ZEHRA ATCI

zehraatci48@hotmail.com 05 Ocak 2019 Cumartesi 15:14 DİĞER KÖŞE YAZILARI

BÖYLE BİR BİNAYIM BEN ,DİĞER YIKILMIŞ HARABELERE BENZEMEM

Kalemliğimde duran kalem. Duruşundan anlıyorum ki  mürekkebini akıtmaya ihtiyacın var. Ama boş bir akış değil bu. Her kağıda sürtünüşün bir anlamı olmalı. Ve bu anlamı çıkartacak seni kullanmayı bilen bir el istiyorsun. Seni kırıyorum bir başka şekilde ve renkte elimde buluyorum yine seni. Yazayım mı? O zaman gel. Başka türlü susturamam seni düşüncelerin temsilcisi. Parmaklarım arasında yerini al. Isıt mürekkebini ve ucuna doğru başla akıtmaya:
    Ben kapısı penceresi olmayan kırık dökük bir binayım. Ama tek başıma yıllara meydan okuyup parçalarımı kaybetsem de ayakta kalmışım. Enkazım ve pisliğim altında yaşamayı göze alamayanın ayak izlerini merdivenimde istemem. Rutubetin soğukluğunu içine çekeceksin. Mükemmel bir yatak yok, sana hiç yok, yere uzandığında dökülen parçalarım ve tuğlalarım sırtına batacak. Çok odalıyım birkaç da salonum var. Bir çatı bir de bodrum katı. Her yer birbirine benzeyecek, içimde kaybolacaksın. Ama sen yine de bütün duvarlarıma hayranlıkla bakacaksın. Pislik içindeki, kapağı kırılmış, bozuk tuvaletim, en huzur bulduğun yer olacak. Mutfağa girdiğinde tezgahı bile olmayan boş bir odayla karşılaşacaksın. Çatıma çıkmana izin verebilirim, zaten her yeri açık. Ama bodruma inmeye çalışırsan; sallanmaya başlarım, kendimi yıktığım gibi bir ton ağırlığımla da senin üzerine yıkılırım! 
    İnsanların üzerime boyalarla yazdıkları, kimi zaman bıçaklarla kazıdıkları dertlerini dinlemişim.  Koridorlarımdan geçen açlık kokan nefesleri içime çekmişim. Korkuluklarıma inen her yumruk ve tekmede sessizce onları izlemişim.  Ha bir de imkanım olsa da kapılarımı kapatıp duymasaydım dediğim çığlıklar var, çeşmesi kopup taşları dökülmüş banyomdan gelen. Unutulmuş ve bırakılırken yırtılıp parçalanmış kıyafetler var, arka bahçemde  kalan.  Çatı katımda yapılan, balkonumda konuşulan tehlikeli planları dinledim konuşamadan. Sadece demirlerinden oluşan bir yatak var oturma odamda. Benim iznim olmadan onu buraya almışlar. Yatak odamın bir duvarı yok çünkü. Göçtü. Soğuğu ve yağmuru en çok orası alıyor. Üzerine atılmış kağıt parçalarında yatan çocuklarım var. Bir keresinde birisi yanındakine "Bu pencereyi neden yukarı yapmışlar, nasıl açacaktı insanlar bunu..." dediğinde, orda pencerem olmadığını söyleyecek onların anlayacağı bir dilim yoktu.. Kimsenin görmediği gözlerimi kapattım. 
    Tanrıya yakarışları duydum! Sitem edilen insanlara atfedilen küfürleri...  Yalnızların yakınmalarını besleyen gözyaşları, benim zeminlerime aktı!        Böyle bir binayım ben. Diğer yıkılmış harabelere benzemem!  Bana bunların aksini söylediğinde, olduğumun daha iyisi olduğumu hissettirdiğinde, senin istediğini yapacağız. Beni yıkmanı isteyeceğim. Başka türlü olmaz, olursa, içime penceremden bakmak istesen bir tuğlamı kafana indiririm! Çünkü bir kez harabe bir bina olarak her şeye karşı dik durmaya başladığında ,son tuğla parçana kadar var olmakta çabalamak zorundasın. Ama sen kapısını her canlının pislettiği pislik bir evin kapısına pislik sürmeye çalışıyorsun. Bu en büyük hatan. 
Önce temizleyeceksin!
 
233 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR



     Aktif Anket Yok...