ZEHRA ATCI

zehraatci48@hotmail.com 01 Mart 2019 Cuma 19:23 DİĞER KÖŞE YAZILARI

KENDİNİZE OLAN BORCUNUZU ÖDEYİN

Bir şeye, tüm zihnini, aklını bedenini yada eylemlerini vermiş olabilirsin, ama ruhunu adamadıysan sadece boş bir şekilde yapmış olarak kalırsın.
 
Sana verdiği, sende bıraktığı, senden aldığı ya da sana kattığı ne varsa anlamsızlıktan ibaret olur. Bunun iyi yada kötü bir şey olması farketmez. Bizim yorumlamamız gereken bu değil. Kendi içinde ve aynı zamanda senin içinde bir anlamı var mı diye bak olan şeyin.  Kendin bir anlam yaratmaya çalışma. Bunu başarsan da sonrası için kalıcı olmayacaktır. Duygusuzca ve amaçsızca harcadığın boş zaman kalır geriye. Her dakikasını sorgulayarak geçirdiğin bir şeyin duygusuna erişmeyi nasıl başarabilirsin ki? Peki "Bu şeyi neden hâla yapmaya devam ediyorum ?" sorusu sararsa seni? "Nasıl olmalı?" lar kafanda dönüp durursa? "Yapıyorum bari bir faydası olsun."un peşinde koşarken kaçırdığın anlar? Kendini vermediğin her şeyde bırakmayacak peşini bunlar. Sudan çıkarılmış balığın çırpınışlarından sonraki anlamsız sakinliği gibi bakacaksın etrafa.  Ve sana sağladığını düşündüğün yada sana farkettirdikleri olsa bile özümseyemeyeceğin için hayatta tutabileceğin hiçbir şey kalmayacak eline.
 
İçinizdeki isterse siz istersiniz, sizin istediğiniz onun isteğidir. İçinizdekinin ne istediğini bilmek o kadar zor değil. İstediğinizi sandığınız şeyi her yapışınızın ardından , canınız sıkılıyorsa, üzülüyorsanız, sizi mutsuz ediyorsa, nefrete sürüklüyorsa ,midenizi bulandırıyorsa ve acıların hafiflemesi amacıyla yaptığınız bir şey, aksine size acı veriyorsa, olmaması gereken bir yol yaratmışsınız ve ordan yürüyorsunuz demektir. Hayatımızda doğru yollar ve seçenekler bize sunulmuştur. Fakat biz insanlar sunulan yerine kendi yarattığımız seçeneklerden devam etmek isteriz bazen. Bu durumda bize güzel seçenekler ve yollar verilmiş olsa bile bize kendi yarattığımız yanlış daha yakın gelir. İçine girdiğimizde ise çıkmamız hiç kolay olmayabilir. Çünkü kendi yarattığınız birşeyden kolayca vazgeçemezsiniz.

Ruhunuzun istediği, istemediğinin tam aksidir. Mutlu olmanın hedeflendiği yaşamda , sizi mutsuz eden şeyleri tekrarlayarak, mutlu olma ümidiyle, mutsuz olmaya devam etmeniz, başka bir yolu size gösterebilecek olan ruhunuzu, şiddetle bastırarak hapsetmiş olmanızdan kaynaklanan bir ikilemdir.
 
Önce ruhunuzun ne istediğini sorun ona.Zihniniz, aklınız, düşünceniz, bedeninizi, eylemleriniz ve geri kalan ne varsa, zaten bunu yapmaya çalışacak ve buna göre şekillenecektir. Aldığınız her kararda, girişeceğiniz her işte, hissedeceğiniz her duyguda, kuracağınız her hayalde, ruhunuzun yani asıl sizin de elinden tutun. Bahsettiğim ruh sizi nefrete sürükleyen değil, henüz karanlığa bulanmamış haldeki ruhunuz. Çünkü asıl olan odur. Onunda size bir şeyler katmasına izin vererek, katı kurallarla onu susturmayın. Diğeri bir şeylerin etkisinden sıyrılamayan, sade kalması gerekirken mutsuzluğa bulanan, hiçbirşeyi düzeltemeyeceğine inanan ve sizi de buna inandırıp olduğunuz yerde saydıran ruhtur. Onu kendinizden uzaklaştırın. 

Bir sarmala kapılıp, durmaksızın aşağı doğru kaymadan önceki ruhunuz, sizin hangi yoldan ilerlemeniz gerektiğini bilir. Sizi kendinizden daha iyi anlar. O özünüz ve başınızdır. Saflığından kaynaklanan alınganlığı, somurtkanlığı, şaşkınlığı ,nazı ve çocuksuluğu, çok çabalar ama beklediğini sizden alamazsa, diğer ruha teslim olur, sizi üzmek için olmaması gereken türlü yollar açar ve durumlar yaratır.  O zamanda o durumları size kendiniz sandırır ve bazen olduğunuz şeyden nefret ettirir. Bu yüzden ona istediğini verin. İçinizde türemeye çalışan siyah ruhları tek başınıza değil hâla insan olup insanlıkla kalabilmenin ruhuyla, onunla birer birer bitirin.

Şimdiye kadar huzurlu olduğunuz ve güzel gülebildiğiniz zamanların hatrına... Sevdiklerinizin sizi iyi gördüğünde iyi hissedeceklerini ve iyi olacağını düşünerek, onların sevinci hatrına...Özlediğiniz insanların yanındayken yaşadığınız mutlulukları hatırlamak, o mutlulukları tekrar yaşayabilmek ve onları tekrar kendinize yakın hissetmek  adına...
Ve hâla, kendinize dahi söyleyemmiş olsanızda ; sizi bu güne kadar getiren kararlılığınıza, hâla yaşıyor olmanızın sebebi olan aklınıza, tüm fiziksel acılara katlanarak devam etmenizi sağlayan bedeninize, bunalımınızı, çöküşünüzü tüm varlığıyla kaldırmaya çalışan gücünüze, sizi hiç yalnız bırakmayan çevrenizdeki değerlilerinize, yol arkadaşınıza, size elini uzatan dostlarınıza, karanlık ruhunuzla boğuşurken sizi yalnız bırakmayana, sizi çepeçevre sarabilmek için sizden bi cesaret bekleyen beyaz ruhunuza, ve kendinize, bir borcunuz varsa, bunu gecikmeden ödeyin.

Elinize bu fırsat geçmişken değerlendirin. İnsani değerlerle beslenen ruhunuz ,size birşeyleri farkettirmişken, farkettiğiniz güzelliklere yoğunlaşın, aydınlığınızı beslemeye ve onu büyütmeye çabalayın; karanlığın ruhu sizi tekrar bir kaosa sürüklemeden..
 
157 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR