ZEHRA ATCI

zehraatci48@hotmail.com 03 Mayıs 2019 Cuma 16:33 DİĞER KÖŞE YAZILARI

OFRİS

Bir can sürekli bizi anmış.
Ölü toprak gibi serpelenmiş kalmış.
Bir esinti kulağımızda yankılanmış.
Su kenarı sazlıklar, gizli sırları dinlemiş. 
Su perileri, kurak topraklarda bir kez daha inlemiş.
Bedenin sıkıştığında akut olan sancılar, 
Beynini tokatlayan küfürleri törpülemiş.

Umursamazca koşan ayaklar,
Şimdi adım atamaz; yerinde kalmış.
Güzeliği yansıtan aynalar,
Kendini, kendine tüküren yüzlere bırakmış.
Bir teli çekilse acıyan saçlar,
Kendini bir avuç çamurlu ele atmış.
Kalp coşmayı bırakmış.
Kulak duymaktan caymış.
Kelimeler dışarı çıkmaktan korkar olmuş.
Geçmiş soyulmuş, gelecek donmuş.
An bitmiş, beyaz kirlenmiş.
Yerden yükselen otlar,
Terini ayaklarımıza silmiş.
Güneş öfkesinden yakmaya başlamış.
Kahkahalar bile artık, yüzlere yakışmamış.
Küçük şeyler, küçük iğne uçları gibi,
En hassaslara batmış.
Şaşmış, afallamış; 
Bir asrı taşıyabilecek varlık.
Oysa kendi de kendini devam edebilir sanmış.

Dile bağlanan prangalar, kendi zindanında hapis;
Özgürlüğe ramak kala, baharda kurumuş ofris.

En derin, bir akşamüstü,
Yalnızken duyulur,
Sakince esen rüzgardan,
Şarkı söyleyen ıslık.
Süslenmiş ay bu gece.
Hüznünü saklamak için,
Daha bir sönük, 
Ondan gelen ışık.
Yeis ile yorgun,
Pembeye çalıyor, yüzündeki allık.

Sayfalar ve zamanlar, beraber biterler.
Giderken yanlarına aldıkları,
Karşı koymak istemeden, sıkıca tutan eller.

Bir kavistir bitmek bilmez, ucu hep aynı yere çıkan.
Bir tarafı dibi görünmez uçurum, bir tarafı göğü delmiş dağ. 
Baş döndürür, mide bulandırır, yorgun düşürür;
Tüm reddediş ile sonkez dönülen virajlar.

Her şeyi baştan başlatacak,
Küçük bir şey vardır anlık.
Bir pisliğin şeytanı olmuş, aranılan saflık.
Zoraki suskunluğu bozdurmayan ağızlık,
Şimdi tüm kelimeleri boşlukta dağıtmış.
Yerimize tüm kainat bir şeyler saymış.
Gün-aymış,
Bize hâla zifiri karanlık.
101 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR