ZEHRA ATCI

zehraatci48@hotmail.com 31 Ocak 2019 Perşembe 13:47 DİĞER KÖŞE YAZILARI

HER RENGİN KENDİNE ÖZGÜ BİR HİKAYESİ VARDIR...

Her rengin kendine özgü bir hikayesi vardır, ya da onlara yakıştırılmış bir masalı ve duygusu...     

Kırmızıya tutku derler mesela yada aşk. Pembe çocuksudur, neşedir, sevecenliktir, maviye özgürlük, yeşile tabiat diyebilir insan. Sarı hasreti ve hüznü temsil edebilir.
   
Renklerin bazıları birbirine bulanarak ortaya çıkar, bazılarının varlığı başka birkaç renge bağlı olabilir, kimileri diğerlerini hiç kabul etmez, karışınca tanımsız iğrenç bir görüntüye bürünebilir. Bazıları diğerlerini açar, birkaç farklı isimle tonlayabilir, bazıları da öbürlerini kapatıp koyulaştırabilir. Hepsinin ayrı bir duygusu ve temsil ettirildikleri kavramları varken, hepsinin birbiriyle olan bambaşka hikayeleri de vardır.

Bu hikayelerden en özeli ise siyah ve beyazın hikayesidir.
   
Zıtlığın birleşiminden doğan geniş kapsamlı ifadeler. Siyah ve beyaza yanyanayken ne tanımlar yakıştırılamaz ki? Kendi başlarına bir tanım koyarsanız, beyaza masumiyet saflık veya temizlik diyebilirsiniz. Siyaha ise kendine has istediğiniz tanımı koyabilirsiniz. İkisi yanyana iken yani "siyah ve beyaz" iken ,  kapsamı geniş ifadeleri bünyesi altında toplayabilirler. Birkaç duygu, his, gerçekler yada başka bir şeyi değil de, bunları ve daha birçok şeyi iki farklı başlık sıfatıyla ama bir bütün olarak yan yana getirebilir.
   
Diğer renklere ve renk olarak onlara yakıştırılmış hikayelerin dışında, birbirleriyle olan bağları ise apayrıdır siyah ve beyazın. Masumane beyazın gücü siyahtan, karanlık siyahın duygusu beyazdan gelir. Birbirlerine destek olmak için varolmuş gibidirler. Ya da bir diğerine bulanarak kendini farkedebilmek gibidir ilişkileri. Bir siyah karanlıkta kendini farkedemeyebilir, bir beyaz ise aydınlıkta varlığını göremeyebilir. Zıtlığın birbiriyle bağı mı olur demeyin. Her zıtlığın bir üyesi, aksi varsa varolabilir, bunu hiç unutmayın.
   
Gündüzün içindeki karanlık, gecenin içindeki aydınlık misali. Aydınlığa beyaz sürmenin bir manası yoktur. Kendinde varolan onda sadece kalabalık yapar. Karanlıkta da siyah görünmez zaten. Bir siyah bir beyazı kirletebilir, bir beyazın bir siyahı lekeleyebileceği gibi. Zaten sadece bu ikisi birbirine bunu yapabilir. Bu yüzden siyah ve beyazın bağı özeldir. Diğer renkler siyahta kaybolur, beyaz ise gözlerini kamaştırıp kör eder yada onları açarak varlıklarında ve isimlerinde değişime neden olabilir , belki de bu sebeplerle yaklaşamazlar ikisine de diğer renkler.  Bundandır ki siyah ve beyaz diğer tüm renklerin üstündedir.
   
Fakat her hikayenin üzücü yada kötü tarafları olabilir. Bambaşka iki tane renk iken, yan yana olsalar da ne kadar bir bütün olabilirler ki? Eğer "kendiyle birlikte onunla da olmak" istiyorlarsa bir ortak nokta bulmaları gerekir. Diğer hiç bir renk için değil, kendileri için ve bir olabilmek için.Bu çok acıtabilir. Güç ikisindeyken, ikiside temel ve özelken, hangisi bir diğerinin himayesi altına girebilir ki? Ne demiştik başta, renklerin de bir takım duyguları vardır. Bunlar belki isimlendirildikleri günden beri, belki de insanların kalıplaştırarak, her o renk ismi geçtiğinde anımsadıkları, ifade ettikleri kavramlardan sonra oluşmuştur kim bilir.
   
Üzüntülerini ve acılarını, gizli kalmış duygularını ve mutluluklarını, eksikliklerini ve fazlalıklarını , renkler dünyasındaki yerlerini, iyi veya kötü tüm taraflarını bilen yeni bir renk çıkar ortaya ve bulandırır ikisini birbirine. İmkansızı yok edebilen, yeni bir hikayeyle birlikte çıkar o renk. Kurtuluş rengidir belki de ikisi için, mutluluk ifadesidir. Apayrı isimleri ve hikayeleri varken, yan yana duramamanın kasvetini dindirecek olandır. Bulanarak "yeni bir hikaye "  olabilmenin adıdır siyah ve beyaz için.
Siyahın ve beyazın; bulandırıcı,güçlü, gizemli, ağırbaşlı, belki sevimsiz, belki karmaşık ama ayrılığı ve ikisi arasında kırılamayan duvarları yok edebilecektir bu renk. Kendine kolayca yer bulamayacağını bilse de, siyah ve beyaz arasındaki bu ayrılığı bitirmek için varolur o.
   
Kendi koyar ismini, renk dünyasına rest çeker. Yakıştırmalardan ve kavramlara sokulmaktan bağımsız dünyaya gelir. Hanginiz 'o renk' e bir kavram bulabilir ki? En fazla kaosa benzetirsiniz, kasvet dersiniz, bulanık dersiniz, sevip sevmemek arasında kalırsınız. Bunlar da, beyaz ve siyahın arasındaki acı verici, ayırıcı duvardan etkilenerek kendine aldığı sıfatlardır zaten.
   
"Varlığım ve ismim siyah ve beyazdandır" der. "Onlar dışında apayrı bir şeyi ifade edemem."  "Kimi ifade ettiklerim ise, onların kendi başlarına temsil ettiklerinden öte geçemez."
    
O renk ise 'gri' der kendine.
189 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR