektiriyor.

Kardiyoloji alanında girişimsel kardiyoloji, elektrofizyoloji ve kompleks koroner müdahaleler üzerine çalışan Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile kalp sağlığında doğru değerlendirme, ritim bozuklukları, koroner damar hastalıkları ve tedavi sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar üzerine konuştuk.

“Kalp hastalıklarında tek bir belirti üzerinden karar vermek doğru değil”

Kardiyolojiye başvuran hastalarda en sık karşılaştığınız sorunlar neler?

Kalp hastalıklarının oldukça geniş bir yelpazesi var. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma, çabuk yorulma veya efor kapasitesinde azalma gibi şikâyetler kardiyoloji değerlendirmesini gerektirebiliyor. Ancak burada önemli olan, bir belirtinin tek başına ele alınmaması.

Örneğin çarpıntı yaşayan bir hastada yalnızca kalp hızının yüksek olup olmadığına bakmak yeterli olmayabilir. Çarpıntının ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, hangi koşullarda ortaya çıktığı, beraberinde baş dönmesi veya bayılma olup olmadığı ve kalbin yapısal özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Benzer şekilde göğüs ağrısı bulunan bir hastada da ağrının karakteri, eforla ilişkisi, süresi ve eşlik eden diğer belirtiler önem taşır. Dolayısıyla kardiyolojide doğru tanıya ulaşmanın temelinde ayrıntılı hasta değerlendirmesi bulunuyor.

“Ritim bozukluklarında doğru tanı, tedavinin en önemli aşamalarından biri”

Kalp ritim bozuklukları son yıllarda daha fazla gündeme geliyor. Hastalar bu konuda en çok hangi noktaları merak ediyor?

Ritim bozukluklarında hastaların önemli bir bölümü öncelikle yaşadığı çarpıntının nedenini bilmek istiyor. Ancak her çarpıntı aynı nedenden kaynaklanmadığı gibi, her ritim bozukluğu da aynı şekilde tedavi edilmiyor.

Kalbin normal ritminin dışında çalışmasına neden olan çok farklı ritim problemleri bulunabiliyor. Bazıları yalnızca takip gerektirirken bazı ritim bozukluklarında ilaç tedavisi, elektrofizyolojik inceleme veya ablasyon gibi girişimsel yöntemler gündeme gelebiliyor.

Özellikle atriyal fibrilasyon gibi ritim bozukluklarında yalnızca ritmi düzeltmeye odaklanmak yeterli değil. Hastanın inme riski, kalbin yapısal özellikleri ve eşlik eden diğer hastalıkları da tedavi planının içerisinde değerlendirilmeli.

Bu nedenle ritim bozukluğu şikâyeti yaşayan kişilerin, internette okudukları bilgiler üzerinden kendi kendilerine tanı koymak yerine kardiyoloji uzmanına başvurmaları önemli.

“Ritim bozukluğu her hastada aynı şekilde ilerlemiyor”

Ritim bozukluğu tanısı alan hastalarda tedavi süreci nasıl şekilleniyor?

Öncelikle ritim bozukluğunun ne olduğunu ve hastayı nasıl etkilediğini anlamamız gerekiyor. Bunun için EKG, ritim Holter'i, ekokardiyografi ve gerektiğinde daha ileri elektrofizyolojik değerlendirmeler kullanılabiliyor.

Tedavi planı ise hastaya göre değişiyor. Bazı hastalarda düzenli takip yeterli olabilirken bazı hastalarda ilaç tedavisi tercih edilebilir. Uygun hastalarda kateter ablasyonu gibi girişimsel tedaviler de gündeme gelebiliyor.

Burada önemli olan nokta, tedavinin yalnızca ritim kaydına bakılarak belirlenmemesi. Hastanın yaşı, yaşam tarzı, eşlik eden hastalıkları, kalbin yapısal durumu ve ritim bozukluğunun özellikleri bir bütün olarak değerlendirilmeli.

Özellikle İstanbul'da ritim bozukluğu konusunda uzman arayan hastaların, yalnızca bir doktor ismine değil, doğru değerlendirme ve kişiye özel tedavi sürecine de dikkat etmesi gerekiyor. Bu konuda hazırlanan İstanbul Ritim Bozukluğu Uzman Tavsiyesi: Doğru Değerlendirme ve Tedavi Süreci başlıklı içerikte de ritim bozukluklarının değerlendirilmesi ve tedavi sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar ayrıntılı olarak ele alınıyor.

“Kalp damarlarında her darlık aynı şekilde değerlendirilmemeli”

Koroner damar hastalıklarında yaklaşım nasıl olmalı?

Koroner damar hastalıklarında en önemli konulardan biri, damar görüntüsündeki darlık ile bunun kalp kasına olan etkisini birlikte değerlendirmek.

Bir damarda darlık görülmesi tek başına hastanın mutlaka stent olması gerektiği anlamına gelmiyor. Darlığın bulunduğu bölge, damar çapı, darlığın derecesi, kalp kasının kanlanması ve hastanın şikâyetleri birlikte ele alınmalı.

Bazı hastalarda ilaç tedavisi ve risk faktörlerinin kontrolü yeterli olabilirken, bazı hastalarda koroner girişim gerekebilir. Daha karmaşık damar hastalıklarında ise tedavi planlaması çok daha ayrıntılı hale geliyor.

Özellikle kronik total tıkanıklıklar, damar çatallanma bölgelerindeki lezyonlar, yoğun kalsifikasyon veya birden fazla damarın etkilenmesi gibi durumlarda standart bir yaklaşım her zaman yeterli olmayabiliyor.

“Kompleks koroner müdahalelerde deneyim ve doğru planlama önemli”

Kompleks koroner müdahaleler neden diğer işlemlerden farklı değerlendiriliyor?

Çünkü koroner damar hastalığının anatomisi her hastada aynı değil. Bazı damarlar daha kıvrımlı olabilir, bazı darlıklar damarların çatallanma noktalarında bulunabilir veya damar içerisinde yoğun kalsiyum birikimi olabilir.

Özellikle tamamen tıkalı damarların açılması gibi işlemler, standart bir stent işleminden daha farklı teknik ve planlama gerektirebilir.

Bu tür durumlarda öncelikle hastanın koroner anatomisini ayrıntılı şekilde değerlendirmek gerekiyor. Ardından kullanılacak teknik, ekipman ve işlem stratejisi belirleniyor.

Burada amaç yalnızca damarı açmak değil, hastaya en uygun ve güvenli tedavi yaklaşımını oluşturmak.

“Girişimsel kardiyoloji yalnızca stent işleminden ibaret değil”

Girişimsel kardiyoloji denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca stent geliyor. Bu doğru bir yaklaşım mı?

Hayır. Girişimsel kardiyoloji oldukça geniş bir alan.

Koroner anjiyografi ile damarların görüntülenmesinden anjiyoplasti ve stent uygulamalarına, daha karmaşık koroner girişimlerden farklı yapısal kalp hastalıklarına yönelik işlemlere kadar birçok uygulama girişimsel kardiyoloji içerisinde değerlendirilebiliyor.

Ayrıca bir hastanın girişimsel tedaviye uygun olup olmadığına karar vermek de sürecin önemli bir parçası. Her hastaya aynı işlemi uygulamak yerine, hastanın mevcut durumuna göre en uygun tedavi yöntemini belirlemek gerekiyor.

Bu nedenle hastaların tedavi seçeneklerini değerlendirirken yalnızca işlem adına değil, kendileri için neden o tedavinin önerildiğine de dikkat etmelerini öneriyorum.

“Tedavinin amacı sadece o anki şikâyeti ortadan kaldırmak olmamalı”

Kalp hastalıklarında tedavi sonrasında takip neden önemli?

Kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü uzun süreli takip gerektiriyor. Örneğin bir hastaya stent uygulanması, koroner damar hastalığının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Benzer şekilde ritim bozukluğu nedeniyle ablasyon yapılan bir hastanın da işlem sonrasında belirli bir süre takip edilmesi gerekebiliyor.

Tedavinin başarısını yalnızca işlemin teknik olarak tamamlanmasıyla değerlendirmemek gerekiyor. Hastanın yaşam tarzı, tansiyon ve kolesterol değerleri, kan şekeri, kullandığı ilaçlar ve düzenli kontrolleri de uzun dönem sonuçlar açısından önem taşıyor.

Dolayısıyla kardiyolojide tedavi, çoğu zaman tek bir işlemden oluşan bir süreç değil; tanı, tedavi, takip ve gerektiğinde yeniden değerlendirmeden oluşan bütünsel bir yaklaşım.

“Hastaların internette bilgi araması doğal, ancak bilgi doğru yorumlanmalı”

Günümüzde hastalar doktor görüşmesinden önce internetten araştırma yapıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İnternetten bilgi araştırmak artık hayatımızın bir parçası. Hastaların hastalıkları ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi sahibi olmak istemelerini doğal karşılıyorum.

Ancak internet üzerindeki bilgilerin kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmemesi gerekiyor. Aynı tanıya sahip iki hastanın tedavi seçenekleri birbirinden tamamen farklı olabilir.

Örneğin bir hastada görülen koroner damar darlığı için stent uygunken, başka bir hastada aynı bölgedeki darlık farklı bir yöntemle ele alınabilir. Ritim bozukluklarında da benzer bir durum söz konusu.

Bu nedenle internetten edinilen bilgilerin doktorla yapılacak görüşmeye hazırlık amacıyla kullanılması, ancak nihai kararın kişisel değerlendirme sonrasında verilmesi daha doğru bir yaklaşım.

“Hastanın tedavi seçeneklerini anlaması da tedavinin bir parçası”

Hasta-doktor iletişiminde sizin için en önemli nokta nedir?

Hastanın kendisine uygulanan veya önerilen tedaviyi anlaması çok önemli. Hastanın neden bu tetkikin istendiğini, hangi bulgunun değerlendirildiğini, hangi tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ve önerilen yöntemin neden tercih edildiğini bilmesi gerekiyor.

Özellikle girişimsel işlemler söz konusu olduğunda hastaların aklında birçok soru olabiliyor. İşlemin nasıl yapılacağı, riskleri, sonrasında nelere dikkat edileceği ve uzun dönem takip süreci hakkında mümkün olduğunca anlaşılır bilgi verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu iletişim yalnızca hastanın kaygısını azaltmak açısından değil, tedavi sürecine uyum açısından da önemli.

“Her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine doğru tedaviyi bulmak gerekiyor”

Kardiyolojide teknolojinin gelişmesiyle birlikte tedavi seçeneklerinin de arttığını belirten Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, özellikle girişimsel kardiyoloji ve elektrofizyoloji alanlarında hastaya özel yaklaşımın önemine dikkat çekiyor.

Günümüzde koroner damar hastalıklarından ritim bozukluklarına kadar birçok farklı kardiyolojik problem için farklı tanı ve tedavi yöntemleri bulunuyor. Ancak seçeneklerin artması, her hastaya daha fazla işlem yapılması gerektiği anlamına gelmiyor.

Tam tersine, doğru hastada doğru yöntemin seçilmesi daha önemli hale geliyor.

Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme, doğru tanı ve hastanın ihtiyaçlarına göre oluşturulan tedavi planı kardiyoloji pratiğinin temel unsurları arasında yer alıyor.

Kardiyoloji alanında hangi tedaviler uygulanıyor?

Kalp hastalıklarının tedavisi, hastalığın türüne ve hastanın klinik durumuna göre değişiyor. İlaç tedavisinin yanı sıra girişimsel ve elektrofizyolojik yöntemler de uygun hastalarda tedavi seçenekleri arasında bulunuyor.

Koroner damar hastalıklarında koroner anjiyografi, anjiyoplasti ve stent uygulamaları; daha karmaşık damar problemlerinde ise ileri koroner girişim teknikleri değerlendirilebiliyor. Ritim bozukluklarında ise ritim takibi, elektrofizyolojik değerlendirme ve uygun hastalarda ablasyon tedavileri gündeme gelebiliyor.

Kalp hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik farklı uygulamaların bir arada değerlendirilebildiği Tedaviler bölümünde, kardiyoloji alanındaki tedavi yaklaşımları hakkında daha ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

“Kalp sağlığında düzenli kontrol önemli”

Söyleşinin sonunda kalp sağlığının korunması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, kalp hastalıklarının yalnızca şikâyet ortaya çıktığında ele alınmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Özellikle ailede kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan, tansiyon veya kolesterol problemi yaşayan, diyabeti olan, sigara kullanan ya da fiziksel aktivitesi düşük kişilerin kardiyovasküler risklerinin düzenli olarak değerlendirilmesi önem taşıyor.

Bununla birlikte göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, açıklanamayan çarpıntı veya efor kapasitesinde belirgin azalma gibi yeni ortaya çıkan belirtilerin de ihmal edilmemesi gerekiyor.

Kalp sağlığında erken değerlendirme, risklerin belirlenmesi ve gerektiğinde uygun tedavinin zamanında başlanması uzun vadede önemli bir fark yaratabiliyor.

Kalp sağlığında doğru yaklaşım kişiye göre değişiyor

Kalp hastalıklarının tanı ve tedavisinde günümüzde çok sayıda seçenek bulunuyor. Ancak bu seçeneklerin tamamının her hasta için uygun olduğunu söylemek mümkün değil.

Ritim bozukluğundan koroner damar hastalıklarına, girişimsel tedavilerden kompleks koroner müdahalelere kadar her alanda hastanın mevcut durumu ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli ve tedavi planı kişiye özel oluşturulmalı.

Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu'nun yaklaşımında da öne çıkan temel noktalardan biri bu: Doğru tedaviyi belirlemek için öncelikle hastayı ve hastalığın özelliklerini doğru anlamak gerekiyor.

Kalp sağlığıyla ilgili bir şikâyetin değerlendirilmesinden ileri düzey bir girişimsel tedaviye kadar uzanan süreçte doğru tanı, doğru planlama ve düzenli takip, başarılı bir tedavi sürecinin temelini oluşturuyor.

Günün Diğer Haberleri