ZEHRA ATCI

zehraatci48@hotmail.com 21 Ocak 2019 Pazartesi 12:48 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ZAMAN GEÇİYOR...

Her anın değerli olduğu zaman diliminde, o anı ve zamanı bir şey yapmıyor olarak yada daha doğru bir tabirle verimsiz ve boş geçirmek, belki de israfların en büyüğüdür. 
   
Gelecek kaygısı ve bundan dolayı olan "acaba en kötü ne olur" endişesi, her şeye zaman ayırıp verimli ve zevkli zaman geçirebilmek için plan yapma gereği, kendimiz ve değerlerimiz bakımından zarar görme korkusu, bize geleceğe yönelik veya yakın geleceğe dair, sağlam adımlar atmamız gerektiği düşüncesini verir. Bunun temelinde ise "ilerleyen zamanlarda nasıl yaşayacağız ve seçimlerimiz bizi nasıl etkileyecek" soruları yatar. Çevreden gelen veya maddi olarak bizi kısıtlayan durumlar her ne olursa olsun, aşılmaz dediğimiz şey bunlar değil , henüz kendimizdeki bir şeyleri ve karar aşamasını aşamamış olmamızdır. Bizim bu konuda kendimizde aşamadığımız en büyük zaafımız ise "ne yapmam gerekiyor" ile "ilerisi ne olur"a hala bir cevap bulamamış olmamız. Ve bir şekilde yerimizde saymamıza sebep oluyor bu iki soru.
    
Yaptığımız eylemlerde ve seçimlerde sağlam, dikkatli ve planlı adımlar atmamız doğrudur. Fakat iş, endişe, korku, bazen de mükemmelliyetçilik ve hata kabul etmeme ile fazla sorgulamaya doğru gittiğinde, bu hiçbir şey yapamamaya dönüşür. Kararsızlık ve isteksizlik, bu yerinde saymayı tamamiyle kapladığında ve ruhunuzu sardığında, yapamayacaklarınızı, yapabileceklerinizi yada yapamadıktan sonra nasıl yapamadığınızı öğrenip, daha iyisini yapabileceklerinizi, yapmamış olarak kalırsınız. Yapıp yapmamak konusunda fazla sorgulamaya başladığınızdan ve adım atmaya cesaret edemediğinizden, aklınızı meşgul eden şeylerle geçirdiğiniz zaman ve bunun sonucunda bile hala bir şey yapmamış olmanız; yanlış yaptıktan sonra doğrusunu sorguluyor ve yapmaya hazırlanıyor olmadınızdan daha fazla ve daha gereksiz bir zaman kaybı emin olun.
 
Bir insanın yanlış veya doğru bir şey yapacağı durumu kendi seçimidir. Yukardaki durumları düşünebilen insan zaten bunun kararını verebilme yetisine de sahiptir. Bu yüzden bir şeylere; çevreden etki eden, hayatınızda olan veya olmuş insanlardan kaynaklı olan , kendi içinizdeki bazı şeylere ve yıkılmamış duvarlarınıza ve halihazırda sizin dışınıza örülen yeni duvarlara hapis kalmadan adım atın. Kişinin yaptığı zarar veya fayda, doğru veya yanlış, iyi veya kötü her şey kendi seçimiyle olacağı için, karar verme aşamasıdayken de, yaparken de sonucu da onunla alakalıdır. Bu sebeple yaptıklarınız sizsinizdir/sizindir. Bunları sürekli tekrarlamak değil mesele. Öyle olursa, alışılagelen bir şeyle hareket eder ve kendinizi bir tek şeye bağlı kılarsınız. Hiç yapmamakta değil konu. O zaman da neyi yapamadığınızı veya yapmamanız gerektiğini öğrenemezsiniz. 
   
Bir şeyler birilerinin size yap ya da yapma demesiyle olmaz. Sizin "yapacağım, yapmalıyım" yada "yapmamalıyım" demenizle olacaktır.  
 
 Benim görüşüme göre, insanlar farketmese de, istisnalar yada nadir olan şeyler dışında, sevdikleri insanlar dahi olsa da, birilerinin onlara verdikleri komutlarla değilde, kendilerine söyledikleri ya da söyleyebildikleri komutlara göre hareket ederler. Çünkü bir şeyi kendinize söylediğinizde düşünsel ve ruhsal olarak buna odaklanmış ve yapmaya hazır oluyorsunuz.
   
Bazı şeyler için çok fazla zaman harcamayın. Bir an önce yapmaya başlayın. Zaman geçiyor. Karar verdiğinizde yapma şansınız olmayabilir. İmkanınız olmayabilir. O an yapmayı düşündüğünüz şey, size faydalı ve iyi bir şey ise, sonra fikriniz değiştiğinde yaptığınız şeyle onu kaçırabilirsiniz. "Ne yapmam gerekiyor" ve "ilerisi ne olur" diye bir süre düşünüp belli bir fikre sahip olduktan sonra artık eyleme geçin. İmkanları kendiniz yaratın. Tekrar başa dönmeyin. Kaybetmek için fazla zaman yok. Artık bir şeyler yapın.
 
198 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR