ZEHRA ATCI

zehraatci48@hotmail.com 07 Haziran 2019 Cuma 18:41 DİĞER KÖŞE YAZILARI

CEZA SİSTEMİ 2 (EN AĞIR CEZA)

Daha önceki haftalarda yazdığım bir yazımda bir ceza sistemi felsefesinden bahsetmiştim.

Bu felsefeye göre "bir kişiye verilebilecek en büyük ceza,onun en sevmediği şeyi ona yapmaktır" düşüncesiydi. Bu hafta da bu sistemin ilki kadar önemli olan başka bir felsefesinden söz edeceğim.
  
 Yaşamda olumsuz olan, bize zarar veren, üzen, rahatsız eden ya da engel olarak gördüğümüz her şeye, onu bastırmak ya da yok etmek için bir şeyler üretiriz.
Bizi memnun eden tüm eylem ve duygulardan önce en başta acı sorgulanmış ve anlamlandırılmıştır. Bundan sonra ise bu rahatsız edici şeyi, ne olduğuna göre, uzaklaştırmak için çözümler üretilmeye başlanmıştır. Yani aslında şuan ürettiğimiz varettiğimiz herşeyin evvelinde, bir sorun bir olumsuzluk ya da acı vardır. Bu durumda acının bizi yönlendiren-şekillendiren bi etken olduğu açıktır.
     
Çok basit bi örnekle ifade edeyim.Parmağın kesilmesinden kaynaklanan acı mı, yoksa onu kapatmaya çalıştığımız bir yara bandı mı daha gerçektir? Ya da hangisi insan üretimi bi çözüm yoludur? Rahatsız eden hangisidir?
  
 Hoşumuza giden, memnun eden ve faydalı şeyler bizi rahatsız etmediğinden bunları yok etmek için bir yol aramayız. Hatta çoğu zaman arttırmak için de bi yol aramayız. Hoşumuza giden şeylerin o an az da olsa olması bize kafi gelir. Fakat acının, en büyük ya da en küçük hali bile bize "bir daha bununla nasıl karşılaşmam, bunu nasıl bir daha yaşamam" düşüncesiyle çözüm yolu aramaya yöneltir.
   
Bahsettiğim acı sadece fiziksel acılar ya da yaşamda deneyimlenmiş ve biriktirilmiş olan acılarla sınırlı değil tabi. Aslında bize etki edebilecek acı da fiziksel değil zihinsel acılardır. Zihinde yada pskolojide kendine yer edinmiş acılar, bizim üzerimizde ve bizi şekillendirmede daha çok rol oynar. Şu bi gerçek ki fiziksel acıları zihinle yok edebilir ya da yok sayabiliriz. Ama acı zihinde ve pskolojideyse bunu fiziksel bir hareketle ya da eylemle çok kolay yok edemeyiz. Bazen etsek de buna çabalayan zihin, birini yok ederken başka bir problemi türetir farketmeden.
   
Zihin ve acı.
Evet asıl mesele bu ikisini birleştirmekte. Ufak bi sebebiyet verilse bu ikisi birleşmek için o kadar hazır ki, belki de insana etki eden bu iki şeyin, birbirlerine kendilerini yakın hissettiklerini ve harmanlanmada çokta zorluk yaşamayacaklarını söyleyebiliriz.
   
Dışarıya gösterdiğimiz hareketler ve hatta dışarıda yaşadığımız tepki ve duygular zamanla şekillenerek birşeylerle birleşerir, bizim üzerimizde yer alarak tavır adını alır. Fakat biz bunları bile dışarıya, bulunduğumuz çevreye göre seçeriz yada seçtirilirler. Bu yüzden bunlar aslında yapay, gerçek olmayan,  "olması gereken yada olmasını istediğimiz" hallerimizdir.Fakat acı ve zihinsel süreçler- düşünceler bizle birlikte varolan gerçeklerdir. Ve bunları biz göstermedikten sonra dışarıdan sıradan birinin istemesiyle ortaya çıkacak, farkedilecek şeyler değillerdir. İşte bu ikisi dışarıdan bağımsız olduğu için, üzerlerinde yoğunlaştığımızda, birşeye göre iyi, güzel, olumlu olmak için şekillenip etki altında kalmazlar.Yani olduklarından farklı olmaya çalışmazlar. O yüzden gerçek yada gerçeğe en yakındırlar. Onlara ulaşabilecek ya da ulaştığında en çok etkilenecek kişi ise ona sahip olan kişidir. Bu kişiye ait birşeydir benzeri olsa da tıpatıp aynısı asla olamaz.
 
   
Ceza sisteminin ikinci felsefeside bunu içeriyor. Bu gerçekliklerle kişiyi başbaşa bırakmak; ya sadece kendi olarak ya da bunun gerçekleşmesi için sebepler yaratarak yanında eşlikçi olarak. Kişinin içinde bulunduğu zihinsel süreç ve pskoloji kendi dışında biri tarafından yönlendirilebilir. Yönlendirmeyle teşviği aldığında ise bunun nereye varacağına bilinçsizce o sebep olur. İşin kötü tarafı ise bu geçişte asıl etkilenmesi gereken dışında buna sebebiyet veren de, vermek istediği zihinsel acının içine kendisi de girebilir. Çünkü, "daha çarpıcı ve sarsıcı nasıl olabilir" diye düşünen bir zihin, ister istemez buna kendisi de dahil olur. Bunun sebebi ise yine bu iki gerçeklikten kaynaklıdır. Kaçınılmaz olması ise, bunların dışarıya göre şekillenen bir şey olmak yerine, bizim tavır ve karakterimizi belirleyen iç gerçekliklerden birisi olmasındandır.
   
Bu durumda insanı herşeyden bağımsız, o âna kadar ki zihninde kalan ve düşünebileceği her şeyden mahrum bırakılmış hale getirmek, bu "ceza sistemi"nde işe yarayacak en temel unsurdur.
 
Bunun gerçekleştirilmesi için zihinsel oyunlar ve aldatmacalarla bir takım eylemler gerçekleştirilir. Düşünsel karmaşaya sebebiyet verme, sorgulama hakkını elinden alma,belirli bir istek doğrultusunda  bunu sistemle harmanlayarak uygulamak, ruhsal değişime sebep olacaktır. Zaten bu sisteminde gerçekleşmesini istediği şey tam olarak budur. Yaşanmış ve daha önce deneyimlenmemiş zihinsel ve fiziksel sürecin dışında, dış dünyaya ait başka bir durumdan ya da tüm durumlardan ilginin kesilmesini sağlamaktır.

   
Öze, içe, geçmişe, gerçekliğe, güçlü etkinin en çok hissedildiği doruk noktaya ulaştırmaktır. Ve burda o kişiyi hapsetmektir. Bu şekilde istenilen bir şeyi öğrenmek, istenilen duruma yönlendirmek, ya da istenilmeyen durumu yapmasına engel olmaktır.
102 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR



     Aktif Anket Yok...